10/2/2009 - DOLUNAY' DA DOĞMAK (GÜNEŞ VE AY)

Bu yazı güneş ve ay’ ın birbirine karşıt olduğu an da dünyaya gelen tüm DOLUNAY ÇOCUKLARINA ithafen dir…
Astroloji’de kuşkusuz tüm yaşam değerlerimizin ve enerjilerimizin çıkış noktası güneş ve ay’dır, yaratılışımız bu iki ışığın arasında gelişir, Ruh ve Beden bu iki ışığın enerjisiyle oluşur, güneş baba , ay annedir, ve bizler bu iki enerjinin ortak ürünleriyizdir.Biri dış dünyamızı oluşturur diğeri iç dünyamızı… Cinsiyetimiz ne olursa olsun kadın/erkek yöneldiğimiz ilk alan ,örnek aldığımız ilk kişilik daima güneş’tir yani baba figürüdür, kız çocuk önce babayı tanır, erkek çocuk daima kendini ilk önce babaya ispat etmek ister. Dış dünyamızı, sosyal olguları, toplumla olan ilişkilerimizi, bireyselliğimizi, kurallarımızı ve dahi prensiplerimizi hani o değişmeyen değişmez olan kimi zaman yerinde kimi zaman yersiz prensiplerimizi güneş ile elde ederiz. Yaşam amacımızı, karakterimizi güneş ile ifade yolunu seçeriz. Güneş’imizin yapmış olduğu açılar, bulunduğu ev alanı ve derecesi, bu derece de herhangi bir sabit yıldızlar kavuşumu ve herhangi bir arap noktasına teması yaşam boyu bizimle etkileşerek, dahil olduğu anlamlarda değişmez kaderimiz olur. Hayata dair kaderimizde o değişmez olan yazgıya dahil ne var ise ilk çıkış noktası daima güneş’ tir. Bir eylemin faaliyete geçmesi için enerjiye ihtiyaç duyulur o enerji güneş’ tir… Güneşin her daim ışık saçması için yine kendisi dışında kendine benzer enerjiyi verebilecek başka bir maddeye ihtiyacı vardır, açı yapmayan bir güneş sönüktür, ya da kolay açılara sahip bir güneş, çoğu zaman yüzeyseldir, parlaklığı sadece aldatır kendisini de diğerlerini de… Birde bu dış dünyamızı besleyen bir bütün olmamızı sağlayan başka bir ışık vardır, dış dünya iç dünya ile tamamlanmamışsa eksiktir bazı şeyler yolunda gitmez, kişi sürekli bocalar hangi yöne gideceğini bilmeden, amaçsızdır, enerji vardır lakin yön yoktur, yol vardır lakin araç yoktur, işin içine duygu katılmamış iş ne kadar sağlıklı olabilir, duygularla beslenmemiş zaferler ne kadar mutlu edebilir, iç dünyanın ince kıvrımlarında, derin sularında yüzmemiş insan dış dünyada ne kadar cesur olabilir? Bu açığı tamamlayan enerji Ay’ dır. Güneş’ e fazla gelen ve emdirmek zorunda olduğu, aksi takdirde patlamalarıyla kendi kendisini yok edeceğinin farkında olduğu Ay’ a verdiği enerjisiyle iç dünyamıza doğru yolculuğumuz başlar… dış dünya da ne var ise iç dünyada da aynısı vardır, aynı sırat köprüsü, aynı mizan terazisi, aynı sorumluluklar ve aynı zorunluluklar vardır, dış dünyamızı inşa ederken kullandığımız kum, harç, iç dünyamızda da geçerlidir. İşbirliği olmadan sağlıklı bir insan olamayız, bize ödül olarak verilen bu yaşamda ki o ödüle layık olmak için denediğimiz bu okulda sınavlarımızdan eksik notlar alırız, bir oyun olan bu sahne de , hep figüran kalırız ki çoğu zaman bir rol bile elde edemez, insan olmanın o en şerefli makamına erişemeden gelir ve gideriz… Astroloji öyle muazzam bir ilim ki, önce güneş’ine yönlendirir insanı ve gör der işte her şey açıkta sana verilmiş olan bu, ve tanı kendini, bil yapabileceklerini ve kabul et yapamayacaklarını, hazmet önce kendini ve sonra tamamla sende olan ama uykuya geçmiş olan eksiklerini…burada imdada ay yetişir, dış dünyamıza bakar şöyle bir ve anlamaya çalışır bizi, egolarımızı, öfkelerimizi, çocukluk yaşamımızı, aldığımız kaydettiğimiz hafızamızı yoklar, dış dünyamızda nelere nasıl ve ne şekilde tepki vermemiz gerekir bizim adımıza hesaplar, iç duyularımızla harekete geçer ve düşünce bağımızla irtibat kurarak, olaylar esnasında eylemlerimizi ayarlar, düzenler ve sonuçlandırır… Güneş ile Ay her zaman işbirliği yapmaz ve nedense çoğu zamanda böyle olur, Uyumlu bir işbirliği yapması için birbirlerini tanımaları gerekir demiştim, şimdi ne kadar tanıyoruz bizi…dışımızı ve içimizi ne kadar ? Güneş , ay ile karşıt açıda ise bu zorlu etki iki kutupsal etki sürekli birbirleriyle mücadele halinde olur, nefs ve irade, ruh ve beden, iç ve dış dünyamız, bilincimiz ve bilinçaltımız, kişiliğimiz ve alt kişiliğimiz, hayaller ve gerçeklerimiz, anne ve babaya olan izlenimlerimiz, hissettiklerimiz, eşe olan bağlılığımız onunla olan iletişimimiz, toplumla olan bağlantımız ve kaçışlarımız, Yapmak istediklerimiz ve yaptıklarımız, eylemlerimiz ve tutsaklıklarımız, Tümüyle evrenle olan bağımız, her şey ama her şey uç noktalardadır, yaşam sürekli kaosları getirecektir, zorlu mücadelesi bol bir yaşam olacaktır, Ya hep ya hiç, ya havlu attıracak ya da diretecektir, dengesizlik vardır cinsel kimlik de bile, yaşam bir kadına çoğu zaman erkek rolü yükleyecektir, bir erkeğe kadınlarla olan ilişkilerinde ya bir despot ya da bir pasif erkek rolü verecektir. İşte bu etki Dolunay’ da doğum ile olur, dolunay çocuklarısınızdır artık, yaşam sizin için bir oyun sahnesi olmaktan çıkmıştır ve sizler yaşamın en derinindesinizdir, ışığınız sadece ve sadece diğerlerini aydınlatır kendinize hep karanlık kalırsınız, öyle derine en derine inersiniz ki, kimliğinizi kaybedersiniz, Cennet ve cehennem oradadır ve siz ikisine de ait değilsinizdir, arafta kalmışsınızdır… Bu etki ile doğanların kaçınılmaz hisleridir tüm bunlar, ve işbirliği zamanıdır, Yukarıda da değindiğim gibi bir orta noktası her şeyin vardır ve artık bilinçlenme , karanlıktan aydınlığa çıkma, derinden edindiklerini yüzeyde olanlara, yaşayanlara sunma zamanıdır… Hangi ev de oluşmuş ise bu dolunay ve hangi gezegenlerle faaliyete geçmiş ise, her birinin tek tek ele alınıp artı ve eksileriyle tanıma zamanıdır. İnsanoğluna zor gelen her şey mutlaka bir hayrın kapısıdır. Zorluklar mükafattır, yüzeysel olmamak için, cenneti ve cehennemi tanımakla kalmayıp bizzat her ikisinin de içinde yaşamak ve her birinden bir parça edinmek en zor olanı başarmaktır. Dolunay çocukları farklıdır bu yüzden , tüm zorlukları yılmadan pes etmeden sonuna kadar dayanıp zaferi elde edenlerdir. Fakat kendini bilen tanıyan, negatif yönlerini törpüleyen, aynada değil, yüreğinde ki aynadan kendini görebilen çocuklardır, ve diğerlerinin gözüyle kendini görüp toparlayan çocuklardır. Bir mükafattır dolunayda dünyaya gelmek ve o insanlar dünyanın, karanlıktan gelen, o karanlığı aydınlık ile nur ile yıkayan, temizleyen bilgeleridir. Aydınlattıkları evrene pek çok miras bırakarak gidenlerdir…yaşadıkları onca med-cezire rağmen arkalarında çamurlaşmış tortular yerine bilgi fosilleri, sevgi fosilleri bırakan çocuklardır onlar… ‘’elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır.’’ (İnşirah suresi 94/5) Sevgimle kalın Esmeralda (E.Hece)
|