Astroloji Kader'in Yorumlanmasıdır!

18/11/2009 - Astrolojide Cinsel KimliK II – Eşcinsellik (Gay)



Paylaş





Astrolojik verilerin ışığında, astrolojide cinsel kimlik makalemize, eşcinsellik diğer adı ile gay kimliği ile devam ediyoruz.(3.bölümde lezbiyenlik) İlk makalemizde  , astrolojik veriler ışığında cinsel kimlikten ziyade  cinsel sapkınlıklar ve sapmalarda etkin olan genel tanımları paylaşmıştık. 

 

Astrolojide kendi cinsine yönelimi diğer makalemizde sunmuştum,George Michael’in haritasını ele almıştık. bir çeşni idi ve cinsel kimlikte, aseksüel, biseksüel, gay, lezbiyen, ölü sevicilik, ensest gibi pek çok tanım mevcut ve bunlara kısmen değinmiştim. Bu makalemizde salt erkekte eşcinselliği gay boyutuyla ele alacağız.




Eşcinselliğin(Homoseksüel) Tanımı



Kişinin cinsel olarak kendi cinsine ilgi duyması olarak tanımlanabilir. Belli bir süreç sonunda erkek eşcinseller kendilerini gay , kadınlar kendilerini lezbiyen olarak tanımladı. Bu gün halk tarafından pek bilinmeyen bu kelimeler Türkiye'de yaşayan eşcinseller arasında da benimsendi ve sıklıkla kullanılmaya başlandı. Eşcinsellik uzun yıllardır bilim çevreleri de dahil olmak üzere bir kimlik bozukluğu, hastalık, sapıklık gibi olumsuz ifadelerle tanımlanmıştır. 1974 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği ve daha sonra 1992 yılında Avrupalılar (ICD) homoseksüelliğin ruhsal bir bozukluk olmadığı kararını almışlar ve bu kavramı hastalık sınıflandırmalarından çıkarmışlardır.



Eşcinsellik dünyanın farklı yerlerinde benzer yaygınlıkta görülürken kimi toplumlarda bu kavram tümüyle yok sayılır. Bazı toplumlar diğerlerine göre daha kabul edicidir. Batılı gelişmiş ülkelerde oldukça iyi örgütlendikleri görülen eşcinseller bu sayede kendi haklarını koruyabilmekte karşılaştıkları sorunlarla (izolasyon, iş bulma güçlüğü, eşcinsellere özel eğlence yerleri) daha kolay başa çıkabilmektedirler. Terapistler de bu tür organizasyonları hem eşcinsellerin hem de ailelerinin sorunlarının çözümünde destek amaçlı kullanmaktadırlar. Ayrıca bu ülkelerdeki eş cinseller kendilerine özgür cinsellik, daha sosyal bir hayat vs gibi özelliklerin görüldüğü bir alt kültür oluşturmuşlardır.




Uzun süredir eşcinsel hayatın içerisinde astrolojik  araştırmalar yapmaktayım. Bu defa , kendi toplumumuzdan, bir eşcinsel yaşamı ele alacağız.Onay vermesiyle, haritasını mercek altına aldık. Astrolojik verilerle, bir röportaj havasında bu makaleyi hazırladık. Kimlik bilgileri ve fotoğraflarını ekleme konusunda , profesyonel bir çalışma olduğu ve  ilmime güvendiğinden kendi rızasıyla makaleye eklenmiştir.

İncelemiş olduğumuz kişi kim derseniz, O işinde ve sosyal yaşantısında başarılı  bir birey.

Meslek olarak tam haritasına uygun;  make-up artist yani makyaj tasarımı , sezon makyajları sunumu ,sahne arkasında ( kulis ),  özel davet ve düğünlerde yer alan cemiyet hayatının tanıdığı bir uzman. Bu mesleğinde daha da ilerlemek istiyor ve en zirveye talip.




Elif Hece : Sevgili Mehmet,  Öncelikle astroloji ilmine verdiğiniz bu katkı adına teşekkür ediyorum.

 

S-             :Elif Hece: Öz ve yükselen burcunuz Terazi , sizi gözlemlediğim kadarıyla , estetik ve sanat duygunuzun  çok gelişmiş olduğunu görüyorum. Bu eşcinsellere özgümüdür zira çoğunlukla , sanat , moda gibi estetik alanlarda faaliyet gösterirler. Bunun sebebi sizce ne olabilir?

 

 

C -               : Mehmet B. : Ben teşekkür ederim Sevgili Elif, Bizler, hayata daha naif baktığımız ve daha duyarlı algıladığımız için, ister istemez yönelim olarak , kendimizi ifade edebilmek ve çok gelişmiş olan estetik duygumuzu yansıtmak adına evet çoğunlukla bu alanlarda kendimizi geliştiriyoruz. Vizyonumuz her zaman geniş ve yeniliğe açıktır. Bir insan kendi bedenini ve ruhunu sevdiği zaman bunu en güzel görsel konumlarla ifade eder, çünkü içinden taşan estetik ve beğeni duygularını paylaşmak ister.

  

S-              : Elif  Hece ; Eşcinsel yaşamı kendi gerçeğinizle ve toplumun gerçeğiyle nasıl yaşıyorsunuz zira eşcinseller sosyal toplumda yer alabilmek için maalesef dört duvar arasında kendi gerçeklerini gizli yaşamak zorunda kalıyorlar ; siz bu ayrımı nasıl dengeliyorsunuz?

 

 

C-                Mehmet B : Özel ilşkilerimde , öncelikle önem verdiğim konu , kimliğimin ve görüntümün olduğu gibi benimsenmesi,  feminenlikten ziyade maskülen bir yaşamı tercih ederek , eşcinsel olmanın bir sapkınlık olmadığını , hastalık olmadığını , yaratılıştan geldiğini , ve benim bir kadın kimliğine bürünmeden bu içsel doğamın var olduğunu topluma göstermekten çekinmiyorum. Çünkü;  eğitime ve gelişime çok önem veriyorum.eşcinsellik bir gerçek ise bizlerde bir bedende iki tabiat taşıyoruz.üçüncü bir cinsiyet gibi algılamaları toplumun kendi yanlışıdır.

Toplumumuzda cehaletten kaynaklanan ön yargıları yıkmak  ve kapanan kapıları açmak için , kendimizi dış dünyada ifade etmeliyiz. Bazen bükemediğimiz bileği öpmek gerekebiliyor !  Bu yüzden toplumdan uzaklaşmak yerine sosyal  ve  profesyonel iş yaşamının içinde kendimize özgü yeteneklerimizle ve zekamızla kendimizi ifade ederek toplumun  ön yargılarını yıkmayı başarabiliriz.

Ben bu ayrımı dengelerken, sabrımın,hırsımın  ve ruhsal üstünlüğümün farkındalığını bilerek yapıyorum.

 

 

S-                 : Elif Hece: eşcinsellik denildiği zaman akla gelen ilk şey erkek erkeğe yaşanan seksüel yaklaşım oluyor oysa ki lezbiyenlikte bir eşcinselliktir , fakat lezbiyen ilişkilerde toplumun aklına ilk etapda seks gelmiyor. Neden gay ilşkilerde daha çok seks ön planda algılanıyor?

 

C -             : Mehmet B.:  Aslında biz gayler  yaşantımızda, seksten çok, aşkı, sadakati ve estetiği arıyoruz. Şahsen ben;  güzel , zarif ve şık olan herşeyi elde etme dürtümün yoğun olduğunun farkındayım, seks tüm toplum yaşantısının bir gerçeğidir, bizler için seks yapmak bir kadının bekaret teslimiyeti kadar özeldir.

 

 


Bu bilgilerin ardından, yol haritasında bir yolculuğa başlayalım.




Astrolojide cinsel kimlikte en etkin unsurların bir önceki makalemde de belirttiğim üzre , uranüs, merkür, ay, venüs ve mars, ardından şiron, ay’ın ateş elementinde olup yaptığı açılar ve ev yerleşimi,

Yine erkek haritasında mars’ın düşmesi, zararlı konumda olması, hava elementi ağırlığı, 12.ev de önemli kişisel gezegenlerin varlığı, merkür’ün (hermafrodit) haritada önemli bir konumda olması, ay’ın erkek haritasında feminen doğayı desteklemesi, vertex noktası,  kişisel gezegenler ile uranüs işbirliği içinde bulunması gibi istatistiksel veriler epey fazlaca.

Mehmet ’in öz burcu içindeki ışığı terazi kimliğinde ve 12.ev alanına yerleşmiş, güneş bizim kimliğimizdir, yükselen burcumuz aynamızdır içimizdeki ışık (güneş)ne ise dışımızdaki ayna bunu yansıtır.Terazi yöneticisi venüs olması nedeniyle feminen bir burçtur her ne kadar hava elementi olsa da. Burçların yöneticilerinin de doğaları vardır, boğa da venüs maddeleşir , maçolaşır deyim yerinde ise terazide ise , terazinin zarif doğası, estetik düşkünlüğü ile feminenleşir. 12.evde yer alması yalın anlamda kimlik  gizlenmesi değil elbet, bir çok 12.ev güneş’ e sahip insan var, 12.ev alanından güneş, 2.ev sonlarında yer alan uranüs ile sekstil  açı ilişkisine girmiş, gizlenmiş kimliğini ortaya çıkarmada kendi oluşturduğu değer yargılarına prensiplerine göre, uranüs vari   özgürlükçü, yenilikçi, sıradışı bir yapıya sahip.teraz kimliğini uranüse özgü rahatça sergileyebilmekte.ve kimliğini bir gay olarak ortaya koyması aslında güneş baba figürüdür, 12.ev kayıplar evidir bir nevi isyan, babaya, bilinçaltında yer etmiş olan kötü izlere bir isyan belki de…


Merkür 1.evinde yerleşmiş ve terazi burcunda, 1.ev dış kimliğimiz, dışarı yansıyan aynamız, fiziksel oluşumumuz ve bunu merküryen bir tavırla sergilemekte, iletişimde güçlü, sosyal biri,  ellerini kullanmada yetenekli ve pek çok yabancı dil bilmekte, ikizlerde yer alan şiron’un çocukken konuşma  problemi vermesini yenmiş durumda. Merkür , 8.evde(cinsellik, cinselliğin ifadesi, yaşandığı mekanlar, ruhsal ve derin çözümlemelerin yapıldığı yer,ölüm –yaşam-mistik dünya ve ötesi) yer alan vertex noktası ile 150’lik birleşmeyen gerilim açısı oluşturmuş, düzenlemeler yapmamızı gerektirir 150 lik açılar, zira ayrı element olduklarından birbirini anlamakta zorluk çekerler. Diğer tarafdan vertex noktası kaderimizi yaşamımızı şekillendirecek değişterecek olan olayların ve kişilerin geldiği yerdir, 1.ev alanı kendi dış kimliği ve 8.ev alanı kendi cinselliğini yaşama alanı ve vertex noktası ile gerilim açısı merkür’ün hermafrodit olmasından dolayı onun yaşamına dahil olan insanlarla ve 8.ev alanıyla (düşünsel )zorlandığını göstermekte.

 

Venüs ve Mars Başak burcunda 11.ev alanında kavuşum yapmış, maskülen ve feminenlik iç içe, bu durum onun aşırı derecede romantik olmasına , duyarlı olmasına ve şehvetinin fazlalığına işaret etmekte. Tutkuludur ve bunu kontrol altına almakta zaman zaman zorlanabilir,Başak’ta olması nedeniyle, bu duygularını iffetli bir şekilde yaşamak ister. Cinse değil aşkın ve duygunun kendisine aşıktır. Güzelliğe aşıktır. Etrafında kendine özgü çevresi vardır. 11.ev arkadaş-dost grup çevresidir. Hormonlarda düzensizlik belirtisidir bu etki aynı zamanda ! bu güçlü etkinin yönlendirilmesi gerekir bu onu sanata yöneltmiştir zaten yükselen ve öz Terazi ,Başağında kozmetik dünyasını yönetmesinden Terazi’nin zaten özellikleri malum bu alana yöneltmiş ve içindeki güzellik duygusunu estetik yeteneğini bu alanlarda sergilemektedir. Feminen bir alanda makyör…



Cinsel kimlikte baş rol oyuncularından olan merkür’ün üst oktavı ve mitolojik anlamınıda okumanızı öneririm Uranüs yine cinsel kimlikle, fiziki beden ile alakalı olan şiron ile karşıt (180) açı yapmış, ve başakta yer alan mars-venüs kavuşumuna  kare (90) yaparak T-Kare tamamlanmış. Bunun anlamını buradan yazmayacağım zaten ileri seviye astrojiyle ilgilenenler bunun ne anlam taşıdığını biliyorlar. 8.evde bu etkinin olması çoğu şeyin izahıdır zaten. Doğuştandır bu kimlik. Ve bu kimliğin ilerde getirecekleri !

Değişken burçlarda oluşan bu açı kalıbı, onun değişme yeteneğini, reformistik yapısını açıklamaktadır. (Astrolojide kolay açı kalıplarındansa , zor açı kalıpları iyidir zira yüzeyel olan açılarda kişi zor bir transitle karşılaşınca ne yapacağını şaşırır yalpalar, dibe vurur, oysa doğuştan sert etkilere haiz olmuş bir insan , bu etkileri daha kolay atlatır zira doğuştan gelen bir savunma mekanizması vardır.)

Ve pluto değişimin , dönüşümün planeti, 1.evde (fiziksel görünüm, ilk çevre, yaşamdaki tüm adımların ilk oluştuğu yer )yerleşmiş, 3.evde (ergenlik dönemi, düşünce yapımız, iletişim ve kendimizi ifade tarzımız)yer alan neptün ile 60’lık açıya girmiş ve buradan 9.evde yengeç burcunda yer alan Ay  ile 180 lik açı ile tamamlanmış. Bu açı kalıbı astrolojide yod olarak bilinen kavrama benzemekte , yod da , iki 60 lık açı yapan planetle  birde bunların 150 lik açı yaptığı planet, yod terimini oluşturur. Kadersel bir açıdır bu ve kesinlikle gerilim verir. Bu açınında ben, yod kavramına dahil olduğunu düşünüyorum. Ve tepe noktası yengeç –ay,  dişil, edilgen, alıcı bir karışım. 9.ev diğer anlamlarının dışında kişinin en üst düşünce mekanizmasını açıklar, düşüncelerimizle eyleme geçeriz, ne düşünüyorsak uygulaıdğımız ve gösterdiğimiz de odur. Bu durumda kişinin doğasında en üst seviyede değişim pluto ile başlayacaktır 1.evde, ve 3.evde ilk gençlik ergenlik döneminde neptüne özel olarak çözülmeler olacaktır ve ay ile 9.evde düşüncelerini eyleme dökmekten ve gay kimliğini ifşa etmekten kişi sakınmayacaktır.


Sevgimle Kalın Emi

Elif Hece Öztürk (Esmeralda)


Not: Denizatı yaratılmış olan , dişisi için hamile kalabilen tek canlıdır.
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : astrolojide cinsel kimlik,homoseksüellik,uranüs ve cinsellik,

16/11/2009 - 21 Aralık 2012- Kıyam - Et !

Paylaş




Son günlerde hepimizin ilgisini çeken 2012 fenomeniyle ilgili olarak, bilgim dahilinde , bir yorumda benden olsun diyerek uzun zamandır üzerinde düşündüğüm, ve sadece aklımla, beynimin kıvrımlarında, yüreğimdeki kitaba başvurarak sağlıklı bir sonuç almaya çalıştığım bu konuyu paylaşmak isterim…

 

İlk olarak kamuoyunda Sevgili Burak Eldem’ in 2012 Marduk’ la Randevu (2003)adlı araştırma kitabıyla duyurulmuştu (en azından ben o dönem öğrenmiştim). O dönem epey popüler olmuş ardından her tükettiğimiz şey gibi unutulmuştu. Ve bu sene başlangıçlı olarak, bilenin bilmeyenin, aklı alanın almayanın, ağzı olanın konuştuğu, çeşitli teoriler ürettiği , biraz espiri,  biraz ciddi sohbet konuları arasında yerini alıverdi.

 

Ne idi 2012? Kıyamet mi, yoksa ön provası mı? Salt bu tarih mi kilit noktası peki ya öncesi varmıydı, ya sonrası? Her şeyi inkara odaklı soyuta kapalı somuta tutunmuş insan aklı , inancın erdeminden vazgeçmiş, bilmeye ama bilip de tüketmeye kendini şartlamış insanoğlu için ne idi anlamı? Bilimsel olarak ne kadar veri vardı elimizde, ilahi gerçeklerden ne kadar haberdarız, ezoterik anlamlarını ne kadar doğru algıladık ?  Uyanış ise bu kaçımız uyandık,  uyananlar  ne diyor, uykuda olanlar neler sayıklıyor?  İnkarda mıyız hala, ya da hazırlıkta olanlar kimler,  hazırlığını yapanların bohçasında neler var? Neyi götürme hazırlığındalar? Ölmeden ölmek fiili ne idi? Kıyameti belleğimize nasıl aldık, kıyam- et… yerinden doğrul, ayağa kalk ve uyanışa geç…!

Maya uygarlığına mal edilmiş bir konu gibi görünse de, her uygarlığın, öğretinin, kutsal kitapların ve ilim-bilim adamlarının üç aşağı beş yukarı geleceğini bildikleri bir dönemdir 2012. Ve öncesi…


(Marduk adlı gök cisminin 21 aralık 1983 tarihinde keşfedilmesinin ardından popüler olmaya başlamış.)

Bu konuda net dünyasında epeyce bir bilgi var buraya taşımak istemedim, kendi süzgecinizle değerlendirmeniz için. Maya takvimi, marduk, 2012 vs…

Ankara’lı ,  ailesinde pek çok ilim insanının (kadın/erkek) olduğu bir kökten geliyorum, çocukluğum, kainatın dilinden konuşan büyüklerimin arasında geçti, İlahi gerçeğin,  mutlak-ı kadir’in sistemi üzerine ne fanatik olacak, ne de inkarcı olacak şekilde dozunda ayarında saf bilginin özünü anlatanların arasında geçti.

Dünya’nın yaşayan bir varlık olduğunu, sudan, topraktan, ateşten çok ama çok öte, nefes alan veren, aynen bir bebek gibi gelişen, genişleyen , büyüyen, ne vermiş isen bu bebeğe, ne öğretmişsen aynının karşılığını alacağın bir tarla gibi ektiğini biçeceğin bir yer olduğunu öğrendim. İnsan neslinin bu dünya ya halife olduğunu, bizim dünyamız gibi nice dünyaların var olduğunu öğrendim. Ve bu dünyalarda yaşayan nice varlıkların olduğunu, insan nesli gibi düşündüğünü, çalıştığını, geliştiğini öğrendim.

Yaratılmış olanın, bir süreliğine belli bir süreye göre ruhsal gelişimi adına dünyaya gönderildiğini,başlangıçta her ruhun bir yaratıldığını, bir zulmet içinde kimine nur isabet ettiğini kiminin ise zulmetle gark olduğunu öğrendim. Nur isabet edenlerin bu dünya içinde en ağır görevleri tanzim edilenler olduğunuda zaman içinde öğrendim…

Dünyanın da aynen insan gibi, doğum, gelişim ve ölüm üçgeninde kesinliği asla inkar olmayacak sona doğru gittiğini öğrendim. Kainatın , vesile- sonuç  dairesinde  sistematik bir şekilde      planlı programlı tek milim şaşmadan düzenlenen bir gerçeğe doğru, sonuca doğru  yüzdüğünü öğrendim.

‘’ Deme şu niçin şöyle,

O da olması gerektiği için öyle’’

Ve günümüz dünyası , yaşlı bir dünya , insanların negatif enerjilerini emen, hisseden , süzen, emanet olduğunu unutup hoyratça üzerinde deneyler yaptığımız, nefes alacak alanlarını daralttığımız, kuruttuğumuz, şeklini şemalini dili yok diye değiştirdiğimiz, canı yok diye üzerine bombalar attığımız, bize verdikleriyle yetinmeyip,verdiklerini korumak geliştirmek yerine,  yok petroldü yok su idi diye diye delik deşik ettiğimiz, yüzölçümü belirli olan alanlara dar gelip, daha da genişlemek adına bizlere çizilen sınırların daha fazlasına sahip olma adına, yüzünü kana buladığımız dünya, dünyamız…




Kendisine verdiğimiz onca zararın , hasarın ardından bir gün kusacağını bilmezlikten gelip, onca ibrete hikmete rağmen salt kendi bencilliğimizle benden sonrası diğerlerinin sorunu diye diye atmosferini , dengesini, iklimini bozduğumuz dünya ve en nihai sebep –sonuç ilişkisiyle kainattaki yerini, yörüngesini bozduğumuz dünya…




 

Her insanın kıyameti öldüğünde kopar,  öldüğünde uyanır insan aslı bir oyun aslı bir rüyadan ibaret olan  dünya yaşamındaki uykusundan sonra başlar yaşam. Kıyamet uyanış demektir, ve yaşadığımız  çağ kıyamet çağıdır. ölmeden ölenler bunu kavrar.ilahi bilgiler yüzyıllar boyunca insanın uyanışına rehber olmaya çalıştı, kalplerimizi mühürledik kendi aklımızla irademizle, tıkadık kulaklarımızı gel-geç zevklerimizle, egolarımıza taptık bin bir zulmet içinde, hırslarımıza yenik düştük, gelişmek yerine geriledik, sonra dil uzattık geçmişe ne kadar geriler diye.çağlar açıldı, çağlar kapandı, her biri bir ibret her biri bir hikmet içinde. Kördük, öyle ya yaşıyoruz dünya ayakta , bizde ayakta ama kendi yarattığımız sisler içinde….

Yaşlı ve kainatın bilgisini belleğinde tutan yorgun dünyamızı yenilemek adına bir şey yapmadık, yaptıklarımız ise ortada işte. O ‘ na ait olan her şeyi bozduk, özünü bozduk, dengesini bozduk, Suyunu kirlettik, toprağını pislettik, verdiklerini dejenere ettik,  bilim diye genleriyle oynadık, bazen doğru olsa da çoğu zaman yanlış yaptık, ve ardından başka dünyalar arayışına girdik, bilim adına mı hayır,kirleteceğimiz başka dünyalar bulmak için, suyumuz azaldı,   bitkilerimiz azaldı, yaşam veren enerjilerimiz azaldı,ve kotayı doldurduk, kotası henüz dolmayan yerlere ise barış adı altında, ön hazırlığında perde arkasında çeşitli oyunlar hilelerle müdahale ettik, kimyasal olan yine kendi buluşlarımız olan en tehlikeli şeyleri , kendi neslimizle denedik, dünyayı ikiye böldük kurbanlar ve kurtarıcılar, oysa dünya ile birlikte kendimizi de  kurban ettiğimizin  farkında değildik.

 

Ve şimdi tarih olarak 21 Aralık 2012, ama öncesi , sebepleri ile sonun başlangıcına geldik, uyanan uyandı, uykuda olanlar sahneye fırladı, uyananlar çekildi bir bir dünya sahnesinden uyuyanlar sayıklar şekilde şaşkın ve öfkeli negatif enerjileriyle ...

 

21 aralık 2012 tarihinde kıyamet bildiğimiz terimle kopmayacaktır, zira çoktan başladı kıyam- et…

Dengesini bozduğumuz dünya için bir kurtuluş  bir temizliğin başlangıcı, toplu ölümlerle bir bir temizlenecek olan negatif enerjilerin gidişi, ve uyanışa geçenlerin altın çağı. (altın çağ bir öğreti adına yazılmamıştır, bu kelimeyi sık sık kullanan öğretilere tabi değilim ), sancılı bir süreç ve yaşlı dünyanın intikamı. Küresel krizler hem de her anlamda, ekonomik, doğal, iklim, gıdalar, hastalıklar, savaşlar, ve bir süre karanlığın en karanlığı azgınlıklar sapkınlıklar ki çoktan başladı…

21 aralık 2012 sadece bu dönem için biçilmiş tevafuki bir tarih.  Kainatta yaratılmış hiçbir şey sebepsiz değildir, ibreti bir hikmeti olmasın, astroloji yıldızların ilmidir ve yıldızlar mutlak-i kadirin görevlileridir , kainatta var olan her iş, olay, yaşam onların Rahman’ dan aldığı emir ile oluşur, olur var olur, akıl ve irade verilmiştir , düşünceden ibarettir insan ve düşünceleri eyleme geçince kaderi olur. Bir ceza var ise suç ta vardır, ilahi adalet mekanizması  her şeyden haberdardır bilgisi vardır, onun yazdığı değişmesi mümkün olmayan senaryo işte oynuyoruz, bu kaderimiz, bu dünyanın kaderi demek en büyük cehalettir, şirkdir, HERŞEY ONUN BİR PARÇASIDIR, İNSAN DA KAİNATTA ONUN NEFESİYLE OLUŞMUŞTUR. İnsanın bunun idrakine varması gerekir, Yaradan’ ın bir parçasıyız ve onun enerjisi onun sıfatlarıyla tecelli etmişiz. Şimdi bizler yeryüzüne halifeyken emanete yaptıklarımıza bir kez daha bakıp uyanmalıyız. Değişmez olan sonuca gideceğiz , sürünerek gitmek yerine niçin uçarak gitmeyelim… sonucu değil  belki , ama değiştirebileceğimiz şeyler  mutlaka var. Bir oyun bir rüya sahnesi olsa da dünya yaşamı yarınların ön hazırlığıdır, oyunu düzgün oynayan, rüyasını kabusa döndürmeyenindir sonsuz huzur . düşüncelerimizde var olan negatif enerjilerden, fısıltılardan, şekillerden şemallerden arınarak, bilinçaltımızda bir köşeye büzüşüp kalmış sevgi damarımızı gün ışığına çıkartalım, kaybettiğimiz , setleri engelleri olan,  empatimizi yeniden bulmaya gayret edelim.…




Sözün özü: 21 Aralık 2012 tarihinde,  dünyalı terimine göre bir kıyamet yaşanmayacaktır. Ve o tarihe endekslenmek yanlıştır. Evet dünyanın ekseni değişecektir zaman içinde,’’ sonun başlangıcı’’ sözü özettir. Tek tek kuraklık olacak, açlık olacak, savaşlar çıkacak, teknolojik aletler bozulacak , dünya bir süre karanlıkta kalacak vs. gibi şeyler zaten olacak olan , olağanüstü şeyler değil. 2012 ruhsal anlamda kıyam-et anlamı taşımakta. Ve bizler hala bu yaşlı dünyayı alttan alttan kazmakla tüketmekle uğraşırsak ki sonuç öyle görünmekte, suç varsa ceza da var… bu dünya ruhsal gelişim merkezidir ölümsüz olan ruhlarımızdır tekamülümüz için kurulmuş bir dünyadır. Ve rehbersiz değiliz, rehberinizi dinleyin kurtarabileceğiniz ne kadar ruh var ise elinizi uzatın negatif enerji alıyorsanız bırakın zira bazılarının enerjisi düşüktür öyle olması gerektiği için, çoğu zaman ilk anda algılayamazsınız,  algıladığınızda bırakın vakit kaybetmeyin girdiğimiz çağ ruhları kurtarma çağıdır. Bilinçli ya da bilinçsiz bu hizmete gönüllü olarak adayın kendinizi. sizinle aynı çamurdan olanlardan, takdir beklemeden devam edin…

 

 

Elif Hece (Esmeralda)

Sevgimle olun- kalın emi…

 

 

Not: Kutsal Kitaplarda geçen dünyanın sonuna ilişkin alametler 2009 yılı 9 şubat tarihiyle çok hızlı bir şekilde oluşmaya başladı, 2012’den itibaren bu alametler vakti zamanı geldikçe ifşa olacaktır. Ve yine 22 Temmuz 2009’ da gerçekleşen tam güneş tutulmasının sonuçlarını birlikte görmeye başladık ve alametlerin illaki gözümüze sokulması başımıza gelmesine gerek yok, mana gözlerinizi açında bir seyreyleyin bakalım şu alemi neler olmakta!!! Umarım bazı güçler , kainatta yaşayan başka varlıklara demokrasiyi götürmeye kalkışmaz, zira onlar bizden çok ilerde... bu da espirimiz olsun:) Benden, Mehdi,Deccal, Yecüc-Mecüc, Debbetü-ül arz, HZ. İsa’ nın gelişi  gibi kavramlar hakkında bilgi isteyenlere ise buradan sesleniyorum son kez , lütfen bu konularda mail yollamayın emi.

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : 21 aralık 2012,kıyamet,kuraklık,savaşlar,küresel kriz

14/11/2009 - M.Ö 2012 M.S - NOSTRADAMUS

                                      http://1.bp.blogspot.com/_2Z7VYcC8u4c/R2WJJ0M-yvI/AAAAAAAAA7E/c7uZN25m6_0/s400/Nostradamus.jpg


Nostradamus'un kehanetleri gerçek mi oluyor? Son depremler Fransız kâhinin işaret ettiği 2012'deki kıyametin alameti mi? Fransız kahin, Türkiye için neler gördü?

Nostradamus'un kehanetleri gerçek mi oluyor? Son depremler Fransız kâhinin işaret ettiği 2012'deki kıyametin alameti mi? Beş yüzyıl önce Türkiye için neler gördü? Tek solukta okunacak gizemlerle dolu bir dosya...

Kehanetleri

Üçüncü Dünya Savaşı 2076'da, dördüncüsü ise 2106'da çıkacak. Dördüncü Dünya Savaşı sonrasında bin yıllık barış çağı yaşanacak. Hayat 3797 yılında sona erecek. Nostradamus'a göre sadece insanlık bitecek, dünya hiç yok olmayacak.

Güney Asya'dan sonra Türkiye'de deprem olacak. Centuries kitabını yorumlayan İngiliz uzmanlara göre Endonezya depremleri sonrası Yunanistan ve Türkiye'de karışıklık (yer sarsıntıları) olacak. Fransız uzman Fontbrune ise karşı: O ciltteki kehanet Gölcük depremiydi. Yeni deprem yok.

Fransız uzmanlara göre Nostradamus 2015'e kadar dünya için 'karanlık bir dönem' görüyor. Kahine göre dünyada iklim değişiklikleri olacak. Büyük bir kuraklık yaşanacak. İnsanoğlunu bu uzun kuraklık döneminden sonra bir felaket daha bekliyor: Boyutu bilinmeyen dev sel suları...

'Gökten taşlar inecek başına'

Nostradamus dünyaya çarpacak dev göktaşları ve kuyruklu yıldızlar hakkında sayısız kehanette bulundu Yorumculara göre kâhin muhtemelen 2126 yılında görülecek olan Swift-Tuttle kuyruklu yıldızından bahsediyor.

Mehdi gelecek, altın çağ başlayacak

Nostradamus, Ortadoğu kökenli bir Mehdi'nin Asya'da belireceğini ve onun gelişiyle, Dünya'nın 2016-2020 yılları arasında Altın Çağ'a gireceğini söylüyor.

Ünlü Alman edebiyatçı Goethe'nin, ''Sürekli yaşamın sırrının izlerini süren, zamanın ardındakileri görebilen, o zamana kadar akıl edilememiş bağlantıları çözümleyen kişi...'' satırlarıyla tasvir ettiği Nostradamus için uzmanlar, sadece savaş, kan, gözyaşı ve felaketleri gördüğü gerekçesiyle 'karamsar kahin' yakıştırması yapıyor.

Ve hemen ardından da 'Altın Çağ' denen 1000 yıllık barış dönemi başlayacak.

Alametler 2007'de başlayacak

Nostradamus'a göre 2006'da yağmur ormanları yok olacak. Bir yıl sonra da kuraklık başgösterecek.

Ardından Dünya'yı depremlerle dolu bir 18 yıl bekliyor. 2025'te ise Dünya'nın ekseni değişecek.

Salgın hastalıklar ise cabası. En ölümcül salgın da 'Büyük Neptün' yani Amerika'da baş gösterecek

İşin ilginç tarafı, kâhinin 1555'te yazdıkları, BM'nin küresel ısınma raporuyla ciddi benzerlikler taşıyor.

2025'e kadar Dünya ekseni değişecek

Dünya’yı büyük çevre felaketlerinin beklediğini öne süren Nostradamus, depremler sonucu 2025 yılına kadar Dünya ekseninin değişeceğini söylüyor.

New York'lu şifre çözücü Peter Lorie, 'gelecek mühendisi' olarak tanımladığı Nostradamus'un dörtlüklerinden hareketle, bir çok uzmanın kahinin dörtlüklerinde 2012 yılına dikkat çektiğini, ama insanoğlunun ilk önce 2007 yılına önem vermesi gerektiğinin altını çiziyor. ''Nostradamus'un kehanetlerine göre 21'inci yüzyılın başı yeni olaylara gebe'' diyen Lorie kahinin 'Yüzyıllar' eserinden örnekler veriyor.

'Dünya karanlığa gömülecek'

Nostradamus, çevre felaketlerine ilişkin kehanetlerinde, güneş ve ayın bir bulutla örtüleceğini ve dünyanın karanlık içinde kalacağını öne sürüyor.

Tüm zamanların en tanınmış kahini Nostradamus'un deprem, sel ve diğer doğal felaketlerle ilgili kehanetleri olduğu da bilinmekte. Kehanetlerin şifrelerini okuyan uzmanlardan Fransız Peter Lemesurier, küresel ısınmaya ve kahinin birinci cilt 17'inci dörtlüğüne dikkat çekiyor: Kırk yıl hiç gökkuşağı görülmeyecek Sonra kırk yıl boyunca her gün görülecek Kurak topraklar daha da kuraklaşacak Ardından dev su baskınları gelecek.

Kendi ölümünü gördü

Nostradamus ''İyi geceler'' diyen papaza ''Sabah öleceğim'' dedi. Mezarının da hangi tarihte açılacağını bilmesi herkesi şaşırttı.

Gut romatizması ve su toplaması nedeniyle durumu ağırlaşan Nostradamus, 1 Haziran 1566 gecesi kendisine ''İyi geceler'' diyen bir papaza şu cevabı verir: ''Bu son gecem. Sabaha ölmüş olacağım...'' Nostradamus, 2 Temmuz 1566 sabahı, 62 yaşındayken odasında ölü bulundu. Böylece Nostradamus'un son kehaneti kendi ölümü oldu. Nostradamus'un ölümü, 141'inci kehanetindeki gibi oldu: ''Kralın armağanını aldıktan sonra, bir saray dönüşü, verecek son soluğunu. En sevgili dostları, yakınları yatağının ve sedirin başında, ölmüş bulacaklar onu...''

Türkiye kehaneti deprem ve savaş

Nostradamus'un haber verdiği depremin 1999'da olduğunu iddia edenlerin yanı sıra kimilerine göre büyük bir deprem daha bekleniyor.

Astrolojiden faydalanarak kehanetlerinde kesin zamanlama verileri kullanan ilk kahin Nostradamus, öngörülerinde Türkiye'ye de yer ayırıyor. Türkiye ile ünlü kahinin iki kehaneti bulunuyor: Deprem ve savaş Fransız şifre çözücü Jean-Charles De Fontbrune'ye göre, Türkiye ilk olarak ikinci cildin 52'nci dörtlüğünde geçiyor: Atina ile savaş Geceler boyunca yeryüzü sallanacak, Sonraki baharda iki kez daha olacak Korent, Efes boğulacak denizde Yiğit şampiyonlar savaşa girecek... Üçüncü satırdaki Korint Yunanistan'ı, Efes ise bazılarına göre İzmir'i bazılarına göre Türkiye'yi temsil ediyorFontbrune'ye göre, ilk satırda bahsedilen depremler Güney Asya'da oluyor. Depremler 'sonraki bahar'da da devam ediyor. Bu tarihin 2005 ya da 2007 olduğuna inanılıyor. Fontbrune'un ismini veremediği bir ülke iki deniz (Ege ve Karadeniz) arasından geçerek Yunanistan ve Türkiye'ye karşı yola çıkacak. Ardından iki ülke askeri savaşa girecek Türkiye ile ilgili ikinci kehanet üçüncü cildin üçüncü dörtlüğünde geçiyor: Mars, Merkür ve Ay biraraya gelecek, Güney'de korkunç bir kuraklık görülecek Asya'nın dibindeki toprak sarsılacak Korent ve Efes'te karışıklık... Güney Asya'daki 26 Aralık ve 28 Mart depremleri sonrası İngiliz bilimadamları bu dörtlükteki üç satırı 'Endonezya depremleri'ni temsil ettiğini açıklamış ancak 'Yunanistan ve Türkiye'de karışıklık' satırını yorumlamamıştı.

Endonezya depremi sonun başlangıcı mı?

Nostradamus'un, 'kesin' kehanetlerinin 2012 yılında son bulması ve kıyamet öncesinde afet ve savaşların yaşanacağını iddia etmesi, akıllara 'Endonezya depremi sonun başlangıcı mı?' sorusunu getirdi.

2050'YE KADAR SAVAŞLAR

3797 yılındaki sonla ilgili en detaylı araştırma da Peter McHoll tarafından yapılmıştır. McHoll'a göre, 3797 rakamı, son günün tarihini vermektedir. Kahinin hesap sistemine göre bu tarihle beraber insanlığın dördüncü büyük çağı biter ve 'saat' durur. McHall, Nostradamus'un astrolojik takvimine şöyle dikkat çeker: ''Hz. İbrahim ile birlikte Koç Çağı başladı. İnsanoğlu Yaratıcısı'nın bilincine vardı. Hz. İsa ile birlikte Balık Çağı başladı. Şu anda ise Kova Çağı'nda bulunmaktayız. Ve bu çağda doğal afetler dünyanın kapısını çalacak.

Bu da insanoğlunun yeteneklerinin koşullara uyum sağlamasını sağlayacak.'' McHall'a göre, Nostradamus Kova Çağı sonrası 1000 yıllık bir dönem görüyor. Sona doğru girilecek bu 1000 yıllık dönemde 'barış çağı' yaşanacak. McHall'un yorumlarına göre, 2050 yılına kadar büyüksavaşlar olacak. Avrupa büyük acılara gebe kalacak ve Almanya tekrar ikiye bölünecek... İran Şahı'nın devrilmesiyle başlayan ve 2050 yılına kadar sürecek olan 73 yıl 7 aylık 'Arap egemenliği' de 2050'de sona erecek. (McHall, Nostradamus 'Arap egemenliği' kelimesi ile neyi kastettiğini açıklayamıyor) Almanya'nın yeniden birleşeceği 2050 yılına kadar savaş ve hastalıklarla boğuşacak olan yaşlı dünya, bu tarihten sonra 26 yıl sürecek bir huzur dönemine giriyor. Nostradamus'a göre III. Dünya Savaşı 2076'da meydana geliyor.

(Bir kısım şifre çözücüler III. Dünya Savaşı'nın tarihi için 1987'yi gösterirken McHall, Nostradamus'un ne kadar süreceği belli olmayan bu savaşın tarihini 2076 olarak gördüğünü iddia ediyor) Fransız kahin, 'büyük kaos' dönemi dediği IV. Dünya Savaşı'nın tarihini de belirliyor: 2106!.. Kahinin hesabına göre, üç kuşak sonramız 'en kanlı dünya savaşı' ile tanışıyor ve bu savaş 25 yıl sürüyor. Nostradamus, Kuzey-Güney çekişmesi diye adlandırdığı bu kanlı savaşı şöyle anlatıyor: Fas'tan çıkıp gelecek kralları Avrupa'ya Ruhları parçalayıp, kentleri yakıp yıkmaya. Asya'nın büyüğü dev ordularla aşacak karayı, suyu, Mavileri, babayı ve haçı kovalamaya...


Kaynak: İnternet Arşivi - Nisan-2005


Paylaş

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : nostradamus,2012 sonrası,mehdi,kehanet,küresel kriz

2/11/2009 - 30 + Satürn Ötesi





***Sesimi duyabiliyorsan, seninde canın yandığındandır.
Yaramı görebiliyorsan, aynı bıçak açtığındandır.
Bu da geçer diyebiliyorsan, 30’unu aştığındandır.

Oyundan çıkabilirsin, bırakıp gidebilirsin, kaçarak saklanabilirsin.
Lakin…
Biri yerini söyler, hayat bulur sobeler, başladığın yere dönebilirsin.***

Burak Aydos - 30 +



İnsan yapısı iki aşamadan oluşur, biri dış dünyası ; bedeni, diğeri ise iç dünyası; ruhu.  İçerdeki dünya ne kadar sağlam inşa edilmiş ise dış dünyadaki gözle görülen yapıda bir o kadar sağlam, gösterişli, güvenli, ve güçlü durur.

 

İnsan yaşama merhaba dediği andan itibaren iç yapısını oluşturmakla serüvenine başlar. Dış dünyayı algılamaya çalışır, gereksinimler, sınırlar, idealler, toplum, birey olma, korkular, endişeler, sabır, dayanıklılık, irade, kararlar, eylemler ve eylemlerin oluşumu, düşünce sistemi vb…

 

İnsan önce, zaman kavramıyla tanışır, zamanın kısıtlaması, sınırlaması, fiziken ve ruhen kattıkları, aldıkları, kaybettirdiği ve getirdikleriyle tanışır. Zaman ile bir yarış başlar, büyüme yarışı, emekleme, yürüme ve iç dünyasına kattıklarıyla dış dünyada yer edinme mücadelesi içinde buluverir kendini …

 

Ardından zamanın yandaşı olan mekan başlar, yaşamın neresinde  olduğunu ve neresinde olması gerektiğini sorgular, mekanda yanında olacakların seçimine başlar, bazen daraltır mekanı bazen de sonuna kadar açar. Dış yapı böylece oluşmaya başlar, temel atılır, artık katlar çıkılacaktır. Temel iskeleti,  fiziki yapıyı oluşturmuştur, ve ona ruh katmak ise duygusal tepkimeleri ile mümkün olacaktır. Aldığı etkilere nasıl tepki vermiş ise ona göre şekillenecektir iç mimari. İç dünyada o zamana kadar edindiği birikimlerle bir görüşe sahiptir.

 

Aldığı kararlar ile kendisini gerçekleştirecektir, düşüncelerini eyleme dönüştüreceği kararlar ile sonu belirleyecektir. İradesi, disiplini, dünyevi sorumlulukları, görmek istediği saygıyı kendisine verecektir.

Tüm bunların kaynağı Satürn’dür, güneş ile kendi bilincinde karakterinde, ay ile duygusal iç yapısında, Merkür ile aklını ve zekasını kullanma kabiliyeti, idrak gücünde, Venüs ile ortaklık bilincinde, mars ile mücadele ve yaşam motivesinde, Jüpiter ile ahlaki ve felsefi dünya görüşü ile bir kimlik belirlemiştir artık ve sonun başlangıcı 30’ lu yaşlarda başlamıştır.

 

30’ lu yaşlara kadar gençliğimizi yaşayacağımız insanı ararken, 30’ dan sonra yaşlılığımızı geçireceğimiz insanı aramaya başlarız. Bu zamana değin, her istediğime sahip olabilirim, her şeyi yapabilirim, ben güçlüyüm, zamana hükmedebilir mekanı kendime göre düzenleyebilirim diyen zihniyet artık yavaş yavaş  gerçeklerin hiçte düşündüğü gibi olmadığını kavramaya başlar, bir teslimiyet içine girer, yapabilecekleri ve yapamayacaklarının ayrımına varır, yaşamında gerçekte ne istediğini ve istediği şeyler için o güne değin neler yaptığını, nasıl bir rota çizdiğini, geçmişin tarlasına neleri ektiğini, ve ektiğine  nasıl baktığını, kuruttu mu, yeşertti mi, ürün almaya başlayacağı yaşlarda ektiğinin sonuçlarını biçme zamanı geldiğinde neyle karşılaşacağı konusunda derin bir endişe ile kendini izolasyon etmeye başlar, bir geriye çekiliş, bu içe dönüştür.

 

Satürn evrenin polisidir ve hatayı affetmeyecektir, yanlışa doğru ile cevap verecektir, sen dirensen de boşadır zira o yapıyı sen oluşturdun ve sorumlusu sensin, cezayı da sen üstleneceksindir.

 

Yanlış seçimler, bugün ki durumun izahıdır, evet Kader olgusu vardır, lakin kader yol idi, kader arsa idi, o yol da kullandığımız aracı biz belirlemiştik, o arsaya yapıyı biz inşa etmiştik hep böyle kalacağız zannetmiştik. Jüpiter dönemiyle(24-25) fazlaca iyimser olmuş, Jüpiter’in gelişim kapısından şöyle bir bakıp geri çıkmıştık. Satürn öğretmen idi, ısrarla biz yaramaz öğrencilerine sabrı, sorumluluk almayı, disiplini, doğru adım atmayı öğretmeye çalışmış, kimimiz dersini almış kimimiz kulak kabartıp es geçmiştik.

 

30 yaşından sonra, başarılı öğrenciler yeni katlar çıkarken , başarısız olan sınıfta kalan öğrenciler sudan çıkmış balık gibi, ne yöne gideceğini şaşırmış bir şekilde yapayalnız  ortada kalmıştı. Satürn, yalnızlıktı. Hepimizi derse almıştı, her birimize yaşam koşullarımıza uygun şekilde adilane derslerimizi en ince teferruatına kadar öğretmeye çalışmış, deyim yerinde ise gözümüzün içine sokmuştu. Bizlerin, aslımıza uygun bir şekilde yapılanmamız için, gerekli eğitimi vermiş, bazı seçimler yapma zamanı gelince, bu alınan kararları somut bir şekilde eyleme geçirmemiz için gerekli donanımı sağlamıştı.

 

Sonuç itibariyle, öğretmen Satürn, yaşadıklarımızla bizleri olgunlaştırır, kararlarımızın mükafatını da ceremesini de 30’ lu yaşlarımızdan sonra almaya başlarız. Geçmez dediğimiz şeyler geçer gider yaşantımızdan, bu da geçer demeyi öğreniriz, sesimizi duyanlara , aynı bıçakla açılmış, benzer yaralarımızın olduğu insanlara, yaşamlara yöneliriz, bir oyun bahçesi zannettiğimiz yaşamın öyle olmadığını artık idrak ederiz, ne oyundan çıkabilir ne de oyuna doğru dürüst iştirak edebiliriz. Kaçmaya çalışsakta, bırakıp gitsekte, hayat bir yerde sobeler ve başladığımız yere dönebiliriz…

 

Ya başarılı öğrenciler….

 

Elif HeCe (Esmeralda)

Sevgimle kalmayın, sevgimde olun emi...

 

 

 

*** 30+ adlı şarkısında geçen sözleri kullanmama izin verdiği ve bu yazıma ilham olduğu için  Bestekar- Söz Yazarı- Yorumcu Sevgili Burak Aydos’ a sonsuz teşekkürlerimle…


Paylaş

 

 


Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : burak aydos,30+,satürn,29 yaş,

6/9/2009 - MERKÜR RETROSU - 6 EYLÜL - 30 EYLÜL






Bu senenin son Merkür retrosu, 6 eylül-30 eylül tarihleri arasında, terazi burcunun 6 derecesi ile başak burcunun 21 derecesi arasında gerçekleşecek.

Retroların özellikle Merkür retrosunun etkisi yadsınamayacak kadar önemli ve büyüktür astroloji ilminde.

İnsan düşünceden oluşmuş bir varlıktır, düşünceleriyle eyleme geçer, yaşam olaylarında düşüncelerinin etkisi ile kararlar alır , uygular  ve sonuçlarına göre yeniden stratejiler belirler. Akıl insana verilmiş bir hazinedir ve Merkür aklın simgesidir.

 

Genel anlamda bu yılın son retrosunda özellikle, güneş ve yükselen burçları, terazi ile başak olanlar ve yine bu retro ile natal haritalarında zararlı bakış açıları oluşturacak gezegenlere sahip olanlar çok fazla etkileneceklerdir. Yol haritalarınızda bu etki hangi ev alanında oluyor ise, o alanlarda yeniden bir gözden geçirme zamanıdır. Terazi burcu zodyağın 7.ev alanını yönetir, evlilik, ilişkiler, toplumla ilgili olan olaylar, ortaklıklar, ikamet değişimi, sosyal yaşam içinde yer alan sorumluluklar, diplomasi yeteneğimiz, ben olgusundan sonra gelen biz olgusu… Başak burcunuda ziyaret edecek olan bu retro , zodyağın 6.ev alanını temsil etmesiyle , sağlık, iş hayatımız, günlük yaşam mücadele alanımız, gelecek planlaması, pratiğe dökeceğimiz teorik bilgilerimiz, disiplinline etmemiz gereken  egolarımız vb… alanlarda, ertelediğimiz, gecikmeler, kopuşlar yaşadığımız alanlarda yeniden bir daha düşünmek adına bizleri test edecektir. 6.ve 7.evin temsil ettiği alanlarda, haritalarımızda etkinin oluştuğu ve açılarla geliştiği alanlarda özellikle, yeni başlangıçlar kararlar almaktan kaçınmalıyız.

İkili ilişkilerimizde yanlış anlaşılmalar olabilir, söz ağızdan bir kere çıkar geri almak mümkün olmayabilir, sağlık alanında sorunlarınız başlayabilir. ertelemeleriniz ilerde ciddi sorunlara yol açabilir. İş ortaklığını düşünenler ya da iş ortağı olanlar arasında yine gerginlikler olabilir. Retrolarda ek sıkça, teknolojik aletlerde ve yine ulaşım araçlarında teknik anlamda arızalar hasarlar baş gösterebilir.

Her insan için elbette sorunların aynısının  yaşanması beklenilemez , genel anlamda iletişimlerimizde hepimiz dikkatli olmalıyız ve sağlıklı düşünme, karar alma , empati yetimizi güçlendirmeliyiz.

Bu dönem aynı zamanda evliliğinde sorunlar yaşayan çiftler içinde özellikle terazi etkisi olan ve 7.evde bu retroyu karşılayanlar için evliliğin devamı ya da bitimi için en sağlıklı kararı uzlaşarak verecekleri zaman dilimi olabilir. Tabi öncesi var ise ve hep ertelemişler ise sorunlarını en azından uzlaşma, karar alma olayı netleşir.

Son zamanlarda oldukça gergin ve hareketli bir gündeme sahip ülkemiz için duruma göz attığımızda, merkür’ün natal mars ile kavuşum payında geri harekete geçtiğini görüyoruz 4.ev alanında.

Mundane (Politik Ülke  astrolojisi) astrolojisinde 4.ev alanı,

Ülkenin topraklari , sınırları, milli değerleri ve halk bilinci,çiftçilik,mahsül,gayri menkuller,dogal afet (kuraklik , sel , heyelan , yangin , orman yanginlar vb..)mezarliklar,muhalefet partisi ve hükümete karsi olanlarını temsil eder.

Mars yine politik astrolojide, askeri gücü, halkın enerjisini yönlendirdiği alanları, kargaşa,  gergin ortamları, ayaklanma, silahlı olayları, toplumu bir arada tutan savaş korkusu,düşman,uluslar arası politikada anti sosyal hareketleri,tek taraflı kararlı saldırgan harekete geçiren gücü,gerilim,savaş,asker ve ordu,genç erkek nüfusu.enerjinin en çok ortaya çıktığı alanlar vb… konuları temsil etmekte,

 

Merkür enerjisi ise,ulaşım, haberleşme, eğitim, ticaret, yazarlar, medya, yayın ve yayın kuruluşları, dış ve iç politikada yapılan anlaşmalar, söylentiler, spekülasyonları aynı zamanda ülkenin eğitim alan genç nüfusunu yönetmekte. Bu üçlüyü yani 4.ev ve iki enerjiyi harmanladığımızda yorumu siz okurlarıma bırakıyorum. (!)

 

‘’ Bana ne gelirse benden gelir, dilim dursa başım selamet bulur ‘’

 

Sevgimle kalın emi

Elif Hece / Esmeralda


Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : merkür retrosu, 6 eylül merkür retrosu, merkür retrosu ve astroloji, astrolojide merkür retrosu, merkür retrosunun kişis

5/9/2009 - Gençler Yok Oluyor '' Olmasın Emin Abi ''

Kategori: VE HAYAT




Yeterince konuşuldu, konuştuk durduk, sonuç hiç!
Hissettiklerimi yazmayacağım.


Bu görüntüler,
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen 336 No lu Yurt Hizmetleri Seminerinde gösterilmiş, Antalya Valiliğinin sokak çocukları hakkında ki belgeselinde de izletilmiş.
Bu dramı olay mahallinde yaşayıpta kayıtsız kalacak olanı,  insan olarak sıfatlandırmam,
umuyorum ki, bir insan , bir dünyadır , bu kardeşlerimize tedavi, korunma, barınma ve yaşamak hakları verilmiş olup yeniden topluma kazandırılmaları adına gereken çalışmalar yapılıyordur. (!)

Yeni bir olay değil, bu kardeşler gibi binlercesi var,  lakin bu tablo dayanılacak türden değil,
'' yaşamak istiyoruz, hayat istiyoruz'' diye haykırıyor, '' öğrenmek istiyoruz, bizde vatanımızı, Atatük' ümüzü, Devletimizi, tanımak istiyoruz '' diyor... (Devlette sizi tanımalı !)

Şudur, budur, şundandır bundandır gibi, işi başımızdan savmak o kendine açık dışarı kapalı vicdanlarımızı rahatlatmaya çalışmayalım. Basitin en basiti, rezilin en rezili olduğumuz bu zamanda, şuursuzluğumuzu da ilave edersek eğer bitmişiz biz !

O' nun açılımı, Bunun açılımı hani bu yürek yakan görüntülerin açılımı, Ömer Muhtar belgeseline ağlayan, duyarlı anne Sayın Emine Erdoğan, bir ülkenin başbakanın eşi demek, o ülkede ki insanların annesi olmak demektir, Sizleri siyaset yapmak , show yapmak adına değil,
elinizde olan yetkilerle bağlantılarla bu kardeşlerime ve bunlar gibi nicelerine sahip çıkmak ve gerekeni sonuna dek yapmak adına göreve davet ediyorum.

Hz. Ömer (r.a) bağlı bulunduğumuz dinimizin en önemli ikinci halifesi, adil yönetimi, devlet idaresinde ki titizliği ile tanınan, tedbil-i kıyafet dolaşıp halkın içinde, gecelerden sabahlara kadar ev ev  dolaşıp var mı bir sıkıntısı olan derdi olan diye gezen, ve '' Ey Rabbim Halkıma Adil olamamaktan  korkuyorum'' diye tir tir titreyen o yüce zattan daha mı üstün dereceniz.

Bir insan , Bir dünyadır, bir insana yaşam haklarını vermek, sağlamak bir dünyayı inşaa etmek demektir. Evimizin, ofisimizin önünde son model araçlar gözünüz gibi baktığınız, lüks mobilyalarla döşenmiş yine de doymadığınız böbürlendiğiniz eşyalarınız evleriniz, hergün yaptığınız alışverişleriniz, fahiş fiyatlar ödeyerek aldığınız, bir kere giydikten sonra bir daha giymediğiniz kıyafetleriniz. Peki,  Ya Ruhunuz, onun için ne yapmaktasınız, yapmaktayız !!!

Yaşam dış dünyadan ibaret değil, sonsuza talip olmak, içinizdeki sonsuzluktan geçer, tıkamayın yolları...


Fazla söze ne hacet , ayan beyan görüntüler buyrun !


Sevgimle kalın emi

Elif Hece / Esmeralda





Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : sokak çocukları, emine öztürk, devlet, hükümet, yardım, hz.ömer

30/8/2009 - EVLİLİK-İLİŞKİLER ASTROLOJİK DEĞERLENDİRMELER

 

insanların en çok danışmak istediği konuların başında

muhakkak özel ilişkiler gelmekte,ne zaman evleneceğim,

yaşamımda ki insanla evlilik var mı,şu yaşıma geldim

hala evlenmedim,evliliğe adım atmakta zorlanıyorum,

daha önce evlilik yaşadım ikinci kez evlenecek miyim,

evleneceğim insanla ilişkimiz nasıl olur ve benzeri

aynı yöne giden pek çok soru...


Erkekler genelde iş,kariyer maddiyat ile ilgili danışırken,
kadınlarımız hep ilişki bazına yönelmiş duurmda.
erkekler yalın olarak kendi dünyalrını inşaa etmek isterken
kendi egemenliklerini ilan etmek isterken,
biz kadınlar yaşamımızı onlara endekslemiş durumdayız,
evleneceğim insan maddi olarak güçlü mü,evleneceğim erkek
beni aldatacak mı,bir ilişki yaşıyorum bana sevgisi ne boyutta
ve benzeri sorular yine...

Bir erkek çok nadirdir ilişkisi için astrologa danışsın,
ama kadınlarımız,sosyal yapısı ne olursa olsun,eğitim seviyesi ne olursa
olsun yaşamına dahil edeceği erkeğin izdüşümünde,daha yaşam alanına
almadan sorumluluğunu üstlenme hevesinde...

İlişkiler şüphesiz yaşamımızda çok önemli bir noktada,
gerek evlilik gibi, kutsal bir bağ ile olsun,gerekse flört döneminde
karşılıklı sunumlar alımlar veimlerle olsun çok önemli noktada.
nice kadınlar bilirim evlilik için kariyerinden vazgeçen,
ilişkisi için kendisini o istiyor diye eve kapatan,
bir çok yeteneği olduğu halde ne kendisine ne de topluma

sırf ilşkide olduğu erkek gözönünde olmasını istemiyor

diye geri planda kalan...elbet tüm bunların astrolojik

olarak bir açıklaması var,değil mi niye herkes aynı değil,

haritalar kişilerin bireysel kodlarıdır
tüm düşünceleri eylemleri çıkış noktaları ve sonuçları
haritalarından bir  kaç adımla analiz edilir ki bazen
kişinin cevabını arayıp bir türlü bulamadığı ve hatta
bilinçaltında sürekli bastırmaya çalıştığı
iç güdülerini sessiz eylemlerini bile günyüzüne çıkarır...

İlişki haritaları basit bir şey değildir,

ben balık burcuyum,sen akrep burcusun
güneşlerimiz 120 lik uyum açısı yapıyor

,ikimizde aynı elementteniz,süper bir ilişkimiz olur
demek değildir,bu kadar kısa bir anlatımı bu kadar

yüzeysel değildir,astrolojinin özüne bir hakarettir.
ilişki yani diğer adıyla synastry haritalarıa kesin doğum verileri ile
iki insanın haritasından yepyeni bir harita yaratmak demektir.
simetrik olarak planetlerinin bakışları,aynı karakterde

 olan planetlerin yerleştiği ev alanları,
ve tabi en önemlisi ki ezoterik astrolojide kullanılan
çoğu astrologun bilmediği ışık varlıklarının haritalarda
bulunduğu yerlerin birbirleriyle olan temaslarıdır.


gemiyi en son kaptan terk etmelidir,bir ilişkide kaptan kimdir
felaket anlarında birbirlerinden uzaklaşıyor mu yoksa

omuz omuza veriyorlar mı?
verecekler mi?maddiyata yaklaşımalrı nedir?

biri hep bana diyorsa diğeri
al sana mı diyecek,aile kavramına saygı boyutu nedir?
ve bunun gibi pek çok kavram,soru işareti?
evet eveleneceksindir,istediğin bu ise onunla evlenmekse
biraz jüpiter desteği,biraz güneş uyumu,biraz juno bağlantısı
bir parça venüs mars çarpması alın size evlilik?
fakat evlilikten beklentinzi ne?

toplum baskısı için mi evlenmek istiyorsunuz?
evlenmek için evli olmak için mi evlenmek istiyorsunuz?
evliliği bir kurtarıcı gördüğünüz için mi evlenmek istiyorsunuz?
anne olmak için mi?
o insana delice aşıksın tutku halinde saplantı haline geldi onun için mi?
cinsel dürtülerin için mi?
evlilik aile kavramına duyduğun saygı için mi?
gelecek nesillere katkın olsun,pırıl pırıl evlatlar yetiştirmek için mi?
yaşamı birlikte omuzlamak,birlikte herşeyi aşmak i,çin mi?
bir yoldaş,bir arkadaş bazen hüzün bazen neşe yaşama dair herşeyi
birlikten kuvvet doğar,sevgi paylaştıkca çoğalır ,aşka ihtiyacım var
ben aşksız ve benim diğer yarım olan erkeksiz yaşayamam diye düşündüğünzü için mi?


evet bir ilişkimiz var ise,önce onu yaşamımızda ne kadar istiyoruz,
ve niçin bu kadar çok istiyoruz,onsuz yaşam nasıl olur,onunla yaşam nasıl olur?
bunun cevabını dürüstce kendimize soralım ve bulalım,ondan sonra
ilişki haritamız için danışmanlara başvuralım,
bahar kelebekleri gibi en fazla 3 gün ömrü olduğu AŞİKAR ilişkiler
için kimse kimseyi yormamalı...


selvi boylum,al yazmalım diye klasik bir türk filmi vardır ki
en güzel ilişki,aşk,sevgi,emek,şefkat,fedakarlık,süreklilik
gibi tüm ilişkilere ait kavramalrı ne gzüel özetlemiştir...

o filmi hatirlayalım ve kendi içimizde şuan yaşadığımzı
ilişkiye bi bakalım,en çok kim fedakar,kim emek veriyor,
kim kutsallığına önem vermekte korumakta,kim kime sahip çıkıyor...
her ilişki evliliğe gitmez,ve her evliliğe giden ve sonuçlanan ilişkide evlilik değildir...

Astrolojide,adem'lerle havva'lar arasındaki uyumu görebiliriz,geleceğini,gidişatını
çözümleyebilir,ve hatta hangisinin erken öleceğini kimin dul kalacağını bile..
hangisinin aldatma meyli varsa ve aldatacaksa tarihine olay anına ve aldattığı kişinin
statüsüne kadar bulabiliriz.fakat önce yukardaki soruları kendimize bir soralım
ve ondan sonra danşalım,hem kendimize kendi içimize hemde astrologlara...


aşksız dönmüyor dünya,ama o dünya siz olun,bırakın aşk sizin etrafınızda dönsün


sevgimle kalın emi

 E. Hece - Esmeralda

 

Not: Özel bir durum nedeniyle yeniden güncelleme yapılmıştır.

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : aşk, evlilik, synastry, ilişki analizi, horoskop, ücretsiz ilişki analizi, yıldız haritası, evlilik ve astroloji, neptün

16/7/2009 - TAM GÜNEŞ TUTULMASI - 22 TEMMUZ 2009

TAM GÜNEŞ TUTULMASI - 22 TEMMUZ 2009

 

 

 

Güneş Tutulması Astronomi Teknik Bilgi ( * )

 

Tutulmalar çok eskiden beri bilinen gök olaylarıdır. Yer, Ay ile birlikte Güneş çevresinde yörüngesel hareketlerini yaparken Güneş'e dönük yüzleri aydınlık, öbür yüzleri karanlıktır ve karanlık tarafta uzayda birer gölge konisi oluştururlar.Ay' ın gölge konisinin  yer üzerine düşmesi ileGüneş Tutulması  olayı meydana gelir. Güneş tutulmaları Ay, Güneş ve Yer'in uzayda birbirlerine göre konumlarının bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bunlardan birinin gölge konisinin diğeri üzerine düşmesi için bu üç cismin yaklaşık aynı doğrultuya gelmiş olmaları gerekir. Bu da ancak Ay'ın yeniay ve dolunay evrelerinde mümkün olur. Eğer Ay'ın yörünge düzlemi, tam olarak Yer'in yörünge düzlemi ile çakışık olsaydı; her yeniay evresinde Güneş tutulması meydana gelirdi. Fakat her iki yörünge düzlemi arasında 5° lik bir açı vardır ve tutulmalar ancak özel bazı koşulların sağlanması sonucu meydana gelir. Bu özel koşullar bugün çok iyi bilinmektedir ve gelecekte olacak Güneş tutulmaları önceden çok duyarlı bir şekilde hesap edilebilmektedir.Tam tutulma, gölgeli tutulma, parçalı tutulma 

olmak üzere, üç tür Güneş tutulması vardır.
Ay'ın gölge konisinin tepesi Ay'dan yaklaşık 375000 km uzakta bulunur. Ay'ın Yer yüzeyine
uzaklığı 350000 km ile 400000 km arasında değişir. Ay, Yer'e en yakın olduğu zaman gölge
konisinin tepesi Yer'in içinde kalır. Koninin Yer Küre ile arakesiti, bozulmuş bir elips şeklindedir.
Genişliği en fazla 270 km olabilir. Bu, gölge konisi ile Yer kürenin arakesit çapıdır. Bu gölgenin
Yer üzerindeki ilerleme hızı 30 km/dak. dır. Buna göre, Yer üzerinde belli bir yerde tutulma süresi
en fazla 270:30=9 dakika olur. Halkalı tutulma ise en fazla 10 dakika sürer. Yer üzerinde tam
gölge konisinin içinde kalan yerlerdeki gözlemciler için Ay diski, Güneşi tam olarak örter ve bir tam Güneş tutulması olur. Yarı gölge konisi içinde kalan bölgelerde, parçalı Güneş tutulması
izlenir. Ay, Yer'den çok uzak olduğu zaman tutulma konumu gerçekleşirse, koninin ancak
uzantısı Yer'e ulaşabilir. Bu uzantı koni içinde kalan yerlerden, Güneş'in kenarı halka şeklinde
görülür. Buna, halkalı Güneş, tutulması denir. Kimi zaman halkalı başlayan bir tutulma daha
sonra gölge konisinin tepesinin Yer'e değmesi ile tam Güneş tutulmasına ve onun ötesinde
tekrar halkalı Güneş tutulmasına dönüşür. Bir tam Güneş tutulması anında , hava birden soğur
ve gökte yıldızlar görünmeye başlar, gök koyu mavi bir renk alır. Tam tutulma anında Güneş'in
kenarına denk gelmiş bir Güneş patlaması gelişiyorsa bu patlamayı da izleme şansı olur.

 

22 Temmuz 2009 Çarşamba sabahı, Yengeç Burcunun 29’ 26 derecesinde meydana gelecek olan tam güneş tutulması,

Hindistan, Çin, Japon adaları ve Pasifik okyanusunun güneyini kat eden maviyle çizilmiş 258 km genişliğindeki tutulma hattından tam tutulma olarak izlenebilecek.  Bu tutulma, mavi çizgilerle taralı alan içinde kalan Asya'nın doğusu, Endonezya ve Pasifik okyanusun'dan parçalı tutulma olarak izlenebilecek. Tam tutulma Ay'ın gölgesinin Türkiye saati ile 03:53'de Hindistan'da Khambhat körfezine düşmesiyle başlayacak. Gölge 3 saat 28 dakika süreyle 15200 km yol kat ederek 07:18'de Dünya'yı terk edecek. Tutulmanın hiç bir evresi Türkiye'den izlenemeyecek. Ay'ın gölgesi 05:35'de güney Pasifik okyanusu üzerindeyken tam tutulmanın 6 dakika 39 saniye ile en uzun sürdüğü an  gerçekleşecek.  Türkiye'den izlenemeyecek olan bu tutulmanın tam tutulma evresi sırasında tutulma yandaki animasyonda gördüğünüz gibi gerçekleşecek.

 

Bu tutulum 6 dakika 39 saniye ile  şimdiye dek en uzun süre gözlemlenecek
tutulmadır. Türkiye'de 1999 yılında izlenebilen tam güneş tutulması 2 dakika 15 saniye sürmüştü.

 




Astroloji Bağıntısıyla Kişisel Tutulum Etkileri

 

* Güneş ve Ay tutulması astrolojik haritamızda hangi evlerde gerçekleşiyorsa hayatımızda o konular vurgulanıyor demektir. Yılda ortalama iki kez oluşan tutulmalar karşıt evlerde gerçekleşirler. Mesela Yengeçte oluşan bir Güneş tutulmasının ardından Oğlakta gerçekleşen bir Güneş tutulması birbirine karşıt evlerde oluşan stresi anlatır. Kişisel gezegenlerle  birleşim ve karşıt açı içinde olması durumunda  ise vurguyu arttıracaktır. Uzun süre ihmal edilmiş konular varsa birden gündeminize  gelecektir. Tutulmaları hayatınızın belli bir alanında birdenbire ışıkların yanmasına benzetebiliriz.  O konuda çalışma yapmaya başlamanın  zaman gelmiş demektir. Elbette yapılması gerekeni yapmamayı da seçebilir kişi. Fakat dikkat çeken konunun ihmal edilmesi, konunun problemli şekilde ilerde tekrar gündeme geleceğinin işaretçisidir. 

 

* Güneş tutulması daha çok dışsal ve kişinin etrafında oluşan olayları anlatırken, Ay tutulması içsel, duygusal ve kişisel olayları ifade eder. Her Güneş tutulması bir yeniay zamanı olduğu için yeni  başlangıçları anlatırken , Ay tutulması dolunay zamanı oluşmasıyla, netleşmeleri, bitişleri ifade eder. 

 

Yeniayın tutulma ile birlikte gerçekleşmesi,  bu dönemde başladığımız işlerin, attığımız adımların, yeni projelerin, attığımız tohumların hatta  sadece niyetlendiğimiz işlerin bile hayatımızda çok daha etkili olacağını, hayatımızda kalıcı etkileri olduğunu fark ederiz.

Bu yılın ikinci güneş tutulması Saros 138 ailesinin bir tutulması olacak. Önümüzde ki 7 yılı kapsayan bir döngü başlamış olacak.

Başta yengeç burcunun son derecelerinde dünyaya gelen insanları,Dış dünyalarıyla alakalı olarak yeni başlangıçlar, dışarıdan gelişen kişinin etrafında oluşan olaylarla ilgili pek çok yeni durumlar beklemektedir.  Güneş tutulması, yine kişinin astrolojik doğum haritasında hangi evde gerçekleşirse o alanda etkili olacaktır.Tutulumla açı ilişkisine giren gezegenler yeni başlangıçların ne yönde olacağını, pozitif mi negatif yönde mi olacağını belirtir.

*Hayatımızın evrende gelişen olaylardan kopuk veya bağımsız olmadığını, evrendeki her şeyin birbirleriyle etkileşim halinde olduğunu, meydana gelen bu fenomenlerin aslında bizlerin gelişimi ve değişimi için birer fırsat olabileceğini anlar ve bunu kabul edip gerekli değişimi kendi irademizle yapabilirsek, işte o zaman başımıza bir felaket gelmesine gerek kalmaz. Artık bizler de başımıza gelen olaylar için Güneş’i veya Ay’ı veya Burçları sorumlu tutmaktan vazgeçmeliyiz. Çünkü onlar bizim için dönüşüm ve değişim zamanlarını işaret etmekten başka bir şey yapmamaktadırlar.





Astrolojik Bağıntısıyla Dünya Üzerindeki Tutulum Etkisi

Öncü ve su elementinden olan Yengeç burcunda gerçekleşecek olan tam güneş tutulması, Yengeç Burcunun yönetici planeti Ay olması sebebiyle, Ay’ ın idaresinde olan, insan populasyonu, sağlık, beslenme, küçük haşereler, sularla ilgili konular, kadınlarla ilgili durumları ön plana çıkaracaktır.

7 yıllık süreçte özellikle bu üçlünün ilk bölümü olan 2 yıllık bir süreçte, bulaşıcı olan yeni keşfedilecek hastalıkların türemesi,

Toplu olarak insan ölümleri, özellikle suya yakın bölgelerde oluşacak zararlar, kadınlarla ilgili, evlilik kurumu aile yapısına yönelik yenilikler ve yine toplumun bildiği tanıdığı pek çok kadının sansasyonel şekilde boşanacağını simgeler.ay’ ın insanları temsil etmesi ve Uranüs’ den aldığı 120 lik açı ile toplumda özellikle cinselliğe dayalı konularda, eşit insan hakları ve benzeri temalarda isyanların çıkacağını ayaklanmaları da gündeme taşıyacaktır.

2012 öncesi teknolojik ve duygusal devrimciler kendilerini gösterecektir. Ve yeni bir çağa doğru ilk tohumlar bu yeni ay evresinde atılacaktır. Bu yeni sirkülasyonla birlikte dünya üzerinde yeni bir kadın lider çıkacaktır. Kadınlarla alakalı olarak dünya gündeminde pek çok olaylar bizleri beklemektedir. Ay-Uranüs 120 açısı dünya üzerinde boşanmalarıda körükleyecektir.

Kova burcunda yer alan Neptün, şiron ve Jüpiter ile 150’ lik birleşmeyen gerilim açısı ile sağlık sektöründe, köklü tanınmış

Markalaşmış pek çok ilaç firmasının iflas edeceğini, ve yine şiron etkisiyle sağlık alanında doğal iyileştirme , bioenerji, bitkilerle tedavi gibi çalışmaların altın çağını yaşayacağını simgelemekte.

Neptün etkisi ay ile 150 lik açısı ise , tutulum güzergahının temsil ettiği coğrafi alanlar üzerinde sel-su baskınları, doğal afetlerin olacağını simgelemekte.

 

 

 

 

"Doğa basittir, karmaşık değildir. Karmaşık ve dolambaçlı olan bizim aklımızdır." Sepharial

 

Sevgimle Kalın Emi

Elif Hece (Esmeralda)

 


 




Ek Not: Türkiye Ve Tutulum Etkisi özel bir çalışma yapılarak              sitemize eklenecektir.

           

Tutulmalar ile ilgili , daha fazla  astronomik bilgiye başvurmak veya tutulmaları anında internetten izlemek isterseniz NASA’nın internet sayfasını ziyaret edebilirsiniz:

http://eclipse.gsfc.nasa.gov.tr/eclipse.html


Astronomi Teknik Bilgi Ve Görseller

  • kandilli.boun.edu.tr/astronomy
  • Evrensel astroloji bilgileri





 
Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : 22 temmuz güneş tutulması, yeni ay etkileri, yengeç burcunda güneş tutulması, ay ve güneş tutulumları, güneş tutulmasını

15/7/2009 - Astroloji ' de Cinsel Kimlik - I



Astroloji’ de Cinsel Kimlik - I

 

Cinsel kimliğin, eğilim, yönelim ve eylemsel olarak astrolojik bakış açısından incelenmesi, şimdiye dek astrologların pek el atmadığı bir araştırma sahasıdır.

 

Bunda cinsel kimlik buhranlarının, sapkınlıklarının astrolojik veri olarak çok az istatistik veriye sahip olması da etkindir. Astrolog bir tıp adamı değildir, elindeki haritalar üzerinden yıllarca çalışma yaparak, gözlemleyerek ve bu cinsel kimlik karmaşasında olan kişilerin  haritalarından ortak veriler derleyip üzerinde çalışmalar yaparak elde edebileceği sonuçlarla alt zemini inşa eder.

 

Cinsel kimlik karmaşasında, doğuştan gelen faktörler olduğu gibi sonradan oluşan sapkınlıklarda etkindir.

 

Ereklerde, cinsel olarak Mars planeti gözlemlenir,  Mars’ ın düşmesi, etkisini yumuşatması, su ve hava elementinde özellikle Balık- Kova- Terazi de yer alması (diğer belirteçlerle birlikte) feminenliğe, ateş ve toprak elementinde özellikle, Oğlak, Koç, Boğa, sadizm, mazoşizm, ölü sevicilik, şiddete dayalı diğer cinsel eğilimlere ve daha üst skalada basit çevrelerde gerçekleşecek , gelişigüzel ilişkilere yöneltecektir.(diğer belirteçlerle birlikte) .

 

Venüs ile uyumsuz açısı (retro Venüs-Mars ), ve ardından bu vakalarda Ay’ ın burcu da çok önemlidir.

Ay ateş elementinden bir burca yerleşmiş ise, erkeklerde duygusallığı fazlasıyla artıracaktır, tatmin olmakta zorlanan değişik cinsel fantezilere yönelen bireyler oluşturacaktır. 5. evde transit bir Uranüs geçişi , Natal haritada yer alan, Ay, Güneş, ve Mars- Venüs gibi kişisel karakter oluşumunun alt yapısına zarar verdiği vakit, kişide heyecan arama  dürtüsü ve riskli işlere yönelim, eğlence anlayışı marjinalliğe doğru kayacağından sonradan oluşmuş bir cinsel kimlik karmaşası gerçekleşecektir.

Uygunsuz normal dışı cinsellik yaşanacaktır ve hatta işin içine Şiron, Pluto gibi fiziksel enerjide söz sahibi planetlerde girmiş ise, cinsel yolla bulaşan hastalıklara davetiye çıkarmış olacaklardır.

 

Mars ile Satürn’ ün açısı, natal da, bir erkeğin haritasında, fizikselliği temsil eden 1.ev, 6.ev ve psikolojik, ruhsal sorunlarımızı, karşı koyamadığımız tedavi edemediğimiz hastalıklı düşüncelerimizin meskeni 12.ev alanlarında zararlı  açı ilişkisine girmişse kişide cinsellikten soğuma , iştahsızlık ve buna paralel iktidarsızlık sorunlarını artıracaktır. Ay burcuda ateş elementinden ise kişi kendi cinsine yönelecektir ya da yaşamını biseksüel olarak devam ettirecektir.

 

Venüs’ ün hava elementinde olması özellikle ikizler gibi cinsel kimliği nötr olan bir burçta olması bir erkek için diğer belirteçlerde yerine oturmuş ise feminenliği fazlasıyla artıracaktır.

 

Mars’ ın oktavı olan Pluto erkek haritalarında ,  cinsel kimliğin en önemli belirteçlerindendir. Sonradan oluşan cinsel anormalliklerin temelinde, gelişigüzel ilişkilere girmek, düzensiz dağınık bir yaşam tarzı, ve yaşamın hiçbir alanından tatmin olamama duygusu, güç elde etme arzusu , cinsellikle kendini ispat etme dürtüsü gibi  psikolojik yönelimler yatmaktadır. Pluto bunların hepsini bünyesinde barındıran bir planettir. Venüs ile kavuşumu, Merkür ile uyumlu açısı, kendini feminen hissetmesine ve bu düşüncelerini Merkür ile eyleme dökme arzusunu tetikleyecektir.

Uranüs sahnede ise sapkınlık boyutuna taşıyacak kendini ifşa edecek,

Duygusuzca sekse yönelecektir, eğer ki Neptün sahne de ise , duygusallık ağır basacaktır, yetersiz, beslenememiş duyguları, ya da aşkın hallerde olan duyguları ile bu yöne eğilim gösterecektir, özel çevrelerde yaşayarak, yıllarca bu durumunu gizleyecektir.

 

8.ev alanı cinselliğin nasıl yaşandığını, ne tür çevrelerde yaşanacağını ve nasıl insanlara yöneleceğini, sadakatini, ve cinsel gücünü şehvetini belirtir. Sekizinci evin yönetici planeti, cinsel kimlik hakkında temel alınacaktır. Ardından 5.evin yerleşimi, içinde bulunan planetler, evin yöneticisi ve harita üzerinde açı ilişkisi, cinsel kimliğinin alt tabanını oluşturduğundan , ne tür yönelimleri olduğunu, cinsel kimliğini nasıl algıladığını ve sahnede ne tür ilişkiler ve nasıl insanlarla birlikte olduğunu göstermesi açısından ikinci belirtecimiz olur.

 

Bu yazı dizimize zaman buldukça devam edeceğim,  şuana kadar vermiş olduğum bilgilere ek olarak, pekişmesi adına  George Michael’ ın kısaca cinsel kimlik analizine değinelim. Astrolojiye ileri seviye ilgisi olan ve bu konuda araştırmaları olanlar var ise, elektronik ileti ile bana ulaşırlarsa sevinirim.




 

George Michael’ ın  ay burcu ASLAN ve 3.ev (eyleme döktüğümüz düşüncelerimiz, iletişim gücümüz, nasıl iletişim kurduğumuz, kendimizi ifade tarzımız, yaşam boyu kurduğumuz ilişkilerle gelişen toplumdaki yerimizin ilk evi, ), ve ateş elementinde, 9.evin (en üst düzey düşünce yapımız, eylemlere döktüğümüz ve daha çok kişiye ulaştığımız düşüncelerimiz, ahlak ve dini yapımız ) kapısında kova burcunda yer alan Satürn ile karşıt açı ilişkisine girmiş, yetersizlik duygusu, duygusal olarak içe kapanıklık, toplumdan izole olma isteği,

Sağlıksız duygusallık, ilişkiler, korkular, kadınlara karşı soğukluk vb...

 

Uranüs, pluto , mars 3.evinde kavuşum yapmış, pluto mars ile başak burcunda kavuşum yaparak, 3.ev alanından 9.evde yer alan şiron’ a karşı durmuş. Pluto ve mars cinsellikte ilk söz sahibi planetlerdir ve orgazmı, doyumu, cinsel kimliğin oluşumunu çekirdeğini analtır, iki enerji planeti birleşerek cinselliği yaşamının önemli bir noktasına getirmiş ve buradan şiron ile karşıt açısı onun cinsel alanda, kimliğinde pek çok yaralarının olacağını göstermekte. Şiron iyi açılarla dokunduğu yeri  şifalandırır ,  kötü açılarla ise  zehirler.

Pluto ve mars’ ın başak burcu gibi sağlığı, toplum kurallarına yatkınlığı ve cinsel alanda soğukluğu temsil eden bir burçta olması onun seksüel olarak bir erkek kimliğinde yetersiz olduğunu simgelemekte.

Bu duruma literatürde pasiflik denilmekte. Şiron ile de karşıt açısı Cinsel uzvunda sorun olduğunu göstermekte.

(burada paylaştığım bilgilere ek olarak bu sonuçlara yargıya varmadan önce başka belirteçleri de eklediğimi belirtmek isterim. Zihinler şimdi karışmasın diye kısmen kısaca değiniyorum.)

 

Uranüs de işin içine dahil olarak, cinsellikte söz sahibi olma sıfatıyla, marjinalliğini beslemiştir. Aykırı, sıra dışı ilişkilere yönelimini sağlamıştır. Vertex noktası 5.ev alanında , Uranüs ile kare açı (90) yapmış ve 8.evin yöneticisi konumunda olan Uranüs yine cinsel kimlikle alakalı bir alanda olan vertex noktasını zorlamıştır.

12.ev alanında bulunan güneş ile vertex noktası birleşmeyen gerilim açısına girerek 5.ev alanından onun erkeklik unsurlarını zorlamıştır.

Cinsel kimliğine yönelik çok fazla gizli ilşkileri yaşayacağını söyleyebiliriz. Vertex noktası diğer insanları, yaşamımıza bir şekilde sonradan dahil olup köklerimizden olmayan yabancısı olduğumuz insanların dahil olarak bizleri değiştirmesini simgeler. Kendisine özgü insanlardan oluşmuş bir çevresi olduğunu görüyoruz ki zaten kişi kendisi gibilerle beraberdir.

Haritalar öyle muazzam ki en ince ayrıntısına kadar işleniyor ve yol haritamız oluyor adeta, her şey nasılda sistematik olarak örülmüş, kurgulanmış …

 

5.ev alanına yerleşen akrep burcunda ki Neptün, duygusal, cinsel ve zihinsel olarak onu karıştırmış, bulanıklaştırmış ve kendini bu tür ilişkilere vererek rahatlamasını sağlamıştır. Ve aynı zamanda Neptün ona hem sahnede sanatında 5.ev olması dolayısıyla ve neptün’ ün genel özlelikleri dahilinde  bu bulanıklığın çıkışı olarak müziğe  yönelmesini, söz yazarlığı sıfatını yani şiirsel analtımlı şarkıları ve duygusal eserleri bize kazandırmıştır. Aşırı yoğun ve akrep-neptün derinlerde olan duygusallığı , pluto-mars kavuşumunun şiron ile yaraladığı, akrep-neptün – şiron uyumlu açısı ile kendisini daha feminen yapmıştır.






Akrep burcu zaten haritasında kıstırılmış (engellenmiş) gezegen olarak durmakta, ve engellenmiş burç haritalardaki etkisi en yüksek olan ve gizli çalışan burçtur. ve Neptün’ de bu alanda engellenmiş gezegendir, engellenen gezegenler, sınırlandırılmıştır, bu gezegen mahiyetine göre sınırını kaldırır ise en yüksek seviyede gücünü sergiler. Neptün engellenmiş gezegen olması itibariyle ona müzisyenlik, yazarlık yeteneği kazandırmıştır. Ve 5.ev alanında olması aşk yaşamında yaşamına dahil edeceği insanlarla , açı ilişkisine göre nasıl bir tutum içine gireceğini açıklığa kavuşturmuştur.

Neptün-şiron uyum açısı,  içsel derinliğini, cinsel kimliğini yaptığı işe kendini adayarak ve yaptığı işle alakalı olarak feminen yönlerini daha rahat sergilemesini , 9.ev alanı olması itibariyle felsefesini kendi felsefesini daha rahat yaşamasını sağlamıştır.

 

Zihinsel gücünün simgesi, düşünce yapısını ve eylemlerini açıklayan Merkür, yine cinsel kimlikte etkin olan Merkür hava elementine yerleşmiş, ikizler burcuna ve 12.ev gibi bir alan dahil olmuş, burada hava elementinde olan Venüs ile kavuşum yaparak, sırasıyla, önce pluto –mars-uranüs üçlüsüne zor bir açı yapmış(kare), ardından yine 5.evde yer alan kıstırılmış burç akrep de yer alan neptün’ e birleşmeyen gerilim açısı yapmış ve son olarak da şiron ile kare açı zor bir bakış alanına dahil olmuş…

Merkür le kavuşum yapan Venüs 12.ev alanında bilincini feminenliğe yönelterek beslemiş, Merkür ikizlerde olması sebebiyle güçlenmiş ve venüs’ e güçlü bir kavuşum yaparak onun seksüel yönde ve duygusal yönde feminen bir düşünce biçimine yönlenmesini sağlamış.

 

8.ev başlangıcı kova burcu ile başlamış ve yöneticisi olan klasik astrolojiye göre Satürn , ay’ dan etki almış, kadınlara olan soğukluğu, modern astrolojiye göre yönetici Uranüs ise zaten pluto-mars ile kavuşuma girmiş ve şiron’ un etkisine maruz kalmış.

 

Güneş yani bedensel ve yaşamsal kimliği 12. ev gibi zararlı bir alana yerleşmiş. Yukarıda ki belirteçler de cinsel alanda sorunlarla dolu olduğundan , feminen yanlarının çok yüksek olmasından dolayı üzerine tuz biber olmuş. Gizli bir kimlik, kendini gizlemek, izolasyon vb…

 

Part of Sex noktası 19 ‘ 12 derece kova burcu 8 ev alanında ve 9.ev giriş kapısında yer alan Satürn ile kavuşum yapmış . sex noktasının yöneticisi Uranüs aykırılığı beslemiş, Satürn ise ay ile açı ilişkisiyle 8.ev alanında cinsellik tarzını , yetersiz olan fiziksel ve aşırı beslenmiş olan duygusallığıyla kendi cinslerine yönelmesini sağlamış.

 

Ek Not: O feminenliği sadece özel cinsel yaşamında ve sanatında yansıtmakta , sosyal olaylarda ve toplumsal yaşamında Uranüs’ e özgü olarak bir devrimci, yasak delici, oldukça korkusuz ve aykırı , hırçın biri…




Bu verilerin ışığı altında cinsel kimliğinin sonradan değişmediğini, doğuştan aldığı tesirlerle şekillendiğini görüyoruz, yani bir sapkınlık değil tamamen doğuştan almış olduğu yıldız etkileri ve yerleşimleri…

Cinsel kimliğinde gerek doğuştan gerekse sonradan değişimleri yaşayan pek çok harita üzerinde çalıştım, hepsinde ortak noktalar, ay buçlarının ateş elementinde olması , Satürn ile zor açı ilişkisine girmesi, Uranüs’ün ya açısız ya da mars ile beslenmiş olması, Şiron’un haritalarında odak gezegen olması, pars of seks noktalarının, 8.ev alanı, yöneticisi ile açısal  ilişkide olması. kişisel gezegenler olan Venüs, Mars ve Merkür gibi planetlerin Hava elementinde olması,

Çok  yakın ilişkide akrep etkisi yaralanmış, bir şekilde zarar almış,

5.ev alanında duygusallığı feminenliği güçlendirecek etkilerin olması

Ve tüm bunlara ek olarak bazı özel çalışmalarla…

 

 

George Michael demişken, bir hayranı olarak, çok sevdiğim ve yıllardır dinlemekten bıkmadığım şarkısı '' jesus to a child'' ın sözlerini yazmazsam olmazdı.

Bu şarkıyı George Michael ,sevgilisi (hemcinsi) için yazmış, bestelemiştir.



kindness in your eyes
i guess you heard me cry
you smiled at me like jesus to a child
i'm blessed i know
heaven sent and heaven stole
you smiled at me like jesus to a child
and what have i learned from all this pain
i thought i never feel the same about anyone or anything again
but now i know

when you find a love
when you know that it exists
then the lover that you miss
will come to you on these cold, cold nights
when you've been loved
when you know it holds such bliss
then the lover that you kissed
will comfort you when there's no hope in sight

sadness in my eyes
no one guessed and no one tried
you smiled at me like jesus to a child
loveless and cold
with your last breath you saved my soul
you smiled at me like jesus to a child
and what have i learned from all these tears
i've waited for you all those years
then just when it began he took your love away
but i still say

so the words you couldn't say
i'll sing them for you
and the love we would have made
i'll make it for two
for every single memory
has become a part of me
you will always be my love
well i've been loved so i know just what love is
and the lover thet i kissed is always by my side
oh the lover i still miss... was jesus to a child



gozlerimde huzun...
kimse anlamadi, anlamayi da denemedi aslinda
sen ise gulumsedin bana
bir cocuga gulumseyen isa misali:
sevgisiz ve soguk
son nefesinle ruhumu kurtariyormus gibi
bana gulumsedin
bir cocuga gulumseyen isa misali...

peki ben ne ogrendim bunca acidan?
yillarca seni beklemisken ustelik
tam basladiginda o calip goturdu sevgini...

soyleyemediklerini sarki yapip soyleyecegim
senin yerine
yasayamadigimiz aski yasayacagim
ikimizin yerine
her bir ani bir parcam oldu cunku
sen hep askim kalacaksin

daha once sevildim, sirf bu yuzden biliyorum sevmeyi
ve dudaklarini optugum sevgilinin hep sevgilim kalacagini
oysaki hala ozledigim tek sevgili
bir cocuga gulumseyen isa misali...


‘’ Astroloji’ de Cinsel Kimlik’’  yazı dizimiz devam edecektir. Şimdilik bu kadar.

 

Sevgimle Kalın Emi

 

Elif HeCe


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : george michael, gay, eşcinsellik, astrolojide cinsellik, astroloji ve cinsel kimlik, pluto ve mars kavuşumu, şiron, şiro

13/7/2009 - AY DÜĞÜMLERİ (GEÇMİŞ-GELECEK)


 

Astronomide Ay düğümlerinin terimsel anlamı,Ay'ın yörüngesinin ekliptik tutulan düzlemini kestiği noktalardır.Kuzey ay düğümü Ay'ın güneyden kuzeye geçerken,güney düğümü ise kuzeyden güneye geçerken yörüngesinin tutulum düzlemiyle kesiştiği noktadır.Astrolojide  horoskoplarımızda bu noktalar 180 derecelik açı yaptıklarından karşıt konuma yerleşirleR.Horoskoplarda bulundukları evler ve burçlarla temel anlamlarını kazanırlar.

 

Ay düğümleri hayatımızın anlamını kavramamız için birer anahtardır.insan olarak yaratıldığımız ve bu evrende kendimize bir yer edindiğimize göre hiç bir şey tesadüfi değildir,yaratılışımızın muhakkak bir amacı bir gayesi var,her birimize yaradan tarafından atanmış görevler var.her birimiz insan olarak doğuyoruz lakin dünya yüzündeki yaşamlarımızla kimileri insancık olarak göçüp gidiyor kimileri ise insanca ayrılıyor...herkes adem fakat herkes adam olmuyor,işte bu yüzden ay düğümleri çok öenmlidir,adem mi adam mı olacağız,insan mı insancık mı ayrılacağız...

 

Ay düğümleri,bir nevi kader insan ilişkisidir,yaratıcı ile kulun ilişkisidir.sezg,leri aydınlığa kavuşturan bir etkidir.Ruhsal etkileri tanımlar,şöyleki ruhun selameti her birimizin sahip olduğu ruhun durumu,şöyle ki,insanın iyi yada kötü  diye adlandırılabilecek  bir ruha sahip olup olmadığını ay düğümleriyle tahmin edebiliriz,elbet tahmin belki yanlış zira yanılma payı vardır her tahminde,diğer destekleyizi açılar ve etkilerle ruhun durumu en net şekliyle açığa çıkar...

 

Astrolojide ay düğümleri,insan ve ölüm sonrası açısından oldukca ilginçtir,bu düğümler ruhun yaşamını hangi yolda urduracağını yani beden kılıfından ne zaman ayrılmaya karar vereceğini,yaşamına nasıl yön vereceğini,neden-sonuç ilişkilerini gösterir,yani ay düğümleri aslında RUHUN noktalarıdır.

 

Kuzey ay düğümü geleceğe,güney ay düğümü ise geçmişe çeker,karmik yaptırımlar,kalıtımsal getirdiklerimiz taşıdıklarımız bu düğümlerden anlaşılır.

Yaşamımızda bu iki zıt ucu tanıyıp tanımlayıp denge kurmamız gerekir sağlıklı bir insan olmak adına,düğümlere çok iş düşmektedir,yol göstericidir düğümler....

 

 

 

Ay düğümleri diğer yazımda da belirttiğim gibi insan ve kader-kul ve yaradan arasındaki bağın kilit noktasıdır...

 

Her birimiz doğarken bir misyon üstelenerek bu dünyaya geliyoruz,yaratılmış hiç bir şey değersiz,önemsiz,sebepsiz değildir.Yüce Yaradanın nizami olarak inşaa ettiği bu yeryüzünde varolan herşey aynı yere gider yani O'na...istikametimiz hepimiz için aynıdır.yön tek'tir,dünyaya geldiğimiz andan itibaren bizler için hazırlanan adına kader dediğimiz potansiyelelrimizle yüklü olarak geliriz,sonrasında yaşamımzıda ki olaylara göre hayatımız şekillenir,iki yol vardır biri mutlak kader diğeri irademizi kullandığımız kendimize bırakılmış serbest ruh-i kader,işte ay düğümleri mutlak kaderin tecellisidir bence,ve ruh-i kader dediğim olay ise irademize bağlı olan yani o da astroloji yolu ile var olan iyi ve kötü potansiyellerimizi bilerek tanıyarak anlayarak vücuda getirme yetimizin olduğu serbest bırakıldığımzı olaylar bütünüdür.

 

Ay düğümleri bir insan yaşamı ve sonu ve daha sonrası ebedi dünyası için bizlere ipuçları veren bir noktadır,çok önemli bir yere sahiptir.bazen düşünüyorumda ying-yang felsefesine benzetiyorum,zira düğümlerin biri geçmişe diğeri geleceğe,biri iyiliğe diğer kötülüğe sevk eden etkilerle örülmüş..

 

Şimdi ay düğümlerinin tanımını yapalım ve sonrada Ay Düğümleri'nin yerleştiği burçları ve evleri irdeleyelim(burçlardan ziyade yerleştiği evler daha da önemlidir)

 

Kuzey Ay Düğümü

Bu nokta almanın,artmanın noktasıdır,insanın yaşamındaki geleceğini ve ruhunun gittiği yeri belirler,bir nevi insanın ve ruhun geleceğini...

kişinin hayatındaki başarı alanını gösterir,şansın size nasıl ve nerden geleceğini gösterir,bu düğümün yerleştiği ev,sosyal hayatınızı yükselme ve olgunlaşma konusunda nasıl kullanacağınızı belirtir,ve bulunduğu eve göre yine hangi konullarda şartsız ve koşulsuz nasıl ne gibi yardımlar alacağınızıda gösterirbulunduğu konuma göre hayata geliş amacınızı görevinizi belirler,yarım kalan bir işi tamamlamak üzere geldiğinizi gösterir,bu yarım iş sizin tekamüle erme noktanız olup aynı zamanda imtihan kapınızdır,her şerde bir hayr,her hayrda bir şer gizlidir sözü gibi aynı...

 

Daha pek çok anlamları görevleri vardır,zaman içerisinde sırası geldikce açılımlarıyla tek tek yazacağım sizlerle paylaşacağım...

 

Güney Ay Düğümü

kuzey ay düğümünün tam karşıtı evde yerleşir,zıttıdır,kuzey ay düğümü almak,artmak,açılmak,güvenlik,büyümek ve gelecek ise güney ay düğümüde ,geçmiş,kalıtımsal,çocukluk anıları,kaçmak,küçülmek,korkmak,sahipsiz hissetmek,sığınma dürtüsü,inziva,vermek vb...alakalıdır.

 

İnsanın ve Ruhunun geçmişini simgeler,ruhun geçmişi deyince önyargılı insanlarımız hemen reenkarne olayı ile karıştırıyorlar,reenkarne vardır yada yoktur bunu kimse bilmiyor bilemz şuanda,daha doğrusu ben bizzaat gözlemlemedim,ruhun geçmişinden kastım özellikle yeri gelmişken açıklama gereği duydum;ben müslümanım elhamdülillah,öyle yaratılmışım dünyaya gelen her varlık gibi,ruhum ise çok önceden ezeli yaratılmıştı,ve yaradan benim dünyaya gelene kadar ruh olarak bulunduğum yerdeki tek irtibatımdı,yani bu beden giysimi giymeden önce benim ruhum beden esaretinde değildi ve zaten vardı...işte varolan bu ruhun geçmişini gösterir,hiyerarşi bir sistem vardır,güney ay düğümü beden giysime bürünmden önce ebedi alemdeki ruh olarak nasıl bir kimliğim olduğu hakkında bana bilgiler vermektedir gibi...

 

bu düğüm en zayıf noktamızı gösterir,alışkanlıklarımızı,geçmişten taşıdıklarımızı,kurtulamadıklarımızı simgeler,bulunduğu eve göre kişiyi kısıtlar ve yalıtır,ve tabiki bunların yanı sıra pek çok açlımları vardır,sırası geldikce makalelerimde değineceğim...

Sevgimle kalın Emi...

Elif HeCe  (Esmeralda)...




 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : ay düğümleri, astrolojide ay düğümleri, kuzey ay düğümü, güney ay düğümü, kuzey ay düğümü yengeç, güney ay düğümü oğlak,

12/7/2009 - Astroloji Ve Ölüm I - VE HAYAT HER ŞEY YOLUNDAYKEN…





Son zamanlarda ,  sık sık  ölüm haberleri alıyorum. Bir anda bu oyun sahnesinden hiç bir şey yokken aniden ayrılanlar, genç ölümler, hayata yeni yeni başlamışken bir anda bitişler, geride kalan anılar, deneyimler, yenilgiler ve dilsiz zaferler… kimi aniden çıkan bir hastalık yüzünden , kimi spor yaparken, kimi, ufak bir baş ağrısından, kimi düz yolda aracını kullanırken önüne çıkan köpeğe çarpmamak adına direksiyon hakimiyetini kaybederek, kimi 20 yaşında kimi 33… bize göre genç, ani, erken ölümler…

 

 

Astroloji’ de en çok merak edilen konulardan biriside ölümdür. Nasıl bir sonun bizi beklediği, ne şekilde öleceğimiz ve  kaç   yaşımızda ?

Doğum   nasıl ki, astrolojide önceden biliniyorsa, ölümde aynen bilinmekte. Doğum haritalarımız yaşamımızın tüm şifrelerini, kapılarını ve anahtarlarını içinde barındıran muazzam bir sistemin el kitabı.

Etik olarak bir astrolog ölüm zamanını vermez, haritanızda görse dahi söylemez bunun yerine sizi uyarabilir ,   sonuç değişmeyecektir ölüm gelecektir, ya hastane odasında, ya ameliyat masasında, ya evinizde bir elektrik çarpması neticesi, ya da bir tatilde suda boğularak,

Haritalardan ölümün nasıl geleceği,  ölüm hali ,  mekanına kadar tespit edilebilmektedir. Ölüm kaderse, ölüm şekli kazadır.

 

Peki ölümü, bedenin  sonunu hangi evler hangi gezegenler getirir?

 

Bugüne değin , 8.ev alanının, ölüm evi olmasından dolayı hep ürkmüşüzdür, transitlerle 8.ev alanına gelen, Satürn, Uranüs gibi planetlerin yaşamı bitireceği endişesi taşımışızdır. Ve hatta bu konuda yazılan yalan yanlış, bilir bilmez bu denli önemli ve ciddi bir konu için önüne gelenin orada burada yazmış olduğu metinleri okuyup , paranoyaklaşmış dahası kendimizi izole etmişizdir.

8.ev alanına gelen ağır gezegenlerin transiti ölüm getirmez, öyle olsa idi, insanların hepsi 29 yaşına kadar olan süreçte , 8.evinden Satürn transitini yaşamaktalar !

8.ev alanının yöneticisi olan gezegen ölüm şeklimizi belirler., ve ölüm anımızdaki ortamı, geride bırakacaklarımızı belirtir.

 

 

Astroloji’ de dördüncü ev yaşam sonu evidir, bedenin sonunu simgeler, sekizinci ev ruhun bedenden ayrıldığı evdir, ve on ikinci ev salt ruhsal ölümdür, ölüm sadece bedensel değildir, ruhsal olarak da ölüm yaşarız.

İntiharlar ruhsal rahatsızlıklar neticesi oluşan ölüm  çeşididir, ve intihar etme potansiyeli taşıyan kişilerin on ikinci evleri vurguludur, ve transitlerle bu noktayı tetikleyen bir planet intihar meylini destekler ve kişi ölüme doğru gider…

 

Hastalıklar ve bunlara bağlı olarak tedaviler, ameliyatlar kişinin potansiyelinde,   hastalık neticesi ölme etkisi var ise, sekizinci ev alanından anlaşılır, transitlerle desteklenen bir sekizinci ev olayı haritanın diğer enstrümanlarının  da bu tabloya eşlik etmesiyle gerçekleşir.

 

Dördüncü ev alanı yaşam sonunun nerede olacağını, ne şekilde bu sahneden ayrılacağımızı belirtir.

 

Su burçlarının hakimiyetindedir  ölüm konusu, yengeç, akrep ve balık,

Su yaşam kaynağıdır, olduğu yerde hayat vardır ve suyun kuruması yaşamında sonudur. Su burçları ötelere açılan kapılardır, dördüncü ev cennet, sekizinci ev cehennem, on ikinci ev  araftır.

 

Ölüm noktası ,  ay düğümleri, tutulumlar, sabit yıldızlar, natal haritamızda ölüm belirteçlerine denk gelen malefik etkili planetlerin sert açıları ölümde etkindir. Bugüne değin incelemiş olduğum ölüm haritalarında dokuzuncu evin de etkin olduğuna şahit oldum !

Yaşam ve ölüm boyutlarla alakalıdır. Ölüm  değişimdir, dönüşümdür , son değildir boyut değiştirmedir. Dokuzuncu ev uzakları simgeler, yer değişimlerini, seyahatleri, en üst düşünce yapımızı, değişik felsefeleri, yabancısı olduğumuz ortamları, konuları insanları ve mekanları  simgeler.

 

ÜNLÜLER DÜNYASINDAN, İNTİHAR, KAZA, HASTALIK GİBİ ÇEŞİTLİ VESİLELERLE DÜNYA SAHNESİNİ TERKETMİŞ KİŞİLERİN VE YİNE YAKIN ÇEVREMDE ÖLEN KİŞİLERİN, NATAL VE TRANSİT  HARİTALARINI İNCELEDİĞİMDE, diğer belirteçlerin dışında , ay düğümlerinin , vesta’ nın, ceres’ in ,  ve jüpiter’in yerleşiminin ne denli ölümle ilişkin olduğunu gördüm. Evet Jüpiter ‘ in ölümle birebir ilişkisi var.

Dokuzuncu ev alanının ölümle ilişkisi olduğu gibi, yöneticisi Jüpiter de ölüm tiyatrosunda başrolde…

 

Zamanı gelince hepimiz bu oyun sahnesini terk edeceğiz,eksik kalan yanlarımızı başka boyutlarda  deneyimleyeceğiz.  Asıl gerçek olan yaşam bu sınav alanında ki almış olduğumuz ihtarlara ve başarılara göre her birimiz kendi azığı ile yukarıda bir yerlerde  yeniden yaşama başlayacağız. Bu ruh ile verilmiş olan nefesi iyi değerlendirelim, bedenimiz üzerindeki elbisemiz sıkıyor ise zorlamayalım kendimizai, gerekirse soyunalım çırılçıplak gezelim ama sıkan giysimizi değiştirmemekte inat etmeyelim, değişime direnmek, dönüşüme direnmek hastalık olup çıkar bedenimizde ve bu emanet olan bedeni toprağa geri verirken nasıl almışsak öyle iade etmeye çalışalım.

Ölüm kaçınılmaz son ama ölüm öncesi yaşam kalitesi bizlerin elinde olandır. Seçimlerinizi doğru yapın, acı çekerek ölmek yerine , kanser olup zor bir tedavi süreci yerine, kötü işlere meyl edip bir kurşun ile bir bıçak ile öldürülmek yerine, yaşamınızı kendi akıl ve iradeniz ile karıştırıp intihar olgusunu canlandırıp beyninizde kendinizin katili olmak yerine,

Üzerinize giymek istediğiniz, giydiğiniz,  dışa gösterdiğiniz kıyafetlerinizi ve içinizde var olan ruhsal elbisenizi iyi seçin.

Kader olgusuna fazla takılıp ki kimse  tam olarak nedir bilmemekte, bu verilmiş olan yaşamı ıskalamayalım.

 

 

 

 

Elif Hece ( Esmeralda )

 

 

Sevgimle Kalın Emi…

 

 

Not: Ölüm, ölüm ötesine dair birlikte çalışmalar yaptığımız, değiştirmek zorunda olduğumuz bizi sıkan elbiselerimizi giymekte inat etmemizden dolayı  nelerle karşılaşacağımızı, neleri kaybedeceğimizi, ve yeniden neleri deneyimlemek zorunda kalacağımız hakkında bir sürü ek bilgi dahilinde  yakınen görüştüğümüz, Sevgili öğrencim, ablam ve annem  İzmir’ den Ayşe Birgül Hanımefendiye ithafendir bu makale.

 


Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : astroloji ve ölüm, astrolojide ölüm, ölüm gezegenleri, sekizinci ev, 8.ev, 4.ev.12.ev, balık burcu, akrep burcu, pluto v

29/6/2009 - Astrolojide Ay Düğümlerinin Önemi

AY DÜĞÜMLERİNİN YAŞAMIMIZDAKİ ÖNEMİ

 

Ay düğümleri haritamızda iki ayrı kutupda yer alan sanal noktalardır.

Biri geçmişimiz, diğeri geleceğimiz. Biri ailemizden genetik olarak taşıdığımız,

Mizaç, suç, günah, zaaf, nefs, hata, diğeri bizlerin bizden sonra bizimle bağlantılı olarak dünyaya getireceğimiz ruhlara bırakacağımız mirastır.

Bir olayın meydana gelmesi ve bizim yaşamımızda önemli olması için diğer bir güce ihtiyacı vardır, bu bir insan faktörüdür.

 

Bir insan girer yaşamınıza , bir anda değişir hayatınızın yönü, bir insan girer yaşamınıza cehennem olur her gün, bir insan girer yaşamınıza gerçek oluverir en imkansız gördüğünüz düşünüz,

Bir insan girer yaşamınıza hayal perdesi kalkar, bir insan girer yaşamınıza gönül ufkunuz açılır, bir insan girer yaşamınızı zehir zemberek bir insan girer yaşamınıza eczası olmayan yaranıza şifa…

 

İnsan insanın hem aynası hem de en derin kuyusu dehlizidir.

İnsan insanın hem mezarı hem beşiğidir…

 

Kuzey ay düğümünün haritalarda bulunduğu ev ve burç bırakacağımız miras, güney ay düğümünün bulunduğu ev ve burç ödeyeceğimiz, kaçışımızın olmadığı bedellerdir.

 

Anadolu’ da bir söz vardır, çocuk anne ve babasının günahını öder …

 

Güney ay düğümünün bulunduğu konum, sınav alanımızdır. Çaresiz kaldığımız, yenik düştüğümüz, elimizden bir şey gelmeyerek sürükleneceğimiz noktadır…

Kuzey ay düğümünün bulunduğu konum, bu duruma dur diyebilme yetimizin olduğu, aklımızın ve irademizin devreye girerek bu karmik hataların tedavi edeceğimiz noktalardır.

Tekamüle ermek noktası kuzey ay düğümüne bağlıdır.

 

Sizler inanıyor musunuz? Her şey öylesine alelade bir şekilde ceryan ediyor,

Sizler inanıyor musunuz? Yüce yaratıcı Rahman ve Rahim olan başımıza gelen hadiseleri keyfiyane (sümme haşa) bir oyundan  ibaret, med-cezir yapmış bizleri oynuyor gibi olsun…

 

Nedir zaaflarımız? Nedir en güçlü olduğumuz yönlerimiz? Nedir kendinizde olan bir hasletten dolayı gurur duyduğunuz yönünüz? Nedir en savunmasız olduğunuz haliniz ve nedir çelik bir duvar gibi karşı durduğunuz prensipleriniz?

Kendinize ne kadar yakınsınız ve ne kadar uzaktasınız olmak istediğiniz halinizden?

Neresindesiniz bu sınav alanının ve ne kadar hakimsiniz aklınıza iradenize?

Sızlanıyor musunuz sadece, neden bu benim başıma geldi, neden ben diye?

Baktınız mı hiç aynanızdan içeri süzülüp bir başkası gibi, kendinize, çıplaklığınıza? Ne kadar cesursunuz kendinizi yalın halde görmeye?

Hiç düşündünüz mü, eyleme geçmemiş dahi olsanız, bir kötü düşüncenizin evrende yer bulup size geri döneceğini, ve başınıza gelen her kötü olayın sizin için bir derece bir basamak olduğunu  ve eylemleri gerçekleştiren suçladığınız insanların, düşman kesildiğiniz insanların aslında sizin gelişiminiz adına görevli olduğunu? Her insanın bir misyonu bir amacı olduğunu ve hiçbir şeyin nedensiz olmadığını, hak ettiğimizi ya da olması gerektiği için öyle olduğunu?

İşte bu noktada ay düğümleri devreye girer, bu yaşamınızda hangi konulara, olaylara hakim ve hangi konularda zorlanıyorsunuz, denenmeleriniz, zaaflarınız ve yaşayacağınız kötü olaylar ve karşılaşacağınız, gelişiminize basamak olacak insanlar hangi alanlardan sizi zorlayacak. Hangi çevreden gelecek zararlar ve hangi çevreden gelecek kolaylıklar. Kimler size  imtihan, ya siz kimlere  imtihansınız? Doğum haritalarımızdadır bunların şifreleri, ve diğer insanların haritalarıyla eşleşim yaptığımızda yaşamımızda önemli yere sahip olanlarla,

Şaşırtıcı derecede görebiliriz, yüceldiğimiz, bizi yüceltecekleri ve battığımız bizi dibe çekecekleri… imtihandan kaçış yoktur her şey olması gerektiği için olacaktır lakin kişi ne kadar iyi tanımış ise kendini, olayı da o denli lehine çevirebilir, hangimiz ateşi bilerek tutmak ister ki  ve hangimiz altındaki tabureyi darağacında iken ,ayaklarının altından itmek ister ki? Darağacı yaşayacağınız olaydır mekandır , ateş göreceğiniz objedir imajdır, ateşe su da dökebilirsiniz,

Darağacına çıkmadan evvel sonu görüp önemle alabilirsiniz?

Kul kaderini yaşar lakin kader tek başına keyfi sadistçe zulmler vermez, yaşadığımız hayattır kader, akıl ve irademizle oluşmuş çizgidir yoldur kader ,

Ve yönler elinizdedir. Kader ve kaza inancı , kader yol ise kaza yöndür.

Suçlamak niye Yaratıcıyı? Yaşamımızda ki, mevcut olan kaza ve kader olaylarının tüm şifreleri, ay düğümlerinde gizlidir…

 

 

Elif Hece Ö.  (Esmeralda)

 

 

 

 

 

 

Bir işi murâd etme
Olduysa inâd etme
Hak’dandır o reddetme;
Mevlâ görelim neyler 
Neylerse güzel eyler.

 

Hakk'ın olacak işler
Boştur gâm-u teşvişler
Ol hikmetini işler;
Mevlâ görelim neyler
 Neylerse güzel eyler.

Hep işleri fâiktir

Birbirine lâyıktır
Neylerse muvâfıktır;
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

 

Deme şu niçin şöyle
Bak sonuna sabr eyle
Yerincedir ol öyle;
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler.

Hiç kimseye hor bakma

İncitme gönül yıkma
Sen nefsine yan çıkma;
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

 

İbrahim Hakkı ERZURUMİ

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : kuzey ay düğümü, güney ay düğümü, kuzey ay düğümü koç burcunda, güney ay düğümü 6.ev, astrolojide ay düğümleri, astroloj

30/5/2009 - ASTROLOJİ VE İKİZ DOĞANLARIN KADERLERİ

 

Astrolojide aynı anda dünyaya gelen ikiz bebeklerin horoskopları her zaman, astrologlar için bir bilinmeyen alan olarak kalmıştır. Aynı yerde dünyaya gelen ikizlerin,  doğum anı farklı olabilmektedir. Astroloji’ de  yükselen burç çok önemlidir, sağlıklı bir analiz yapmak için saatin netliği  ön araştırma yapılmalı (rektifikasyon) ve ondan sonra işleme geçilmelidir.  İkizlerin dünyaya gelme aşamasın da  4 dakika bile çok önemli bir farktır, yıldız haritasında önemli değişikliklere neden olabilmektedir. Ayrıca bilinmeyen unsurların olabileceği de dikkate alınmalıdır. Buna rağmen başlarına aynı şeyler gelen ikizlere de rastlanmaktadır.

 

Değişik zaman ,  değişik yer ve şartlarda hareket eden ikizlerin davranış biçimlerini, astroloji de bilmeden yargılamak hatalı olacaktır.

 

Biyolojik olarak iki tip ikiz vardır. Aynı spermanın döllediği bir yumurtadan gelenlere tek yumurta ikizleri ( monozigot) denir. Bunların cinsiyetleri daima aynıdır. Fiziksel ve ruhsal yapıları da birbirine benzer. İki sperma tarafından döllenen   iki ayrı yumurtadan gelişenlere, çift yumurta ikizleri (dizigot ) denir.

Bunların cinsiyetleri, fizikel ve ruhsal yapıları da farklı olabilir.

 

Tek yumurta ikizlerinde döllenme aynı andadır, çift yumurta ikizlerinde ise  döllenme   aynı anda olmayabilir. Genellikle iki ayrı sperma döllenmeyi,  aynı cinsel birleşme sırasında gerçekleştirir. Bazen ikinci döllenme cinsel birleşmeden ,   birkaç saat sonra ya da en fazla birkaç gün sonraki ikinci cinsel birleşme sırasında gerçekleştirir. Döllenmeler   nadiren daha değişik şekillerde de olabilir. Döllenme zamanı farklılıkları ikizlerde gözlenen karakter ve sağlık farklılıkları yaratan bilinmeyen bir unsur olabilir.

 

Ayrıca aynı anne ve babadan doğan kardeşlerde karakter ve sağlık farklılıkları gözlemlenmektedir. Aile ağacındaki değişik karakter ve sağlık potansiyelleri genetik kodlar ile horoskop sınırları içinde kalarak yansıyabilmektedir.

 

Bu konuda bu bilinmeyen konuda bazı tespitlerim ve keşfettiğim bazı bulgular var, bunların sağlıklı olup olmadığını anlamak, astroloji ilminin gelişmesine  katkıda bulunmak adına bu çalışmayı yapıyorum, dekan, dwad kavramları, sabit yıldızların yerleşimi, köşe evlerde ki gezegenlerin etkileri, hızlı hareket eden gezegen ve ışıkların transitlerdeki tetikleyen potansiyelleri vb…  4 dakikalık bir zaman diliminin haritalarda 1 dereceye tekamülü ve ay- güneş gibi haritanın en temel enstrümanları için 1 derecenin büyük önemi, arap noktalarının kadersel izdüşümleri…

 

Bu araştırma kapsamında , çevresinde ikiz bebek sahibi olan yakınlarınız var ise, kendisi ikiz doğanlar var ise, doğum bilgilerini bana ulaştırırılar ve bu araştırmaya katkı sağlarlar ise çok sevinirim.

 

Sevgimle kalın

 

Elif Hece

 

E-MAİL: astrolojistik@gmail.com

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : astrolojide ikiz bebekler, ikizler burcu, dekant, dwad, astroloji ve horoskop, analiz, online danışmanlık, 2009 burçlar,

6/5/2009 - SONSUZA DEK- BALIK’LARIN AŞKI

SONSUZA DEK- BALIK’LARIN AŞKI

 

*’’acılar yaşıyorum kavuşmak bedeliyle
bekliyor biliyorum az ötemde sessizce
adımlarım yaklaştı görüyorum orda işte
kayboluverdi yine sokaklar arasında…’’

 

Zodyak’ın reel dünyadan kopuk, o güçsüz görünümü altında  iç dünyasında nice fırtınalara direnen, dışardan bakınca sakin bir denizi andıran ütopik balık insanları…

Cennet ve cehennem kavramını aynı anda yaşayan, arafta kalmak gibi bir lüksleri olmayan, ya dibinde hayatın ya da zirvesinde , kendisi de o yere nasıl geldiğini bilmeden hisleriyle, iç sesiyle yürüyen sürgün öteliler…

Beşeri aşkla pişen, dünya sınav alanında kendisine verilen ödevin aşkla sınanmak olduğunu idrak eden, ilahi aşkın basamaklarından bir bir,

kah sürüne sürüne, kah uça uça sonsuzluğa yücelen aşk insanları…

incitmeyim diye kendini inciten,kırmayım diye kendini kıran, fedakarlık timsali, lale devrinden kalma çocuklardan olan balık insanları…

Klasik astrolojiye göre Jüpiter etkisinde olan, modern astrolojide Neptün’ ün ağır vurgunuyla imtihana tabi olan, aşkın sembolü Venüs’ ün yüceldiği burç olma payesiyle onurlandırılan, dünyevi hırsları olmayan, Leyla’ dan geçme faslında Mevla’ yı bulma yollarında itilen kakılan insanlar…

Aşkın sonsuzluk iksirini arayan, ne kadar çok uğrasa da hayal kırıklığına yine de aramaktan, sevmekten ümidini kesmeyen  insanlar…

Bir balık’ ın aşkı hiçbir dünyalının aşkına benzemez, kuyuya atılan Yusuf, ateşe atılan İbrahim’ dir onlar, ne sızlanırlar ne  isyan ederler aşk ise söz konusu, ölümü, aşk ile eşdeğer biçerler.

Eyyub gibi sabrı dokurlar,  beklerler… Sonsuz  olan aşkın özlemiyle kendi ruhlarına öz olanı, eş olanı ararlar, bu yolda sessiz ve derinden giderler,

Acılarını bir başlarına çeker, ne yardım alır ne de dilenirler…

Yaşamın diğer alanlarında istikrarsız bir görünüm çizmelerine rağmen aşkta bir o kadar tutkulu, sahiplenici ve bağlılık yemini ederek sonsuza dek idealize ettikleri aşkın özlemiyle hedeflerinden bir kez bile şaşmayan balık insanları…

Fiziki bedeni,  tensel doyumu değil, ruhsal çekim alanıyla ikilikten birlik olmayı, birlikten hiç olmayı düşleyen, sonsuzluk yolunun aşk sarhoşları…

Neptün’ ün  zıpkınından  aşk vurgununu yiyen, Venüs’ün kadehinden aşk şarabını içen  ,  Jüpiter’ in kasesinden yüce  erdemleri seçen, bu dünyaya bir iki beden fazla gelen balık insanları…

En nihai, çıktıkları bu sonsuz aşk arayışında,bir  simurg  gibi aşkın kendileri olduğunu, kendilerinde var olanı aradıklarını idrak eden, insanın kendini bilmesinin en büyük sır olduğunu o sırra haiz olanların bu aşk ile sonsuzluğa ulaşacağını anlarlar…

Aşk içimizde bir cevherdir, aşk kainatın özüdür, aşk ile başlayan her iş huzura ulaştırır, aşk’ ın  mekanı gönlümüzdür, ve insan gönlüne sığdıramadığını, başka hiçbir yere sığdıramaz…

 

Balık yönlerinizi keşfetmeniz dileklerimle…

 

 

E. HECE


*sonsuza dek- Söz: Ayşegül Canku Beste: Doğan Canku*

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : balık burcu ve aşk, burçların aşk uyumu,

3/5/2009 - MERKÜR RETROSU- 7 Mayıs- 31 Mayıs




7 Mayıs- 31 Mayıs 2009  tarihleri arasında, ikizler burcunun 01 derecesi ile, Boğa burcunun 22 derecesini kapsayacak olan , Merkür geri hareketi

( retro )oldukça önemli. Etkinin yaklaşım alanı olan belirsiz günler diye adlandırdığımız bir hafta öncesini de tedbirli olmak açısından göz önüne almalıyız. yaşantınızı yakından ilgilendiren her konuda, dikkatli düşünmek, tekrar incelemek, her şeyi gözden geçirmek, düzenlemeler yaparak, girişimde bulunmaya hazır hale getirmekle uğraşmalıyız.


Güneşe en yakın gezegen olan Merkür’ün, astrolojik olarak ifadesi, iletişim, haberleşme, yolculuklar başta olmak üzere çevremizdeki insanlarla bağlantıya geçmemiz ve bilgi sahibi olmamız, zekamızı ve mantığımızı kullanarak yaşadığımız olayları değerlendirmemizi, algılamama gücümüzü temsil etmesidir. Güneş ve Ay hariç gökyüzündeki tüm gezegenler gibi merkür de yılın belli zamanlarında geri hareketini yapar. Bunun anlamı, Dünyaya göre yörüngesel hızı yüksek olan Merkür’ ün geri hareket zamanlarındaki hız düşüklüğüdür. İşte bu hız değişikliği nedeniyle, kendi fonksiyonları konusunda da yavaşlama dönemi başlamış demektir. 

Hızlı bilişim dünyası, haberleşme, öğrenme ve öğretme kapasitesi, dinlemek, okumak, her türlü görüşme, pazarlıklar, diğer insanlarla yaptığımız yasal anlaşmalar, kontratlar ve çok özel olan yazılı ve sözel anlaşmalar merkür gezegeninin astrolojik olarak etkisi altında olan olgulardır. taşınmalar ve en önemlisi seyahatler konusunda da etkilidir. Merkür, kelimelere, görüşlere ve duyumsal algılara hükmeder. Etkisi hızlı ve değişkendir.

İşte bütün bunlar üzerinde astrolojik olarak denetimi sağlayan merkür gezegeni geri gidiş evresinde yukarıdaki tüm olgular üzerinde terslikler, gecikmeler ve kontrol dışı olaylar yaşatmaya başlar. Bu durumlar her geri hareket döneminde oldukça sık rastlandığı ve hemen hemen her insanın başına bir yada birkaç kez geldiği için, artık herkes tarafından bilinmekte ve kişiler bu tarihleri oldukça önemsemekteler.

Bu dönemde, içimize dönmemiz geniş alana yayılmış geçmiş muhasebesi yapmamız,

Gereksiz ve boş yere konuşmalardan kaçınmamız,

Ertelediğimiz, bir şekilde yarım bıraktığımız zihinselliğe dayalı işlerimize yönelmemiz,

Aramızda husumet olan, bir şekilde yanlış anlaşılmalar, iletişim sorunu nedeniyle koptuğumuz insanlarla yeniden bir araya gelmemiz,

var ise irademizin güçsüz olduğu zayıf düştüğü kötü bir alışkanlığımız, karakterimizde negatif olan bir yönümüz bunu düzeltmeye çalışmamız,

daha önceden vermiş olduğumuz bir kararımız var ise yeniden kılı kırk yaracasına gözden geçirmemiz,

 

ve buna benzer zihni ve iletişimin desteklediği alanlarda yenileme yapılandırma çalışmalarına girmemizde fayda vardır.

 

Merkür retrosunda, hayati önem taşıyan, geleceğimizi yakından ilgilendiren konularda, günlük yaşamımızda değişim yapmak, tadilat, teknolojik bir alet satın almak, taşınmak gibi konularda yeni bir girişim yapmak adına hiç uygun bir dönem değildir.

Retro bitiminde ve takip eden diğer günlerde yeni olarak ortaya çıkan ve giriştiğimiz işlerde sonradan aksilikler , pişmanlıklar,gözden kaçırdığımız ufak gördüğümüz detaylar sonradan başımıza epey işler açabilir. Ekip işine dayalı yeni bir projeye başladık diyelim, aksaklıklar, gecikmeler, kopukluklar olacaktır ve verim oranı düşeceği gibi üründe ortaya çıkan şeyde bizi tatmin etmeyecektir.

 

Astrolojik olarak genel anlamda herkesi etkileyecektir , fakat özellikle retronun olduğu dilimde kişisel gezegenleri olan, ve natal haritalarında sert açı ilişkisine giren etkileri olanlar daha çok dikkat etmelidir. Natal haritamızda retro hangi ev dilimine isabet ediyor ise o ev alanında özel bir dikkat göstermemiz gerekecektir, ev dilimiyle ilgili yeni girişimlerde bulunmak yerine o ev alanında eksik, yarım kalmış, bir türlü kendimizi toparlayamadığımız geçmişe dayalı konularda düzenlemeler yapmak için ise en iyi zamandır.

 

SON SÖZ

 

Merkür retrosu değişken bir retrodur, zihinsel olduğundan geçmişe yönelik yarım kalan işleri bitirmek adına en iyi dönemdir. Tek dikkat etmemiz gereken ise yeni olacak hiçbir girişimde düşüncede bulunmamamızdır. Evveliyatı olan , sözel ya da yazılı anlaşma gerektiren işlerde dikkat etmeliyiz. Ani kararlar alarak hızlı bir şekilde başlayacağımız işler retro etkisinden sonra anlamını özelliğini yitireceğinden haritalarında, retroyu  3.ev, 5.ev, 6.ev  alanlarında karşılayacak olanların, bir süre  rolantide  kalması iyidir.

 

Sevgimle Kalın

 

E. HECE

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : merkür retrosu, geri giden merkür, astrolojide retrolar, ikizler burcunda merkür retrosu, boğa burcunda merkür retrosu,

26/4/2009 - ASTROLOJİSTİK 3. ONLİNE EĞİTİM DÖNEMİ- (MAYIS- EKİM/2009)


Merhaba Sevgili Astrolojistik Okurları;

 

Uzun çalışmalar neticesinde, sizlerden gelen talep doğrultusunda,verimli olacağına inandığımız arkadaşlarımızın isimlerini belirledik.Sağlıklı bir ortamda, egolardan arınarak ve iyi niyetle yola çıkarak ;

Astroloji eğitiminin verimini artırmak adına 2 grup olarak eğitim dönemimize başlayacağız, 6 kişilik gruplar, gündüz ve gece olmak üzere  sizlerin de müsait olacağınız zamanları  baz alarak, hafta içi ve hafta sonu diye ikiye ayıracağız.

Aşağıda isimleri yazan arkadaşlarımız yeni eğitim döneminde bu çalışmalara katılacaktır. Zaman konusunda, kendileriyle iletişime yeniden geçilecektir.

Fazla kişiye yardımcı olmak isterdik lakin kalabalık olunca online eğitimde verim düşüyor, diğer arkadaşların hakları bakidir ve kısmet ise diğer eğitim dönemimiz de onlarla yeniden irtibata geçilecektir.

Şimdiden hayırlı olsun. Astroloji ışığınız baki olsun.



Nurçin K. - Nihan Y. - Tayyar E. - Mehtap G. - Elif Ü. - Gülay A.- Peyker S.- Ayşe E.- Serra K. - Ceren K. - Kaan A. - Elif K.

                                                              

 

 

 Sevgimle Kalın emi

 

E.Hece ( Esmeralda)

 

 

astrolojistik@gmail.com

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : astrolojistik eğitim, online astroloji eğitimi, esmeralda astroloji, balık burcu uranüs, uranüs 7.evde, jüpiter balık bu

24/3/2009 - JÜPİTER Mİ? SATÜRN MÜ?

5 Ocak’ tan bu yana  Kova burcunda seyrine devam eden Jüpiter,

2007/Eylül ayından bu yana Başak burcunda yer alan Satürn ile 22 Mart itibariyle 150 derecelik birleşmeyen açı etkisine girdi (quincunx (150).

İki gezegenin, birbirlerinden
150 derece uzakta olduğu zaman oluşan

astrolojik bir açıdır. Birleşmeyen, ne yapacağı, sonucu ne olacağı kestirilemeyen, , kişiyi zorlayan ,kaza riski, yanlış anlaşılmalar, iletişim kopukluğu veren bir etkidir.

 

Bu bizleri astrolojik olarak genel anlamda nasıl etkileyecektir?

Nelere dikkat etmeli, hangi alanlarda uyanık davranmalı, ve ne gibi bir tedbir almayız?

 

Genel anlamda bu birleşmeyen açının anlamı, etki alanları;

çok az ortak özelliğe sahip olan bu iki gezegenin birleşmeyen açısı, sonuç olarak huzursuzlukları getirecektir. yaşamımızda yeniden ayarlama yapmamız gereken, geleceğe yönelik hedeflerimizle alakalı olarak karar almamızın gerektiği alanlarla, odaklandığımız konularla ilgili olarak bir karşıtlık, bir dengesizlik hali verecektir. Aynı zamanda bunlara ek olarak çıkan yeni  olaylar, konular, kararlar düşüncelerde bir anda her şeyi karıştıracaktır.

 

Yaşam alanımızda öncelik verdiğimiz konularla ilgili olarak tekrar düzenlemeye girebiliriz, bakış açımızda değişimler olabilir. Bu bizim için ne kadar hazır olduğumuzla alakalı bir durumdur, gereksiz yere bir iyimserlik(jüpiter) havasına bürünüp,ya da bu açı ile  karamsarlığa (satürn)yenik düşüp ,gereğinden fazla ciddileşip (satürn)enerjimizi heba etme riskimiz vardır.

 

Nerede olduğumuzu ve  yaşamımıza ne kadar hakim olduğumuzu görmemiz gerekir, bir şekilde yüzleşceğizdir, hayatımızın patronu kimdir, biz mi, yoksa başkalarımı yönetiyor.Kurallarımızı , prensiplerimizi belirleyen kimdir?

Bizi tutsak alan ya da  aşırılıklara sürükleyen  nedir?

 

Genişleme ve kapanmanın arasında dengeyi başarmak için bir gerilim olacaktır. Jüpiter, yaşamın normal perspektifinin dışında çözümleri bulmamız için bizlerin  yeteneğini temsil eder. Satürn, geçmişi kullanmayı, tecrübelerimizi değerlendirmek için yeteneğimizi temsil eder, ve gelecekte  oluşacak binanın ilk temelini atmamızın zorunluluğunu hissetmemizi  sağlayandır.

 

 

Gelecekte ne istiyorsak bu açıda Satürn ve Jüpiter’ in birbirini görmeyen kör gözlerinin yerine bizim bu etkiyi bilerek onlara göz olmamız gerekmekte. Hatalarımızın tekrarlanmaması için geçmişe bakmamız gerekecektir.

Geçmişe ait en güvenilir taş parçasını alıp kabul ederek hatalarımızı yeni inşamıza , bu taşı yerleştirmemiz gerekecektir.

 

Eğer bunları yapamazsak  her çalışmamız  boşa gidecektir. Ekonomik sorunlar bu süreçte oldukça etkin olacaktır.Durduk yere bu ekonomik sorunun  çıkmadığını anlamamız açısından bu etki döneminde finansman olarak,

şuanda ki duruma nasıl geldiğimizi gözden geçirme zamanıdır.

Realist bir yaklaşımla , ve tabi ki jüpiter’in iyimserliğini de buna katık ederek ,

Şansızlığımızı şansa dönüştürerek bu  açıdan umarım her birimiz karlı çıkacağız.

 

Şimdi natal haritalarımıza bakalım, bu transit etkiyi hangi evlerde karşılıyoruz, Gerekli düzenlemeler hangi alanda yapılmalı, bugünler yarınların temeli olduğuna göre, gelecekte nasıl bir yaşam istemekteyiz ve biz ne yapmaktayız, nasıl bir çaba içindeyiz, nerelerde bugüne değin hata yapmışız ve şimdi nasıl bir yapı inşa edeceğiz bunu idrak etmiş oluruz…

 

Sevgimle Kalın

 

E.Hece Öztürk

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : 150 astrolojik açı, jüpiter 150 satürn, jüpiter burçlarda, jüpiter evlerde, satürn terazi burcunda, jüpiter kova burcund

17/3/2009 - ONLİNE ASTROLOJİ EĞİTİMİ




Merhaba Sevgili Astrolojistik Okurları;

Geçen yıl başlatmış olduğumuz Astrolojistik Online Eğitim Sistemimizle,

bugüne değin geldik sizlerle beraber,salt astroloji değil yaşama dair pek çok şeyi paylaştık,

keyifli, iyi niyetle çıktığımız bu yolda çok güzel dostluklar kurduk, baki dostluklar...

Astrolojiye dair yazılan, ezbere olan alışılmış bilindik basma kalıp kavramlardan ziyade ,

net çöplüğünden arıttığımız, süzdüğümüz güvenilirliği ispatlı bilgiler ve orjinal olan,

derinlemesine inen, paylaşılmayan, analiz etmeye yönelik, yorumlama sanatını öğrenmeye

yönelik bilgileri paylaşarak bugünlere geldik...

1 YILLIK SÜREÇ İÇİNDE KATILIMLARI OLAN GRUPLARA TEŞEKKÜRLER...

18 Mart 2009 itibariyle daha önceden iletişime geçen ve yoğunluğun fazla olması sebebiyle

eğitimimize dahil edemediğimiz arkadaşlarımız için , yeni gruplar oluşturulacaktır.

Katılmak isteyen arkadaşlarımız, astroloji konusunda yazacakları kısa bir özet bilgi,

neden astroloji, sizin için niçin astroloji, seviyeniz ne durumdadır,merakınızın düzeyi,

ve net doğum bilgilerini e-mail yolu ile gönderirler ise , haritalara göre özel gruplar

oluşturulacaktır. ortak özelliklere sahip ve haritalarından ki bizler için çok önemli,

iyi niyetli, hümanist, bencilliği olmayan, paylaşımı seven, kibir ve egodan allah muhafaza

uzakta olan arkadaşlarımız bu gruplara kabul edilecektir. bu konuda yanlış anlaşılmamyı ümit
ederek, iyi niyetle ve beklentisiz çıkılan bu yolda ,herkesin pozitif enerji ile kuşanmasını , samimiyetle yaklaşmasını diliyoruz.

Elbette haritalardan bunlar bilinir ve haritasını da kişi aşabilir, her birimizin artıları kadar

eksileri, sevapları kadar günahları ve hataları da vardır, en asgari bu nedenle astrolojiyi niçin

öğrenmek istiyoruza dair ön özet bilgiyi bunun için talep ediyoruz...

Yukarıda değindiğimiz üzre, ön bilgileri ve istenilen bilgileri
astrolojistik@gmail.com

adresine yollayabilirsiniz. 18 nisan'a kadar olan sürede değerlendirilecektir. ve yeni eğitim,

paylaşım dönemimize 18 nisan 2009 tarihinde başlayacağız inşaallah Kabul edilen arkadaşlarımıza

bilgi verilecektir.


Not: Eğititm ve paylaşım alanında sadece astrolojiye dair teknik ve uygulamalı eğitim olacaktır, kişisel horoskop analizlerimiz olmayacaktır, zaman zaman eğitim alanına dahil olan konularda haritalarımız üzerinde uygulamalar analizler yapılacaktır ama kişisel haritalarımızın analizi için yapılan bir hizmet değildir , bunu lütfen unutmayalım...



Sevgimle Kalın emi:)

Esmeralda

(Berrak,Fatoş,Sibel ve Kutup Yıldızım Yönüm Canım Ablam Funda Pepperell,
sizleri çok seviyorum...)

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : kutup yıldızı, astroloji, 2009 burçlar, aylık astroloji yorumu, venüs retrosu, merkür geri hareketi, kraliyet yıldızları

25/2/2009 - NOMEN EST OMEN: İSİM KADERDİR !

Kategori: VE HAYAT

Nomen est Omen; isim kaderdir...
 
Uçak seyahatlerimde daima koltuk araları geniş olduğu için exit sırasını, ortada daral geldiği için koridoru tercih ederim. Yalnız, bu durumun havacılık kurallarına göre ilave bir sorumluluğu vardır. Bu durumdaki yolcuların dikkati çekilir. Şöyle ki exit'de oturanlar, acil durumlarda kabin görevlilerine yardımcı olmak zorundadır. Bu durum kalkış sırasında anonslarda belirtilir. Hatta yurt dışı seyahatlerde hostesler tarafından dil sınavından geçirildiğiniz bile olur.

Geçenlerde bir konferans için Ankara'ya giderken işte böyle, tam istediğim gibi, exit ve koridorda bir yer buldum. Malum anonslar başladı. Ben de yanımda oturan genç beyefendiye;

- "Bakın bize söylüyorlar, göreve hazır mısınız?" diye laf atarak sohbet başlattım.

- Birbirimize; necisiniz, ne yaparsınız?

Falan derken, yaşamımdaki gelişmeleri en iyi izah eden kelime ve durumlardan biri olan "serendipity"nin yine devrede olduğunu fark ettim!

Yanımda oturan, sohbet için girizgâh yaptığım bey; elektro akustik, elektronik ya da bilgisayarlı müzik diyebileceğimiz alanda eserler üreten genç bir icracı, besteciydi. İlk Fütüristler Zirvesi'ni henüz geride bırakmış olmamıza rağmen, 2009 için tasarımlara çoktan başlamıştım. Yüzlerce kişilik koca uçakta gidip, gelecek zirvede mutlaka yer vermek istediğimi konularla ilgili oldukça yetkin birinin yanına oturmuştum. Bu tip tesadüfleri, srendipity'yi sürekli yaşıyorum.

Harika bir durum!

Neyse; sohbet müthiş keyifli ilerliyor;

- O bana yaptıklarını, ben ona heyecanla "fütürizmi, gelecek tasarımının nimetlerini" konuşuyoruz.

- Daha iyi bir dünya için teknolojiyi akıllıca nasıl kullanırız, çocuklara gençlere sanatla bu nasıl anlatılır, kitlelere nasıl ulaşırız?

Ekseninde dönen hararetli bir sohbeti koşturuyoruz. İnişe geçerken, daha sonra da haberleşmek üzere irtibat bilgisi değiş tokuşu yapıyor ve vedalaşıyoruz. Lafta kalmıyor, hakikaten yazışıyoruz ve o bana attığı bir mailde diyor ki;

- Sizin isminiz "Nomen est Omen" kabilinden değerlendirilebilecek bir olay.

- O da nedir? diye soruyorum.

Yanıt; isim kaderdir.

Hemen o anda aklıma anneme, babama bana neden Ufuk adını taktınız dediğimde aldığım yanıtı geldi;

- Biz alsında dört çocuk istiyorduk. İsimlerini de Ufuk, Tan, Doğan, Güneş koyacaktık...

Sonra yaptığım işlerin, yaşam tarzımın hakikaten ismimle ne kadar ilintili olduğunu fark ettim. Zaten sık sık okurlarımdan, danışanlarımdan;

- İşinizle, yaptıklarınızla isminiz ne kadar birbirine uygun tarzında yorumlar aldığımı hatırladım. Garip!

İşte bunları düşündüğüm sırada, televizyonda Beyaz Show'a denk geliyorum ve takılıyorum. Konuklar arasında Modern Folk Üçlüsü, Doğan Canku var. Telefona Hece isimli bir hanım bağlanıyor, şarkı söylüyor. Doğan Canku;

- Aaa ne tesadüf, benim kızımın adı da Hece diyor.

Telefondaki hanım da herkes de çok şaşırıyor, çünkü bu isim çok nadir bulunanlardan... Doğan Canku kızına nasıl isim koyduklarını anlatıyor; kızı doğduğunda asıl niyeti adını Elif Koymakmış. Transandantal Meditasyon Derneğinden bir arkadaşı demiş ki;

- Doğu felsefesine göre öyle ezbere isim konmaz, bilenlere bir soralım.

Sormuşlar birkaç gün sonra gelen yanıt şu;

- İçinde h, e ve c olmalı.

Herkes düşünmeye başlıyor. Akla Hellim, Helin vs geliyor, bir türlü bilinen bir isim bulamıyorlar. En sonunda Ahmet Kurtaran telefon ediyor;

- Hece koyalım o zaman, ne uğraşıyoruz diyor ve miniğin adı Hece oluyor.

Doğan Canku nüfusa kızını kayıt ettirmeye gidiyor, memur;

- Doğan Bey Hece bilinen bir isim değil, bir tane daha isim koymak istemez misiniz? deyince,

- O da; "Olur, ikinci isim olarak Elif yazın" diyor.

Kızının nüfus cüzdanını evde gururla incelerken fark ediyor ki durum şu; Hece Elif Canku. Yani isimde H, E ve C var... Baba müzisyen, anne müzik öğretmeni, Hece şimdi her ikisiyle de ilgili. Şaşırtıcı...

Olayları bağlıyorum, birleştiriyorum veeee...

Hem Serendipity, hem Nomen est Omen düşünmeye değer şeyler olduğu için Nörobik (beyin jimnastiği) yapmanız amacıyla sizlerle uzun tatil öncesi paylaşıyorum.

Kişisel inancım şu ki; hayat aslında planlanmış ama bizim tesadüflerle yaşadığımızı zannettiğimiz müthiş bir sistem, düzenek...

YAZAR: UFUK TARHAN



Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : ELİF HECE, UFUK TURHAN, modern folk üçlüsü, doğan canku, ahmet kurtaran, hece elif

22/2/2009 - HAFTANIN EN' LERİ (1 Şubat-21 Şubat)

Kategori: VE HAYAT

 

 

 

HAFTANIN ALBÜMÜ



Merhaba sevgili astrolojistik dostları ve okurları,

Bu hafta sizlere, uzunca bir süredir dinlediğim bir albümü, bir müzisyeni,

Tanıtmak istiyorum. Enstrümental bir albüm, babası da kendisi gibi ünlü bir udist olan, ud’un prensi olarak lanse edilen dünyaca ünlü ırak’lı, Omar al Bahsir’ in dinlerken büyük bir keyif aldığım ve beni dinlendiren albümü

‘’AL ANDALOUS ‘’  (ENDÜLÜS)...albümde ud ve gitar ortak kullanılmış ve harika bir sentez yakalanmış, flamenko’nun vazgeçilmezi olan gitar, ve arap fantezi müziğinin alt tabanı olan ud ile şahane bir albüm olmuş.yine kendisi gibi udist olan amcası Jamil Bashir’ de bu albümde kendisine destek vermiş.

Türk sanat musikisine ait pek çok eseri de ud ve gitar ile sentezleyen çalışmaları da mevcuttur.Pek çok makama ayrı bir ruh ile can vermiştir uduyla.

 

Albümü şuanda Türkiye’ de bulmanız zor olabilir, bulamayanlar  ya sosyal paylaşım platformlarından edinsinler ya da www.tulumba.com adresine girerek sipariş usulü edinebilirsiniz.

 

Ud’un kendine özgü nostaljik havasında ruhlarınızı demlendirmek isterseniz dinleyin tavsiye ederim. Ve ud’un zaman zaman coşturan nağmelerinde, bırakın tüm olumsuz düşünceleri bir anlıkta olsa, her şey yolunda gibi düşünün…


Albümde Yer Alan Eserler

1.Moliendo Cafe Traditional Spanish
2. Improvisation and Lunga
3. Andalus
4. My Favourite Dance
5. Improvisation and Ishtar

 

Hepsi de birbirinden özel ve güzel eserler, lakin özelikle ishtar ve andalus favorilerim arasında. Ayrıca babası Munir Bashir ile yapmış olduğu ortak eserlerde vardır bunlardan da edinin , flamenko tarzında babasıyla yapmış olduğu düeti mutlaka dinleyin. (albüm adı: Due de ud- al amira al andalucia-tradicional-dabka)

 


HAFTANIN KİTABI

Bu hafta sizlere 13 şubat’ ta aldığım ve program yaparak her gün 5 sayfasını okuduğum bir kitabı tanıtmak istiyorum.(327 sayfa)

1951 yılında iran’ın başkenti Tahran’ da edebiyata aşık bir ailede dünyaya gelmiş olan kadın yazar Saide Kuds’ un 2006 yılında iran’ ın edebiyatta nobel’i sayılan Parvin Etsami Edebiyat ödülü kazanmış ilk  kitabı ‘’ KİMYA HATUN’’. Yakamoz Yayıncılıktan çıkmış, dilimize farsca’ dan Veysel Başçı çevirmiş.

 

Hz.Mevlana’ nın evlatlığı olan ve oğlu Alaaddin’in de aşık olduğu, Mevlana Hz.lerinin bir imtihana vesile olmasıyla dostu ,güneşi, Şems Tebriz ile evlendirdiği bir kadının hikayesi. Dönemin pek çok olayına değinmiş, karakterlerin yaşamlarından gerçekçi bir anlatım yakalanmış. Bu imtihanlı yolda Şems’in, Kimya Hatun’un, Alaaddin’in ve Mevlana’ nın bir intiham çemberinde nasıl yandıklarını, olgunluğa eriştiklerini , çıkmazlarını, sorgulamalarını, içsel hesapların baskılanmayarak, nefsine yenik düşmelerin, beşeri aşk mı, ilahi aşk mı sınırlarında gezinmelerin  öyküsü…

 

HAFTANIN FİLMİ

 

Bu hafta sizlere tanıtmaktan ziyade artık bir fenomen oldu, sadece izlenimlerimi aktarmak adına    Şahan Gökbakar’ ın şahane bohem, agresif, perdelerini indirince bir kedi gibi masum ve bir tüy gibi hafif, bir kadife gibi yumuşak tiplemesi Recep İvedik 2’ den bahsetmek istiyorum.

13 şubat’ ta vizyona  giren ve  kendi formatında olan pek çok sinema filmini daha bir hafta olmadan gişede sollayan Recep İvedik 2…

15 şubat Pazar günü Forum Bornova AFM 18:30 seansına gittim.epey kalabalıktı. En ön sırada yer bulabildim, yer gösteren çocuk ile görüştüm en arka sırada boş yer vardı tam köşe, şanssızlığı şansa dönüştürerek en arkada gayet rahat bir şekilde izleyebildim.

Açıkcası ilki kadar hani o gülmekten çenemin ağrıdığı durumlar olmadı. Fakat her şeye rağmen güzeldi, Recep İvedik ve nine’nin diyalogları çok şirindi.ninenin pes oynaması, Recep ile girdiği diyaloglar ve Recep’in de kime çektiğini anlamamız açısından iyi idiJ

‘’ekinler baş vermeden, kör buzağı topallamazmış’’

‘’ iş,evlilik, saygınlık’’

‘’genlerimde çalışma geni yok’’

‘’hayvanım ama, evcil değilim’’

‘’Türkiye’ de açlık sınırı 4 kişilik ailenin ortalama 800 tl.- olduğuna göre,

Ben tek kişiyim, 200 tl.- isterim, ama yemek çeki ve full akbil isterim ona göre’’

Bu replikler hafızama kazındı…

Kendinize zaman ayırmak isterseniz ve bir nebze tebessüm etmek isterseniz, ön yargılardan arınarak sadece keyif almak adına izleyin derim…

 

Şimdilik bu kadar, tekrar görüşünceye değin, sevgimle kalın emi:)

 

Esmeralda (E.Hece)

 

 

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : kimya hatun, saide kuds, parvin etami, edebiyat, sanat, sinema, vizyon, recep ivedik 2, omar bashir, flamenko, ud, gitar

17/2/2009 - İLK ASTROLOJİSTİK BEBEĞİMİZ (HOŞGELDİN FERDA ECRİN)

Kategori: VE HAYAT


İlk astrolojistik bebeğimiz dünyaya merhaba dedi;

 

Bundan yaklaşık 2 yıl kadar önce bir forum sitesinde tanışmış olduğum ve o dönemlerde ümitsiz olan, en büyük arzusu bir bebek olan dostum, arkadaşım, ahiretliğim ile yaptığımız ortak çalışmalar ve Rahman’ ın vesilesiyle nasip etmesiyle en önce tabi ki,

Daha dünyaya gelmeden beklediğimiz anne/ babasının haritasında gördüğümüz ve anne karnına indiği 120.gününde şuurlu bir bebek olması için uzak mesafelerde olsak ta aynı anda dua ettiğimiz sevgi enerjimizi yolladığımız ve yine sezeryan ile doğum olacağından haritasını doğum anını önceden, yaşadığı evrene ve kendine ve  ailesine hayr ve bereket getirmesi için yaşamın en asgari seviyede üzmesi ve  güçlü olması için , hazırladığımız harita ile aynı anda dünyaya gelen ilk astrolojistik bebeğimiz , 14 şubat 2009’ da bursa’ da saat:13:00 de hayata merhaba dedi…

Hoş geldin Ferda Ecrin, hoş geldin minik tılsım, sevgililer gününde, en sevgilinin armağanı hoş geldin…

 

 

Tüm astrolojistik’in baki dostlarından minik tılsımımız için hayr adına dua etmesi dileklerimle…

 

Esmeralda

E.Hece

 

*doğumdan yaklaşık 1 gün sonra minik tılsımın hastanede çekilmiş olan fotoğraflarını gönderen en şanslı ve en merhametli sevecen anneye sibel’ ime teşekkürler.*

 

Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

17/2/2009 - NEPTÜN VURGUNU


NEPTÜN VURGUNU

 

Yıldızların dilinden , ne anlatmak ve ne öğretmek istediklerinden anlamamız için, her hafta zaman buldukça, sizlerle yıldızların dilinden söyleşi yapmaya çalışacağım ve paylaşmaya, aktarmaya…

 

Neptün, sislerin içinde var olan, varlığını göremediğimiz ama etkisini ruhumuzda bir soluk gibi hissettiğimiz yıldızdır, bu yüzden somut olanla değil soyut olanla ilintilidir.

 

Belli belirsiz, bir göz kırpması kadar anlık fakat bıraktığı bırakacağı iz, okyanusun dibinden , karaya kadar hareketlendirerek tsunami kadar da etkindir.

 

Leyla’ dan geçme fasıllarında, mevla’ yı bulma yollarında, her şeyi ama o güne değin alışılmış olan, yerleşmiş olan , tabu, kavram, ego, prensip ne var ise hepsini çözecek güçtür. Bir nevi hidayet nurudur, bir nevi insanın kendisini dünyaya kurban ederek, ötelere ulaşma yolunda girdiği ilk kapıdır.  İlahi aşktır,

Aşka ulaştıracak olan  ve bu yolda ki her zorluğa , çileye boyun eğdirecek ve göze hoş gösterecek olan rüya alemidir ki gerçek olan rüyaya ulaştırandir.

 

Kimi zaman korkularımızdır, endişelerimizdir, korkaklığımız, içe dönmemiz , geri çekilmemizdir, tıpkı med-cezir gibi…

Kurtarılmayı ümit ettiğimiz yerdedir, bir mucize beklentisidir ki ne kadar layıksındır onun muhasebesini ve dahi aynasını iç alemine tutan el’dir.

 

Yaşadığımız aslı rüya olan adına dünya dediğimiz yerde, bu dünyanın kanunlarına , katı yapılarına, altta kalanı ezen, yukarıda olana boyun eğen,

Kula kulluk edenlere, ruhunu bu dünyadan aldığı kirlerle paslaştıranlara bir meydan okumadır Neptün. Sessiz ve derinden giderek, sözleriyle değil eylemleriyle kendini gösterendir Neptün.

 

Merhamet ve şefkat duygularının en gelişmiş en üst skalasıdır Neptün.

Kainat içinde var olan ne var ise canlı adına, her birini korumaya çalışan, himayesi altına almak isteyen, kol kanat geren, bu uğurda kendini feda eden, egosunu eriten yok eden ve aslı adem, adem’ in aslı hiç’lik ise, insanı silkelendirip kendine getiren güçtür Neptün.

 

Yaşam sınav alanı, haritalarımız karnelerimiz, her bir yıldız öğrenmemiz gereken dersimiz ise Neptün en ağır olan derstir. Dağıtır önce bulunduğu ortamı, ne var ise halı altına süpürdüğümüz, gözden uzak köşelere sakladığımız, bilinçaltına gömdüğümüz, görmemezlikten geldiğimiz, kaçtığımız, korktuğumuz, rol yaptığımız, aldattığımız ve aldatıldığımız ne var ise, her birini karıştırır birbirine, sadece bulunduğu ev alanında değil o evin etkilediği diğer alanlarda,  aldığı ve verdiği ışıklarla diğer evlerinde, yıldızlarında bu dağıtma işlemine girmesiyle her şeyi tek tek çözer, bu kargaşa ortamında kimi zaman kaçmak isteriz, uzaklaşmak, Neptün inzivadır bir anlamda, ki bu inzivada, şuuru kaybetmek de vardır , yeni bir bilinç elde etmekte, kaçışlarda alkol gibi maddelere sığınmak da vardır, kendimizde Neptün vari olan enerjileri keşfedip bu alanlarda rahatlamak da vardır, hizmet etmekte vardır ruhsal huzura kavuşmak da vardır.

 

İnsanoğlunun hayallerini yöneten bir yıldız olduğundan, ters etkilerle ve transitler ile yaşamımıza hayal kırıklıkları getirebilir, alt zemin yarım ise,

Maya bozuk ise, kişi kendini başkasının gözünden eleştirmemiş ise,

Negatif yönlerini görmemezlikten gelmiş ise bu kaçınılmazdır, hangi evde ise o alanda bol bol hayal kırıklığı yaşanacaktır bu potansiyeldir, işte bu potansiyeli nasıl atlatacağınız elinizdedir, öyle ya güzeller güzeli bizleri dünyaya süs bitkisi olarak mı yolladı, sadece kalabalık edelim görüntü olalım diye, elbette hayır!

Kaderimizde Neptün vurgunu yemek var ise kaçamayız arada ki fark ise ki çok önemli, bu vurgunu nasıl atlatacağımızdır, pes ederek mi, kendimizi zavallı bir kurban ilan ederek mi, suçu kadere yükleyerek mi, hani nerede kaldı irademiz?

Yoksa bu etkiyi hissedip, algılayıp, görerek, neptün’ün bu vurgunu sonucunda en az hasarla atlatmak adına içimizde ki o mucizevi gücü, umut ve sevgi ve inanç gücünü, bilinçaltımızda var olan o eşsiz yaratma gücünü keşfedip gardımızı ona göre mi alacağız…

 

Neptün mükafattır, göklerden gelen bir mükafattır önce bunu bilmeliyiz, hayr da şerde şüphesiz Rahman’ dan, Neptün şerrin içinde olan hayr’ dır bunu idrak etmeliyiz.

 

Şimdi haritalarımıza bakalım Neptün hangi evimizde natal haritamızda ve transit Neptün yani şuanda deneyimlemek zorunda olduğumuz Neptün hangi eve gelmiştir. Karşılaştırın bakın yaşamlarınıza, nerede zorlanıyor, dağıldınız, çözüldünüz nerede mucizeye ihtiyaç duyuyorsunuz, nerede Rahman’ sığındınız, nerede egonuz erimekte ve hangi alanlarda kendinizi ve ardından yaşadığınız ait olduğunuz çevreyi aldatma yoluna gitmektesiniz ve nerede kendiniz bizzat aldatılmaktasınız.nerede belirsizleşti hayat ve hangi noktada koptunuz gerçeğinden yaşamın ve sonuç ne olmalı, hangi hayaller alemindesiniz ve siz o hayali gerçek kılmak adına aldığınız ilhamlara, mesajlara ne kadar kulak ve yürek kabartmaktasınız…bu da diğer etkiler gibi gelip geçecektir, fakat bugünler yarınların tohumlarıdır peki bu tohumları verimli mi yoksa kurak iklimlere mi ekmektesiniz. İçinizde bir güç var ilahi bir güçtür Neptün siz bu gücün ne kadar farkındasınız?

 

 

Velhasılıkelam;

Neptün yaşayacağımız kaçınılmaz olan vurgun ise önce neptün’ün  artı ve eksilerini tanıyalım, ardından yaşamımıza bakalım ve bizler için neptün’ün şer’ de gizli olan hayr’ını yakalamak için, sesine iyi kulak verelim. Vurgun tanımadığınız bölgelere dalınca karşılaşacağınız sondur, kendini tanıyana vurgun ne yapabilir bir anlık baygınlıktan başka... Astroloji ilmi önce insanın kendini tanıması idi, cennetini ve cehennemini bizzat kendisinin yarattığını görmesi idi, ve bu görüşle iradesini sağlamlaştırması idi…

Yüzeysel bir hayattan ise derin ve ızdıraplı bir hayat evladır, yüzeyde olan sadece anda var olanı görür, derinde olan ise anın ötesinde var olanı görür, zira her hareket diplerden başlar… en karanlık yerden başlar…

 

Neptün vurgunundan sağ-salim çıkmamız dileklerimle, kör bakmayalım yeter.

 

Sevgimle kalın emi

 

Esmeralda (E.Hece )

 

*Bu fotoğraf beni çok derinden etkiledi, Neptün yazısına uygun düşmemiş diye düşünen dostlar olacaktır kısmen doğrudur lakin Neptün merhamet ve şefkattir.

Kendimiz dışında da yaşayanların olduğunu ve sadece zorluklarla bizlerin mücadele etmediğini bizden ve bizim o dünyalık sorunlarımızdan daha fazla sorunları olan bir dilim ekmeğe dahi muhtaç olan insanları da düşünmemiz gerektiğidir.*

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : neptün vurgunu, esmeralda, astroloji, horoskop

10/2/2009 - DOLUNAY' DA DOĞMAK (GÜNEŞ VE AY)




Bu yazı güneş ve ay’ ın birbirine karşıt olduğu an da

dünyaya gelen tüm DOLUNAY ÇOCUKLARINA ithafen dir…

 

Astroloji’de kuşkusuz tüm yaşam değerlerimizin ve enerjilerimizin çıkış noktası güneş ve ay’dır, yaratılışımız bu iki ışığın arasında gelişir, Ruh ve Beden bu iki ışığın enerjisiyle oluşur, güneş baba , ay annedir, ve bizler bu iki enerjinin ortak ürünleriyizdir.Biri dış dünyamızı oluşturur diğeri iç dünyamızı…

 

Cinsiyetimiz ne olursa olsun kadın/erkek yöneldiğimiz ilk alan ,örnek aldığımız ilk kişilik daima güneş’tir yani baba figürüdür, kız çocuk önce babayı tanır, erkek çocuk daima kendini ilk önce babaya ispat etmek ister.

 

Dış dünyamızı, sosyal olguları, toplumla olan ilişkilerimizi, bireyselliğimizi, kurallarımızı ve dahi prensiplerimizi hani o değişmeyen değişmez olan kimi zaman yerinde kimi zaman yersiz prensiplerimizi güneş ile elde ederiz.

Yaşam amacımızı, karakterimizi güneş ile ifade yolunu seçeriz.

 

Güneş’imizin yapmış olduğu açılar, bulunduğu ev alanı ve derecesi, bu derece de herhangi bir sabit yıldızlar kavuşumu ve herhangi bir arap noktasına teması yaşam boyu bizimle etkileşerek, dahil olduğu anlamlarda değişmez kaderimiz olur.

 

Hayata dair kaderimizde o değişmez olan yazgıya dahil ne var ise ilk çıkış noktası daima güneş’ tir. Bir eylemin faaliyete geçmesi için enerjiye ihtiyaç duyulur o enerji güneş’ tir…

 

Güneşin her daim ışık saçması için yine kendisi dışında kendine benzer enerjiyi verebilecek başka bir maddeye ihtiyacı vardır, açı yapmayan bir güneş sönüktür, ya da kolay açılara sahip bir güneş, çoğu zaman yüzeyseldir, parlaklığı sadece aldatır kendisini de diğerlerini de…

 

Birde bu dış dünyamızı besleyen bir bütün olmamızı sağlayan başka bir ışık vardır, dış dünya iç dünya ile tamamlanmamışsa eksiktir bazı şeyler yolunda gitmez, kişi sürekli bocalar hangi yöne gideceğini bilmeden, amaçsızdır, enerji vardır lakin yön yoktur, yol vardır lakin araç yoktur, işin içine duygu katılmamış iş ne kadar sağlıklı olabilir, duygularla beslenmemiş zaferler ne kadar mutlu edebilir, iç dünyanın ince kıvrımlarında, derin sularında yüzmemiş insan dış dünyada ne kadar cesur olabilir?

 

Bu açığı tamamlayan enerji Ay’ dır.

 

Güneş’ e fazla gelen ve emdirmek zorunda olduğu, aksi takdirde patlamalarıyla kendi kendisini yok edeceğinin farkında olduğu Ay’ a verdiği enerjisiyle  iç dünyamıza doğru yolculuğumuz başlar… dış dünya da ne var ise iç dünyada da aynısı vardır, aynı sırat köprüsü, aynı mizan terazisi, aynı sorumluluklar ve aynı zorunluluklar vardır, dış dünyamızı inşa ederken kullandığımız kum, harç, iç dünyamızda da geçerlidir. İşbirliği olmadan sağlıklı bir insan olamayız, bize ödül olarak verilen bu yaşamda ki o ödüle layık olmak için denediğimiz bu okulda sınavlarımızdan eksik notlar alırız, bir oyun olan bu sahne de , hep figüran kalırız ki çoğu zaman bir rol bile elde edemez, insan olmanın o en şerefli makamına erişemeden gelir ve gideriz…

 

Astroloji öyle muazzam bir ilim ki, önce güneş’ine yönlendirir insanı ve gör der işte her şey açıkta sana verilmiş olan bu, ve tanı kendini, bil yapabileceklerini ve kabul et yapamayacaklarını, hazmet önce kendini ve sonra tamamla sende olan ama uykuya geçmiş olan eksiklerini…burada  imdada ay yetişir, dış dünyamıza bakar şöyle bir ve anlamaya çalışır bizi, egolarımızı, öfkelerimizi, çocukluk yaşamımızı, aldığımız kaydettiğimiz hafızamızı yoklar, dış dünyamızda nelere nasıl ve  ne şekilde tepki vermemiz gerekir bizim adımıza hesaplar, iç duyularımızla harekete geçer ve düşünce bağımızla irtibat kurarak, olaylar esnasında eylemlerimizi ayarlar, düzenler ve sonuçlandırır…

 

Güneş ile Ay her zaman işbirliği yapmaz ve nedense çoğu zamanda böyle olur,

Uyumlu bir işbirliği yapması için birbirlerini tanımaları gerekir demiştim, şimdi ne kadar tanıyoruz bizi…dışımızı ve içimizi ne kadar ?

 

Güneş , ay ile karşıt açıda ise bu zorlu etki iki kutupsal etki sürekli birbirleriyle mücadele halinde olur, nefs ve irade, ruh ve beden, iç ve dış dünyamız, bilincimiz ve bilinçaltımız, kişiliğimiz ve alt kişiliğimiz, hayaller ve gerçeklerimiz, anne ve babaya olan   izlenimlerimiz, hissettiklerimiz, eşe olan bağlılığımız onunla olan iletişimimiz, toplumla olan bağlantımız ve kaçışlarımız,

Yapmak istediklerimiz ve yaptıklarımız, eylemlerimiz ve tutsaklıklarımız,

Tümüyle evrenle olan bağımız, her şey ama her şey uç noktalardadır, yaşam sürekli kaosları getirecektir, zorlu mücadelesi bol bir yaşam olacaktır,

Ya hep ya hiç, ya havlu attıracak ya da diretecektir, dengesizlik vardır cinsel kimlik de bile, yaşam bir kadına çoğu zaman erkek rolü yükleyecektir, bir erkeğe kadınlarla olan ilişkilerinde ya bir despot ya da bir pasif erkek rolü verecektir.

 

İşte bu etki Dolunay’ da doğum ile olur, dolunay çocuklarısınızdır artık, yaşam sizin için bir oyun sahnesi olmaktan çıkmıştır ve sizler yaşamın en derinindesinizdir, ışığınız sadece ve sadece diğerlerini aydınlatır kendinize hep karanlık kalırsınız, öyle derine en derine inersiniz ki, kimliğinizi kaybedersiniz,

Cennet ve cehennem oradadır ve siz ikisine de ait değilsinizdir, arafta kalmışsınızdır…

 

Bu etki ile doğanların kaçınılmaz hisleridir tüm bunlar, ve işbirliği zamanıdır,

Yukarıda da değindiğim gibi bir orta noktası her şeyin vardır ve artık bilinçlenme , karanlıktan aydınlığa çıkma, derinden edindiklerini yüzeyde olanlara, yaşayanlara sunma zamanıdır…

 

Hangi ev de oluşmuş ise bu dolunay ve hangi  gezegenlerle faaliyete geçmiş ise, her birinin tek tek ele alınıp artı ve eksileriyle tanıma zamanıdır. İnsanoğluna zor gelen her şey mutlaka bir hayrın kapısıdır. Zorluklar mükafattır, yüzeysel olmamak için, cenneti ve cehennemi tanımakla kalmayıp bizzat her ikisinin de  içinde yaşamak ve her birinden bir parça edinmek en zor olanı başarmaktır.

 

Dolunay çocukları farklıdır bu yüzden , tüm zorlukları yılmadan pes etmeden sonuna kadar dayanıp zaferi elde edenlerdir. Fakat kendini bilen tanıyan, negatif yönlerini törpüleyen, aynada değil, yüreğinde ki aynadan kendini görebilen  çocuklardır, ve diğerlerinin gözüyle kendini görüp toparlayan çocuklardır.

Bir mükafattır dolunayda dünyaya gelmek ve o insanlar dünyanın, karanlıktan gelen, o karanlığı aydınlık ile nur ile yıkayan, temizleyen bilgeleridir.

Aydınlattıkları evrene pek çok miras bırakarak gidenlerdir…yaşadıkları onca med-cezire rağmen arkalarında çamurlaşmış tortular yerine bilgi fosilleri, sevgi fosilleri bırakan çocuklardır onlar…

 

‘’elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır.’’

 (İnşirah suresi 94/5)

 

Sevgimle kalın

 Esmeralda

(E.Hece)

 

 

Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : dolunay, ay tutulması, güneş tutulması

1/2/2009 - HAFTANIN EN' LERİ (20 ocak -31 ocak)



Bu hafta kendime ayırdığım zaman dilimlerinde, seçerek beğeniyle okuduğum kitapları, izlediğim filmleri, gezdiğim yerleri  ve dinlediğim müzik albümlerini paylaşmak adına, bundan sonra ki her hafta sonlarında yeni bir konsept ile sizlere aktarmaya çalışacağım.

ilk olarak bu hafta en sık dinlediğim ve büyük bir keyif aldığım,beni dinlendiren albümü tanıtmak isterim. roman kültürüne , klarnete, ve balkan ezgilerine meraklı olan okurlarımızın beğenisine sunarım.


HAFTANIN ALBÜMÜ


Albüm 2002 yılında çıkmış,eleni vitali,vassilis paiteris,kostas pavdilis,yiannis saleas ,vassilis saleas ve chrisoula christopoulou' nun ortak çalışmalarıyla hazırlanmış.
yunanistan romanlarının kendine özgü tınısıyla harmanlanmış. inanılmaz güzellikte, hüznün dinlendirdiği ve dinlenildiği bir albüm olmuş.
özellikle ilk parçaları orjinali naci en alamo olan yasmin levy'nin yorumladığı bir flamenko harikasının yunanistan romanları tarafından kendilerine özgü eleni vitali tarafından oldukça temiz yorumlanmış. albümde daha önceden aşina olduğumuz candan erçetin, nurettin rençber gibi sanatcılarımızdan dinlediğimiz türkçe şarkıların yunanca yorumlarıda insanı bambaşka bir boyuta taşıyor.
klarnetin sık sık kullanıldığı şarkılar da , klarnet ile ağlamak pekala mümkün...

Albümde her şarkı birbirinden özel olmasına rağmen favorilerim var elbette,

1- the songs of the gypsies (vengo adlı ispanyol yapımı filmin soundtrack '' naci en alamo'')

4-endelesi

10- to leam about  love

11- improvisition ( enstrümental- klarnet)


HAFTANIN KİTAPI




ve ardından bu hafta okumaya başladığım, Sistem Yayıncılıktan çıkan Elvan Kandemir' in dilimize çevirdiği, Lise Bourbeau' ya ait '' Gelişen Ruhler İyileşen Yaralar'' adlı psikolojik çözümlemeli faydalı bir kitap. Henüz başlardayım şuana kadar edindiğim izlenime ve aldığım duyguya göre, özlelikle çocukluk evresinde yaşadığımız ters olayalrın, incinmelerin, ebveynlerimiz tarafından gördüğümüz duygusal baskı ve yine duygusal şiddetlerin bir envi geleceğe yansımaları ve bunlardan nasıl kurtulacağımıza dair güzel tespitlerin olduğu bir kitap...


Kitap hakkında ön bir tanıtım;

''  Kitapları dünya çapında çoksatan Lise Bourbeau, çocukluğumuzda kaçınılmaz olarak aldığımız yaraları beş ana başlıkta topluyor:
Reddedilme, Terk Edilme, Haksızlık, Küçük Düşürülme, ve İhanet Bu yaralar, ana babanın kasti olmasa da, çocuğun temel ihtiyaçlarını gideremedikleri noktalarda oluşan “tercüme hataları”. Beş temel yara, beden dilinden dış görünüşe, dış görünüşten eğilimli olunan hastalıklara, tüm ruhumuzda ve bedenimizde etkisini gösteriyor. Ve bu yaraları gizlemek için, taktığımız maskelerle:
İçine çekilen, Bağımlı, Mazoşist, Kontrolcü ya da Katı insanlar oluyoruz…
Maskelerimizi atıp yaralarımızı iyileştirebilir miyiz?
Lise Bourbeau bunun yollarını gösteriyor. ''

HAFTANIN FİLMİ (2 hafta önce:))




En son çağan ırmak' ın olay filmi izlmeyenin dövüldüğü , izleyenin ağlamaktan dövülmekten beter olduğu  ıssız adam' adlı sinema filmine gitmiştim. Film daha çok ıssız kadınların filmi olmuş, pek çok soru işareti oluştu beynimde, açıkcası ben beğendim filmi, klişe kalıpsal  cümleler çok fazla yer alsada, benim gibi nostalji tutkunu bir bünye için harikulade şarkılar vardı. semiramis pekkan' ın yorumladığı bana yalan söylediler ise  ayla dikmen' in yorumladığı anlamazdın adlı şarkıdan daha çok içime oturdu:)

bu hafta izlemek istediğim film bir romantik vampir aşk hikayesi olan  ALACAKARANLIK...
İZLENİMLERİMİ GELECEK HAFTA PAYLAŞACAĞIM.

Bu hafta pek gezmek için kendime özel vaktim olmadı, zamanla gezdikce gördükce fotoğraflarıyla birlikte yaşadığım kent olan izmir'i tanıtmaya çalışacağım.

Şimdilik bu kadar, sanatsız, edebiyatsız, müziksiz ve hepsinden önemlisi uyarak akıma, ISSIZ kalmayınız:)


siz  yine en iyisi mi sevgimle kalınız:)

esmeralda 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : ıssız adam, alacakaranlık, gelişmiş ruhlar, iyileşen yaralar

31/1/2009 - HAYAT BİZİ NEDEN YORUYORSUN ?

Kategori: VE HAYAT







HAYAT BİZİ NEDEN YORUYORSUN ?

Merhabalar yılın ilk makalesini bu şekilde hafif lirik ,
hafif espirili bir dilde yazmak istedim.

Her birimizin özel ve sosyal bir yaşantısı var,
dikensiz gülleri olduğu kadar, çalılılarla kaplanmış sorunlarıda var.
Hayat gürül gürül hiç durmaksızın bazen acı sürprizleri,
bazen de ummadığımız kadar güzel sürprizleriyle bizlere türlü türlü oyunlar hazırlıyor.
Uranüs ile venüs 5.evimizde kavuşum yapıyor,
bir de bakmışsın ki gönül dünyanda herbir renkten çiçekler açılıvermiş,
derken jüpiter bu serenata katılmak için koşa koşa gelip şans noktasınmın üzerine kuruluveriyor,
aldın mı şimdi başına belayı, ya da leyla' yı...
Aman Allah' ım o da ne? siz böyle umarsız kaygısız venüs' ün kollarında aşk sarhoşuyken,
o otoriter, dikte eden, zamanın ve kaderin efendisi satürn karşıdan karşıdan hem de titiz analitik
herşeyi ince eleyip sık dokuyan zodyağın kuruntulu kızı başak burcundan bakmıyor mu?
işler karışıveriyor, uranüs diyor bırak satürn' ü o anca karşıdan bakar,
oysa ben andayım şu andayım beni yaşa !
Venüs diyor hadi ben geç kaldım geçmem lazım koç' a şuan buradayım yarın kaygısı olmadan aşkı yaşa!
Satürn diyor nereye bu böyle, ne yapmaktasın, adımların düzensiz ,
toplum dışısın aşkın anarşistisin  cezalandırılacaksın er ya da geç düşün diyor...
Başlıyor mu o anda hayatın yormaları, önce ruhen ardından zihnen...

Mutlu aşk yoktur diyordu Luis Aragon bir şiirin de,
ne kadar yorulmuşsan o derece değerleniyor hayat,
ve ne kadar mutsuzluk yaşamışsan o kadar anlamlı oluyor aşk...

Hayat bizi yormakta, yorsun bakalım, salt aşk değil her anlamda,
jüpiter kova' da seyr- ü sefer yaparken natal haritanda,
tam da üstelik ait olmadığını bildiğin halde
tutunmaya çalıştığın dünyalığının evinde bulunan mars' a zorlayan ışıklarını salıveriyor,
ihtiyaçlar, ihtiyaçlar, yaşamak için sahip olmak zorunda kaldığın günlük nafakalar,
çetin bir yaşam mücadelesi, ayakta kalma savaşı, ekmek davası, sosyal ve özel giderlerin hesabı kitabı
karışıveriyor, başlıyor yorulmalar...
Ardından diyorsun yaşım oldu bu, hani nerede yuva hani nerede çibildek gözlü eş, hani hani cıvıl cıvıl
sımsıcak sesleriyle al al yanaklarıyla sesli kahkahlarıyla içimizi ısıtıveren çocuklar...
jüpiter gelmiş 7.eve artık zamanı, istiyor gönül bunları e hadi istemekle olsun, olsun diyelim de nereye?
natal haritanda kocaman bir neptün sisli, belirsiz ve aldatan özellikleriyle , giriveriyor yaşamına biri
tam da istediğin idealize ettiğin biri lakin neptün bu işte vaadler, hayaller, rüyada gibi bir ilişki derken
kopuveriyor bir yalanla bağlar, bir ihanet ile evlilik planı düşüveriyor neptün'ün girdabına, vurgun yemiş gibi siz
kalıveriyorsunuz bir anda. yanacaksınız elbette acı da çekeceksiniz de ah işte değer mi değmez mi bunu düşünemiyorsunuz bile,
başlıyor mu hayat yine yormaya...

İşte böyle yorulurken her birimiz birşeyler uğruna dünya dönmeye, yıldızlar ışıklarını saçmaya insanlara düşen ise
son noktasını bilmediği bu hayatı öyle ya da böyle yaşamak oluyor. hayat aslında hiçte o kadar zor değil,
biraz da bizler fazladan kendimizi kaptırıp unutup bu hayatın bir oyun sahnesi, bir rüya olduğunu, gereksiz kapılıp hırslara,
kırılıp, gücenip dostlara, yenik düşerek bizimle aynı çamurdan yaratılmış olan kullara, ve kapılıp o dünyalıklara, kaçıp aşırılıklara
düşünce gücümüzle kendimizi yoruyoruz...

Yorgunluklarımız hayata attığımız imzalarımızdır, hayat bildiği gibi gelmekte bize düşen yaşamak,
o halde yorgunluklarımızdan şikayet etmek yerine, yaşayamaya bakalım ve sevgiyle selam ile karşılayalım geleni ve gideni de aynı şekilde uğurlayalım...

Sevgimle kalın emi

Esmeralda

 

Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : jüpiter 7 evde, uranmüs 5 evde, uranüs venüs kavuşumu, satürn başak burcunda

27/1/2009 - ASTROLOJİSTİK 1 YAŞINDA

ASTROLOJİSTİK 1  YAŞINDA


Yorum (19) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : astrolojistik, 2009 burçlar, burç aşk uyumu, burçlar ve evlilik uyumu, oğlak burcu kariyer, akrep burcu aşk yaşamı

25/1/2009 - *** Kaldığımız Değil, Olduğumuz Yerden MERHABA ***




Sevgili Astrolojistik okurları ve dostları
selam olsun;


Uzunca bir aradan sonra yeniden sizlerleyim, kaldığımız değil olduğumuz yerden,
her zaman olduğu gibi paylaşmak adına , salt astroloji değil insana özgü, yaşamın getirdiği,
iyi ve kötü, acı ve tatlı herbirşeyi paylaşmak , bölüşmek, umudun bittiği yer de umut,
köklerin kuruduğu yerde bir damlacık su ve ateşin sönmeye yüz tuttuğu yerde bir parça kıvılcım olmak adına yeniden MERHABA...

Bu uzun ayrılık sürecinde her zaman iletişlmde olduğum, her ne olursa olsun iyi ve kötü
yanyana olduğumuz, manen gören gözlerin ötesiyle görüp, yürek kulağıyla işitip çoğu zaman telepatik ve kimi zaman da teknolojik imkanlar dahilinde beni yalnız bırakmayan ,
varlıklarıyla hiçlik deryasında tutunduğum bir dal parçası olan dostlarıma buradan teşekkür ediyorum.

Her zaman baki dostluklar derdim , bunu dilerdim ve bu dileğimi gerçek kılan dostlara selam olsun...

Online Astroloji derslerimize, kişisel horoskop analizlerimize, genel gök yüzü etki alanlarını değerlendirmeye ve yine blogumuzdan teknik bilgiler vermeye, zaman zaman da hayata dair , VE YAŞAM , VE İNSAN  temalarında kimi zaman hüzün kimi zaman neşe içinde makalelerimize devam edeceğiz...

Astrolojistik' den ayrılmayın, ve hep sevgimle kalın emi...

Esmeralda

Yorum (14) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : merhaba, astrolojistik, stone age, esmeralda, horoskop analizi, ücretsiz yıldız haritası, 2009 yılı burçlar, 2009 balık

28/9/2008 - ASTROLOJİSTİK DUYURU




Sevgili Astrolojistik okurları, arkadaşlarım,
çok kıymetli astrojistik öğrencileri;

Özel bir durum nedeniyle, Ocak 2009 tarihine
kadar sizlerle olamayacağım, aşağıda isimlerini zikrettiğim,
ve unuttuklarım olur ise  affınıza sığınarak her birinize,
göstermiş olduğunuz yakın ilgi ve alakadan,
hoşgörünüzden, anlayışınızdan ve burada tarif edemeyeceğim kadar
anlamlı ve baki dostluğunuza ayrı ayrı teşekkür ediyorum...

Tekrar kaldığımız yerden değil, olduğumuz yerden devam etmek adına, buluşuncaya dek, hepinizi güzeller güzeline emanet ediyorum ve Bayramınızı
şimdiden tebrik eder, can özümden kucaklayarak ruhunuzdan öperim...

Astrolojistik dostları;

BERRAK    (mevlana yeniden can buldu sems ile)
SİBEL        (en melek anne dualarım sizlerle)
NİLGÜN   (astroloji ışığınız daim olsun)
ESRA       (başarılar diliyorum esra' cığım durmak yok)
IŞIL
DİLEK
TÜLİN
ZÜBEYDE
C.KORAY  ( şans bir gün kapımızda bir gün ayaklarımızın altında)
AHMET BEY
DAMLA (marsiyen )
AYŞE (b.m)
ÇİĞDEM
NİHAL
ÜMİT
FATİH K.
AYLA Ö. (isviçre)
ANURAG SHARMA (hindistan- vedic astrologer)
DEMET HANIM
PINAR VE BÜLENT ÇİFTİ  (mutluluğunuz daim olsun)
SÜREYYA GRUBU  (Aysel abla ve saz ekibi)
FATİH             
SAM GEPPİ ( USA. vedicastrologycenter)
SEMA HANIM
ZEYNEP S.
ZEYNEP K.
DERİN
NESRİN ( astroloji adına katkıların için sonsuz teşekkürler)
ESRA
ÖZGE
TOLGA BEY
NEVİN ABLA (Ankara' dan kazandığım kocaman sevgi dolu bir aile)
NEŞE
HATİCE HANIM (en kısa sürede bebğinize kavuşmanız dileğimle)
TUĞBA VE MELİS
NİLÜFER
DİLEK HANIM
DR. S BEY (İZMİR) 
B. ŞEBNEM
BEHİYE HANIM
MEHMET BEY
TÜRKAN (İZMİR)
SEDEF (Ç.YOLDA)
NURSEL A. (Özdemir Asaf' a devam)
NESLİHAN VE ARKADAŞI
SAMET BEY
ALİ H.
TARIK
BEYZA K.
EMİNE HANIM VE OĞLU
ONLİNE DERS GÜNDÜZ GRUBU ADINA ÖZLEM VE HALE HANIM
HÜLYA
SEVDA
SEÇİL
VOLKAN
AKIN (KARDEŞİM) ( umudunu yitirme evet dünya değil insan nesli bozuldu)
SABU
EMEL
AYLİN HANIM' IN GRUBU (İLERİ SEVİYE) (başarılar)
AKREP KRAL VE AKREPORTAL.NET DOSTLARI  (2.ailem ve sığınağım)
ASTROLOJİSTİK FORUM DOSTLARI (savrulduk durduk )
ASTROLOJİSTİK ONLİNE DERS DOSTLARI (keyifli ve seviyeli)
VE ÇOK SEVGİLİ H.K. BEYEFENDİ (sizi mahcup etmeyeceğim)
ASTROLOJİSTİK FACEBOOK GRUBU (ocak ayında sıkı durun)
MEDYAVEGA ADINA SEVGİLİ KEMAL BEY ( içten dilekleriniz için bir kez daha teşekkürler)
Ve Sevgili HADES BİR GÜN DEĞİL BİR AN DEĞİL BİR ÖMÜR...


VE isimlerini özürlerimle şuan anımsayamadığım tüm astroloji ilmine gönül vermiş dostlarım tekrar teşekkürlerimle...

herzaman dediğim gibi;

SEVGİMLE KALIN emi...

Esmeralda

Biz haber etmeden haberimizi alırsın,
yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin.

Gözümüzün dilinden anlar,
elimizin sırrını bilirsin.

Namuslu bir kitap gibi güler,
alnımızın terini silersin.

O gider, bu gider, şu gider,
dostluk, sen yanı başımızda kalırsın

Nazım HİKMET

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : astrolojistik, esmeralda astroloji, online astroloji eğitimi,

6/9/2008 - ASTROLOJİ KAŞİFLERİNİN BULUŞMA NOKTASI



                                                  
                                                   GİRİŞ İÇİN TIKLAYINIZ


                                                   http://akrep-burcu.com

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler :

21/8/2008 - KENDİ GÖLGESİ PLUTO’YA KARŞI




Transneptünıan gezegenlerinden olan ve pluto’nun en gizindeki gölgesi HADES

Gezegeni şuanda gökyüzünde kendi bedenine karşı harekete geçti…pluto ve hades transiti uzun süren, bireyselden ziyade toplumları ve geniş alana yayılmış zaman dilimlerini kapsayan en malefik etkili iki gezegen!

Şuanda gökyüzünde tam degresinde karşıt açı yaptılar,tohumlarını daha önceden atan bu etki,şuanda ve uzunca bir süre tüm dünyayı etkisi altına almış durumda!

Özellikle pluton karakterinde olan ülkeleri ve ülkeler astrolojisinde pluto’nun hakimiyetinde olan ülkeleri  zor bir dönem beklemekte.değişim ana tema lakin bu değişimler reformistik uranüse yakışan şekilde değil,zorlayıcı,patlayıcı,insanların kurban edildiği,toplumun üst katmanlarını temsil eden insan gruplarının alaşağı edildiği,hükümetlerin değişimi,coğrafyanın değişimi,yer altı faaliyetlerinin artması,kitlesel silahların bol bol kullanılması,

Askeriyede ki değişimler,ve askeri ele alan krizler,daha önce yapılan anlaşmaların yeniden gündeme gelmesi, ve terör olaylarında artışın olması,hadesin sağlık alanındaki etkisiyle ilkel olan sağlık oluşumlarının ayyuka çıkması,sebebi bilinmeyen ölümlerin artması.doğa olaylarında dengesizliğin artması,yer altının faaliyete geçmesi deprem-maden patlaması-yangınların artması vb…şekilde pek çok gelişime gebeyiz…

 

 

 

Ülkemiz gerek öz burcu akrep olması nedeniyle,gerekse 1.evinde bulunan pluto nedeniyle plutonik karakterde bir ülke…dünya siyasetini etkileyecek olan pek çok gelişmenin ilk çıkış noktası ülkemiz olacak.bu etkiyi ülkemiz 6.ve 12.evinde karşılamkta,12.ev mundane astrolojisinde, Hükümetin gizli düsmanlari , casuslar , sabotajcilar , tahrip ediciler , göstericiler , santajcilar , rüsvet , suç , suçlular , hapishaneler ,yardim kurumlari , gizli düsmanlar,Gizli servis ( gizli dedektifler , polisler,MIT vb ), yasaklamalar,suç kosullari vb..temsil etmekte,ve hades burada öyle kurulmuş ki,terörün tam anlamıyla temizlenmesi için daha çok uzun yıllar gerekmekte…

Mundane astrolojisinde, mafya gibi yıkıcı yer altı faaliyetleri,terör,her türlü gizli faaliyetler,toplumun gizli polisi,bilim araştırmacıları,okült insanlar,yıkımları ve yenilenmeyi temsil eden pluto ise 6.ev de yani halk sağlığı ve sağduyu, çalisanlar,memurlar,ordu,deniz kuvvetleri, polis personeli ,yiyecekler ile ilgili personeller, Kafeteryalar , restoranlar,is gücü sinifi ( isçi partisi , birlikler vb) Baskan yardimcisi ve milletvekilleri vb…

29 şubat 2012 yılına kadar ülkemizin kadersel gelişiminde en çok bu olaylarla gündemde olacağız.

 

 

12.evin kadersel engel olmamızın mümkünü olmayan gelişmeleri temsil etmesi nedeniyle hades’in çirkin yüzünü ülkemiz epey derinden görecek…6.evde bulunan pluto siyasi ve ekonomik pek çok olayda artık dönüşü olmayacak yıkımları hazırlayacak ve yeni bir yapılanmaya doğru gidilecek…

 

Mayıs 2010 yılından başlayarak yaklaşık 9 aylık olan bir süreçte,ülkemizin sınırları dahilinde etkin bir savaşın sıçramasına şahit olacağız!sınırlarımızın ihlali noktasında gerginlikler bu dönemde ekonomiyi de derinden etkileyecektir.

HAZIRLAYAN:ESMERALDA

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : hades, 12.ev pluto, ay-uranüs karesi, pluto etkisi, akrep burcu

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Vizyonunuz Açık Olsun... astrolojistik@gmail.com

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Rss

Kategoriler

Etiket Bulutu

astrolojide cinsel kimlik homoseksüellik uranüs ve cinsellik 21 aralık 2012 kıyamet kuraklık savaşlar küresel kriz nostradamus 2012 sonrası mehdi kehanet burak aydos 30+ satürn 29 yaş merkür retrosu 6 eylül merkür retrosu merkür retrosu ve astroloji astrolojide merkür retrosu merkür retrosunun kişis sokak çocukları emine öztürk devlet hükümet yardım hz.ömer 22 temmuz güneş tutulması yeni ay etkileri yengeç burcunda güneş tutulması ay ve güneş tutulumları güneş tutulmasını george michael gay eşcinsellik astrolojide cinsellik astroloji ve cinsel kimlik pluto ve mars kavuşumu şiron şiro ay düğümleri astrolojide ay düğümleri kuzey ay düğümü güney ay düğümü kuzey ay düğümü yengeç güney ay düğümü oğlak astroloji ve ölüm astrolojide ölüm ölüm gezegenleri sekizinci ev 8.ev 4.ev.12.ev balık burcu akrep burcu pluto v

Arkadaşlarım

efsunlu98
neseli59
Blogcu Yardım
magicdesignhayaleturet
belleesmeralda
kayazran
Fırat (Baris08)
yersofrasi
evhobi
buyukadali
keepoutside
bakimliciltlericin
kayar59
okyanusya26
leylisra
uranustile inci
stereospecity
akrebingozleri
unsallgulsumm
gulsummsultan
lezzetliyemeklerim44
gulenbebekler
adanzyehersey
sheinci