
Yaşamımda yengeç burcu insanlarının yeri çok farklıdır. Önemli izlere sahip olan, kimi altın harfle kimisi siyah bir çizgiyle yazılmış yengeçlerle dolu ömrümün derin vadisi. Kimi ölmeden üzerine toprak serpilmiş, kimisi kar, boran tipiye inat bahara ulaştırılmış, yeşertilmiş, kimisi bizzat ölmüş, erkenden hayata veda etmiş, kimisi onca hatasına rağmen her defasında affedilmiş, kimi kandırmış, kimi kullanmış, kimi korkmuş kimi kaçmış, kimi sarılmış bırakmamış, kimisi istenmediğini anlayamamış, kimisi bahanelere sarılmış kimisi canıma yoldaş, ruhuma eş olmuş. Kimi dost, kimi yol arkadaşı kimi de aşk olmuş. Kimisi durup durup yeniden yakınlaşmaya çalışmış, kimi yengeççe yan yan kaçmış, aslında aynasından, aynasında gördüğü kendinden korkmuş kaçmış.
Sorsalar en çok hangi burç hakkında gözlemleriniz isabetlidir diye, genel yorumları sevmiyorum ve yapmıyorum da, lakin bir tek derim ki yengeçlerdir, yaşayarak tecrübe edinilen şey, tutarlı bilgidir.
Bu yazı özellikle 22 Haziran- 30 Haziran arası doğan yengeçlere ithafendir, yengeç burcunun ilk ondalık dekanında dünyaya gelen tüm yengeçleredir.
Pluto 26 Ocak 2008 tarihinde oğlak burcuna geçiş yaptı, yay burcuna yaptığı retroların ardından tam anlamıyla 27 Kasım 2008 itibariyle oğlak burcundaki yolculuğuna başladı (2008-2024), Satürn ötesi planetler evrenseldir, daha çok yaşadığımız çağla ilintilidir, bireysel olarakta evren bütünlük içindedir, her şey birbirine bağlıdır, insan ve eylemleri – doğadan aldığı ve kattığı = zamanın ruhu.
Pluto (hades) mitolojide yer altı tanrısı, cehennemin bekçisi, otorite, çürüyen şeyler, ölüler, yaşam ve doğum, dönüşüm, zehiri zehirle arıtmanın, acıtarak şifalandırmanın, gizliliğin en derinin, bilinçaltımızda kalan korktuğumuz her şeyin, kontrol etme, güç kullanarak baskı yaratmanın. Manipülatif olayların söz sahibidir. Pluto etkisi sinsidir, ilk etapta etki oluşmaya başladığı o ilk anda hissedilmez, yavaş yavaş eker tohumlarını, geçmişle, eski olan ve hala sarıldığınız inat ettiğiniz kangren olmuş neyiniz var ise eline bıçak alıp bir anda kesip atmaz, kendinizin farkına varmanız için sizin üzerinizde bir baskı yaratır, şifa verecektir ve bu şifası hiçte öyle kolay gelmeyecektir. Yıkılması gereken eski yapılar vardır, harabeye dönen, sürüncemede bıraktığınız yüzleşmekten kaçtığınız korktuğunuz yaşam alanlarınız vardır, yalan üstüne yalanlarla yürüttüğünüz ilişkileriniz vardır. Kendinize aciz başkasına güç gösterinde bulunduğunuz yönleriniz vardır ya da sizinde üzerinizde baskı kuran güçlü olan birileri vardır, ezilirsiniz, hüküm altına girersiniz, karanlık belirsiz sonu ateş olan işlerde piyon olursunuz. Değişim ve dönüşüm, değişim var olan yapıya ek ilave yapmak ya da ağır geliyor ise yapıyı esnetmektir. dönüşüm ise var olan yapıdan tamamen farklı olanı sil baştan yapmaktır.direnmek boşadır her halükarda pluto sizin adınıza gerekeni yapacaktır. Direnç bu transit etkinde doğaldır, bilmek ve bilmemek noktası vardır, biliyorsan neyin geldiğini alırsın önlemini, ya teslim olacaksındır ya da direneceksindir, sen doğru isen zaten seni kim yıkabilir yeniden yapılandırabilir dönüştürmeye çalışabilir, ama sen yanlış isen hangi yanlış sonsuza dek sabit kalabilir.
Ve şimdi oğlak burcunun ilk derecelerinde seyri sefer eyleyen pluto, yine yengeç burcunun ilk onluğunda dünyaya gelenleri 2008 yılından bu yana bireysel haritalarında bu transit hangi yaşam alanlarına denk gelmekte ise zorlamakta. Kimi ateşten çemberlerden geçmekte, kimi intiharın eşiğinde, kimi isyan etmiş, kimi aklını yitime noktasında, kimi direniyor hala, kimi kabullenmiş ve başlamış bir bir elemeye, kimi değişiyor, kimi dönüşüyor, kimi yakmış gemileri olması gerektiği gibi, kimi çıkarıp atmış o eski püskü kendisini sıkan daraltan o eski elbisesini. Kimi cehennemin kapısında kendisiyle yüzleşmekte, kimi cennetini yeniden inşa etmekte.
Bu süreç acıtan bir süreç, dış dünya(oğlak-pluto) ve iç dünya(yengeç güneş), bir nevi Satürn ve ay ‘ın zıtlığı, çekişmesi. Satürn dış iskelet, toplum önü, zaman, kısıtlama, dış dünyada daralma, izolasyon kapanma, sorumluluk, ciddiyet, disiplin, güvenlik, tutunma, otoriteyi sağlamlaştırma ve kurallar, ay içyapı, özel, mahrem alanlar, korunma şuur bilinç, nefs, zaaf, duygular, reaksiyonlar, eylemler, içsel dalgalanmalar, insanı besleyen öğeler. Baba ve anne, içimizdeki anne koruyan, dışımızdaki baba cezalandıran ve şimdi ikisi de birbirine muhalif ortada kalan bir çocuk, kendini büyütmesi gereken anne ve babanın ortasında kalan bir yaralı çocuk. Yarasını göstermesi gereken bir çocuk, canının acıya acıya büyümesi gereken bir çocuk. Dersi ağır olan bir çocuk.
Dış dünyaya diş bileyen, içindeki dünyaya küskün, yarasına bakıp bakıp gizleyen, susan içinde nefretler büyüten, kendini tutan, kendi yarattığı şartların doğruluğuna inanan ve değişmek için bir adım bile atmayan, dönüşmesi gerek çoktan hala eski oyuncaklarıyla oyalanan bir çocuk.
Hiçbir şey ama hiçbir şey hazır sunulmaz insanoğluna, rızık bile aramak ile memnuniyetsizlikler, fazla beklentiler, yaramıza bakmayıp yapabileceklerimize bakmayıp yapamayacaklarımın peşinden koşmalar zaman kaybıdır ve her zamanın bir nimeti olduğu kadar külfeti de vardır. Külfetini sırtlanmamışsan bedelini ödememişsen neye talip olursun ki ya da niye talip olursun ki alamayacağını bile bile. Değişmesi gerektiğine inandığın dışındaki dünya değildir, içindeki dünyandır, orada birileri var ve can çekişiyor, her ölümün bir bahanesi bir sebebi var lakin bahanesi sensindir, kendi içindekini sen ölüme zorluyorsundur bir daha nefes aldırmamak üzere. Ölüyü diriltemezsin ama diriye hâlihazırda can katabilirsin. Bu direnç hala niye. Acıdan korkuyorsun, acı çekmekten, parmağına girmiş bir diken ve içi iltihap dolu, ne kendin çekip alıyorsun dikeni deşipte parmağını ne de izin veriyorsun işin ehline yarana şifa olsun diye. Uzaklaşıyorsun git gide kendinden ve içinde can çekişen o biri senden bir şeyler yapmanı beklemekte. Ne dış dünyanla bütün olabiliyorsun ne de kendi iç dünyanın kapısından korkmadan girebiliyorsun içeriye. Sarılmışsın işe yaramayan çözümlere, sürekli beyninde bir intiharın provası, gelecek ise işte orada bir adım ötende körsün görmüyorsun seni beklemekte.
Transit pluto 3.evinde natal güneş 9.evinde, okumuşsun yıllarca akademik eğitim almışsın, master keza, çok kez girmişsin kpss sınavlarına ve hala hayata başlayamamışsın hala işsizsin milyonlarca işsizle birlikte. Eğitim ve felsefe, dünya görüşü, düşünce evleri etki altında, var bir şeyler ters giden biliyorsun sende bu terlik niye. Uğraştın çabaladın olmadı olmuyor olmayacak belki de bir ideale saplanıp kalmak ve kendini mutsuzluğa hapsetmek niye. İçinde kangren oldu bu durum ölüyorsun içindeki çocukla her geçen gün daha büyük bir acı ile. Oysa yapacağın şeyler olmalı, bu mu sorun işsizlik mi? Neden aramıyorsun rızkını başka yerde? Neden denemiyorsun neden pluto’nun kibirini, o yüksek benliğini egosunu aşmıyorsun, mutlaka vardır bir yerde nasibin neden denemiyor aramıyorsun. Değişmen gerekiyordur baktın olmadı mı, o eski giysiyi neden fırlatıp atmıyorsun. Sistem bozuk, rüşveti veren kapıyor işi de aşıda, dayısı olan geçiyor her köprüyü, sen ise düz yolda bile düşüyorsun yere. E o halde bu sistemi değiştiremezsin onlar gibi de olamayacağına göre, nende bakmıyorsun ki önündekine. Yok, mu diyorsun önümde bir kapı, içindeki kapıdan içeri girmeyi dene. Yeniden yapılandır kendini, mutlaka var orada bir köşede senin görmediğin görmek istemediğin bir şey mutlaka.
Transit pluto 7.evinde natal güneş 1.evinde, evlisin, çürümüş dejenere olmuş bir evlilik ama sözde evlilik. Her gün hır gür, her gün bir tartışma, ikinizde değiştirmeye çalışıyorsunuz birbirinizi, ikinizde hükmediyorsunuz ikinizde de bir ego kibir, evlilik değil savaş alanı. Güç sahibi olma, kontrol etmeler, aşırı kıskançlıklar, senin benim paramlar havada uçuşmakta. Gizli planlar, birbirinizden bağımsız biz değil, ben' li, benim’li, sözlerle yaralamalar. Bu sorunlarınızdan rahatsız olan yakınlarınız çevreniz, oysa bıraksanız ikinizde hırı gürü, insanca bir araya gelip konuşsanız, deneseniz değişseniz, eskiyi bitirseniz, yeni bir hayat ısmarlasanız el birliğiyle, güç kurmaktan baskı altına almaya yönetmeye çalışmaktan vazgeçseniz, birleştirseniz güçlerinizi, eşit oranda. Ben değil biz demeyi başarabilseniz. Yaranızı gördüğünüz kadar şifanızı da kabul etseniz.
Ya da tek taraflı diyelim, bu cehennemde hala yaşamakta direnmek niye, bırakırsam onu açıkta kalırım, bırakırsam onu başkası konar malına, bırakırsam onu hır gür olsa da bulamam bir daha böyle madden rahat bir yaşamı. Bırakırsam onu el alem ne der, bırakırsam onu ailem ne der, bırakırsam onu çocuğumuz ortada kalır, bırakırsam toplum yaşamında zorlanırım, bırakırsam onu yeniden düzen kurmam gerek, bırakırsam onu diğer gelen ondan iyi mi olacak vs. vs. bahaneler bütünü, içinizde ölen biri var öldürdüğünüz kendinizsiniz, insanın kendi kendine verdiği zarar en büyük zarardır. Pluto transiti sembolize ettiği olayları yaşamda göstermeden asla geçip gitmez. Bir şekilde dönüşüm olmamış ise pluto bunu er yada geç yapacaktır. Yaranızın verdiği sızı, yanınıza kalacaktır. Pluto'yu yönetmek yerine, onu kendi silahıyla kontrol etmek yerine niçin içinizde ki bu savaşta eziliyorsunuz, darbe alıyorsunuz darbe üstüne. Her doğum sancılıdır ve her doğum doğuran için de yeniden doğumdur. Ölümün kapısına gelince yaşamın kıymetini anlamak yerine, şu anda yaşarken ölüp ölüp ruhen dirilirken kendinizi doğurun yeniden. Yara da sizsiniz, şifada sizsiniz kendinize. İçinizdeki birini öldürmek için verdiğiniz çabayı, yaşatmak için verin birde.
Sözün Özü: bu transit etkiyi, yaşamın hangi alanlarında alıyor iseniz orada cidden bir kriz vardır ve krize ya teslim olursun ya da çözümlersin. Pluto güneşle karşıt açı yaptığı için, yaşam motivasyonunda o alanlarda cidden bir düşüş vardır zira pluto ve güneş iki büyük enerjidir, siyah ve beyazın savaşı gibi, ya siyah ya beyaz ama bu defa durum farklı gri tonları da var ve olmuyor ise gri tonu tercih edin. pluto ve güneş egoyu besler, egolarınız aslında o kendinize dahi itiraf edemediğiniz egolarınız istekleriniz beklentileriniz getirmiştir şimdi ki bu duruma. Ve bir bir açığa çıkmaktadır şimdi doğrular kadar yanlışlarda. Hatasız kul olmaz hatalar bizler için affetmek Yaradan’ın işi, hatada direnmek ise ahmaklık belirtisi. Pluto ne yapsın , Yaradan ne yapsın.
bana birşeyler anlat, canım çok sıkılıyor
bana birşeyler anlat anlat, içim içimden geçiyor
yanımdasın susuyorsun, susuyor konuşmuyorsun
bakıyor görmüyorsun
dokunsan donacağım, içimde intihar korkusu var
bir gülsen ağlayacağım bir gülsen kendimi bulacağım
depremler oluyor beynimde dışarıda siren sesi var
her yanımda susmuş insanlar susmuş
içimde ölen biri var
hadi birşeyler söyle, çocuk gözlerim dolsun
içinden git diyorsun, duyuyorum gülüm
gideceğim son olsun
yanımdasın susuyorsun, susuyor konuşmuyorsun
bakıyor görmüyorsun
dokunsan donacağım, içimde intihar korkusu var
bir gülsen ağlayacağım bir gülsen kendimi bulacağım
içimde soluyorsun, iki can var içimde
korkular salıyorsun üstüme korkular heran başka biçimde
A. KAYA
SEVGİMLE KALIN e'Mİ
Elif Hece
e-mail: astrolojistik@gmail.com
not: Makaleme ilham olan tablo , Meksika'lı ünlü ressam Magdalena Carmen Frida Kahlo Calderon' a(6 Temmuz 1907- 13 Temmuz 1954) aittir. Kendisi de bir yengeç burcudur. Eşi Diego'yu resmetmiştir tabloda.