Astrolojide Kentlerin Doğası - İZMİR

Astrolojide İzmir Etkisi (Kişisel)

Astrolojide her bir yıldızın, insan doğasıyla özdeşleşen bir karakteri kendine özgü bir dünyası mevcuttur, Mars denildiği vakit, aklıma, öfkeli, sabırsız, heyecanlı, risk almayı seven e biraz da kontrolsüz bir enerjiyle yarı panik atak yarı düşünmeyi eylem sonrasına bırakan yaramaz bir erkek çocuğu gelir, Neptün denildiği vakit, dünyadan kaçmış, korkmuş hatta bir köşeye çekilmiş, insandan değil, insanın vahşi id'lerinden uzaklaşmış, somut alanlara karnı tok, soyut alanlarda şuursuz bir halde hiç olma erdemiyle, kendine özgü dünyasıyla, bir insan gelir.

Ve sonra yaşadığımız kentlerde, yıldızların doğasına benzer, Ankara denildiği zaman, içime bir kasvet çöker, yaşlı, yorgun ama tecrübeli, muhafazakâr bir yapısı olan, kısıtlı dar alanlara hapsolmuş, soğuk bir yüzü ve iklimi ile asla bir İzmir olamayacak olan, kendine bile kapalı, insanını yoran, köleleştiren, korkutan sürekli kontrol altında tutan, zaman mevhumunun çok önemli olduğu, sıradan insan ilişkilerinde bile politik samimiyetsizliğin en uçlarda olduğu, herkesin bir tepeye talip olduğu, tepedekilerin ise aşağıdakilere kalın bir duvar ördüğü, maddenin putlaştırıldığı bir Satürn aklıma gelir.

İzmir, benim İzmir’im ve ben İzmir denildiği vakit, asiliği eşit haklar adına olan, kölelik ruhuna karşı çıkan, asla bir boyunduruk altına girmeye müsaade etmeyecek olan, kendine özgü ani şaşırtan pek çok sürprizleriyle her çağa uygun hümanist yaklaşımları olan, bir İstanbul gibi, hayatın harcadığı hayatlar değil, hayatı harcayan dolu dolu yaşayan insanlarıyla, hayatın yalnızlaştırdığı değil bilakis kalabalıklaştırdığı insani niteliklerle donatılmış grupları olan, ruhların özgür olduğu, beden esaretinin aşıldığı, büyülü, tuhaf bir enerjisi olan, bilinçaltında var olmuş, her bir düşüncenin, zihnin en üst seviyesinde, rahatlıkla son tasarımları yapılan, hayallerin vücut bulmada zorlanmadığı, düşüncelerin, hayallerin bir bir insanın gerçeği olduğu, bir Uranüs gelir aklıma.

Satürn’ün aslında bu dünya yaşamı için oldukça gereksiz olan katılığından sonra, Uranüs ile aslı rüya olan bu uykuda, güzel rüyalarımın ve mucizelerin kentidir İzmir. Minik bir taş attım, körfezin lacivert sularına, kocaman bir halkayla, yaralarımı sarıp sarmalayan kenttir İzmir. İnsanlığa bitmiş olan inancı, ayakta tutan kenttir İzmir. Benim rüyam güzel başladı güzel devam ediyor, bunda elbet kendime olan özgüvenimin ve saygımın da temeli vardır, lakin günün birinde aşırı uçlarda bir marjinallik yaparsam şayet, "insandır hatasız kul olmaz" deyip, yine beni bağrına basacak olan kenttir İzmir.

Sevgimle Kalın emi…

Elif Hece

Bornova/ İzmir

(22 Temmuz 2004 -22 Temmuz 2010)

 

Ek Not: Benim İzmir'im aynen yazıma görsellik katmış bu resimdeki gibi, derin bir lacivert ve üç yıldızın kesişim yapıp, orta noktasında ki "Ziya" halinde... Hades-Ziya-Elif Hece

 

Güncelleme

bugün aldığım bir ileti üzerine, daha önce ekşi sözlükte yayınladığım bir yazımı cevaben sunmak isterim, hem ismini bilmediğim arkadaşım için hem de BENİM İZMİR'im neden Ben İzmir anlaşılması bağlamında.

görüşlerine saygı duyuyorum zira herkes için aynı anlamı ifade etmeyebilir.

ve meçhul arkadaşıma gösterdiği ilgi ve yazısında ki, nezaket ve samimiyet adına teşekkürlerimi arz ediyorum.

 

iZMİR BENİM, BEN İZMİR

cennetin dünyadaki tezahürü... kırgınsan, incinmişsen, aykırı bulunup her defasında yerilmişsen, acımazsızca yargılanıp başka kentlerde, ruhunla asılmışsan, işte minik cennet...

doğma büyüme, köken olarak ankara' lı olan, ve yaşamının bir bölümünü işe bağlı olarak zaman zaman istanbul' da geçirmiş, ankara' yı ve istanbul' u herşeyiyle a' dan z' ye en yücesi ve en dibine kadar yaşamış , görmüş ve ardından izmir' e yerleşmiş biri olarak, bu kent kadar, asude, huzurlu, düzenli, insanının sevgi çiçeği, çiçeklerinin insan olduğu, sosyal yardımlaşmanın, din, ırk, köken vb. kültürel ayrımlar yapılmaksızın eşit ve adil bir şekilde dağıtıldığı, ölüye saygılı, diriye sahip çıkan, her cuma sonrası herhangi bir semtinde cami önlerinde lokma dökülüp dağıtılan, ekmek yapılıp dağıtılan, kutlu doğum haftası diye bilinen hz. muhammed' in doğum gününün coşkuyla kutlandığı, yaşam standartları yüksek olanların mutevazi olduğu, ve insanlar arasında en aza indirgenmiş sosyal yaşam olanaklarının eşit olduğu, insanlarının inanılmaz yardımsever ve sahiplenici olduğu, paylaşıma ama her türden paylaşıma açık olduğu, insanlarının, kentin yerli halkının, yalnızları, bu kente aşık olanları, yabancıları sıcak sımsıcak şefkatle sardıkları, yüreği olan bir kent, ruhu olan bir kent ve o ruhun gözle görüldüğü bir kent.
yaşadığı kentten, dahası yaşadığı evrenden soğuyan, bir intiharın düşsel yolculuğunda gezinirken, tam kendinizi araf' a bırakacağınız zaman, uzatılan eldir izmir. yaşamın ağır yüklerinin en aza indirgendiği bir kenttir izmir.
dünyevi hırslara sahip olanların uzak durması gereken bir kenttir izmir, kişisel gelişim yolculuğunda tarihi ile, coğrafyası ile, denizi, kokusu, insanları, havası ve birbirinden değerli eski yapıtlarıyla, dünden bugüne yaşama sahip çıkmaktır izmir, yeniden doğumun ilk kapısıdır izmir, enerjisi en yüksek seviyede olan, yaşayan ölüye can verendir izmir. aşkları da, flörtleri de en az can yakan kenttir izmir, yaraları sarmaya, acıları dindirmeye hevesli , menfaatsiz dostları barındıran kenttir izmir,
dünya sırrınız olsa korkmadan anlatabileceğiniz bir kenttir izmir, sırtınızdan vurmayan kenttir izmir,
sokak kedilerinin bile evcil olduğu bir kenttir izmir. kaçmazlar insandan sokuluverirler yanınıza kırk yıllık ahbap gibi...
yoktur bu kentte, çaresizlik, ümitsizlik, açlık ve yoksulluk yoktur bu kentte, insanlarının hırsları azdır,
paraya değil maddeye değil, bir kere gelinecek olan bu dünyada bir mevlana hoşgörüsü, bir yunus emre' m aşkı olan, önce insan diyen kenttir izmir.
sürgün olunan en güzel kenttir izmir, öyle ki bu sürgünlük hiç bitmesin diye dua edilen kenttir izmir...
izmir ben' im ve ben izmir...

 

29.01.2010- ELİF HECE- bella esmeralda ekşi sözlük'te ki yazar adım

 

 

Yazan: gerek yok | Tarih: 2010-07-31 00:48:53
Konu: izmir ve ankara kıyaslaması
bence ankaraya ve izmire bakış açımız çok farklı sizinle ece hanım..ankara bence türkiyenin en güzel ve düzenli kentidir..en azından saturyen özellikler taşıdıgı konusunda hemfikiriz sizinle..ama bu saturn gibi sıkıcı ve baskıcı değildir ankara..ben izmirde de uzun yıllar yaşadım ve asla izmiri sevemedim..çünkü izmirin kalabalıklığı,düzensizliği beni çok rahatsız etti her zman..her taraf gecekondu dolu ve çarpık yapılaşmalar..sıvası,boyası olmayan tuğlaları açıkta duran binalar,bitirilmemiş köprüler yollar,boğucu insan kalabalığı,aşırı gürültü ve tabi körfezin kokusu..bütün bunlar bana marsiyen ve neptünyen esintileri çağrıştırıyor..zaten izmir diğer kentlere göre biraz daha duygusal bir kent olduğunu tecrubelerimden biliyorum..insanları eylenceye daha düşkün, manevi değerlere önem verilmeyen,insanlarının kendine hiçbir sınır koymadığı bir yer izmir benim kanaatimce, izmirde güzel olan tek yer karşıyakanın küçük bir kısmı sadece ama o bile ankaranın kızılayının yanında çok sönük kalır..içinde alışveriş yapabileceğimiz,gezebileceğimiz bir metrosu bile yok..ve tabi izmirin dondurucu kışını ve yakıcı yazından bahsetmeye gerk bile yok bence..sanırım izmiri sevmeniz oraya alışmış olmanızdan kaynaklanıyor çünkü bence izmirin sevilecek bir yanı yok..saygılar...

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !