Uçak seyahatlerimde daima koltuk araları geniş olduğu için exit sırasını, ortada daral geldiği için koridoru tercih ederim. Yalnız, bu durumun havacılık kurallarına göre ilave bir sorumluluğu vardır. Bu durumdaki yolcuların dikkati çekilir. Şöyle ki exit'de oturanlar, acil durumlarda kabin görevlilerine yardımcı olmak zorundadır. Bu durum kalkış sırasında anonslarda belirtilir. Hatta yurt dışı seyahatlerde hostesler tarafından dil sınavından geçirildiğiniz bile olur.
Geçenlerde bir konferans için Ankara'ya giderken işte böyle, tam istediğim gibi, exit ve koridorda bir yer buldum. Malum anonslar başladı. Ben de yanımda oturan genç beyefendiye;
- "Bakın bize söylüyorlar, göreve hazır mısınız?" diye laf atarak sohbet başlattım.
- Birbirimize; necisiniz, ne yaparsınız?
Falan derken, yaşamımdaki gelişmeleri en iyi izah eden kelime ve durumlardan biri olan "serendipity"nin yine devrede olduğunu fark ettim!
Yanımda oturan, sohbet için girizgâh yaptığım bey; elektro akustik, elektronik ya da bilgisayarlı müzik diyebileceğimiz alanda eserler üreten genç bir icracı, besteciydi. İlk Fütüristler Zirvesi'ni henüz geride bırakmış olmamıza rağmen, 2009 için tasarımlara çoktan başlamıştım. Yüzlerce kişilik koca uçakta gidip, gelecek zirvede mutlaka yer vermek istediğimi konularla ilgili oldukça yetkin birinin yanına oturmuştum. Bu tip tesadüfleri, srendipity'yi sürekli yaşıyorum.
Harika bir durum!
Neyse; sohbet müthiş keyifli ilerliyor;
- O bana yaptıklarını, ben ona heyecanla "fütürizmi, gelecek tasarımının nimetlerini" konuşuyoruz.
- Daha iyi bir dünya için teknolojiyi akıllıca nasıl kullanırız, çocuklara gençlere sanatla bu nasıl anlatılır, kitlelere nasıl ulaşırız?
Ekseninde dönen hararetli bir sohbeti koşturuyoruz. İnişe geçerken, daha sonra da haberleşmek üzere irtibat bilgisi değiş tokuşu yapıyor ve vedalaşıyoruz. Lafta kalmıyor, hakikaten yazışıyoruz ve o bana attığı bir mailde diyor ki;
- Sizin isminiz "Nomen est Omen" kabilinden değerlendirilebilecek bir olay.
- O da nedir? diye soruyorum.
Yanıt; isim kaderdir.
Hemen o anda aklıma anneme, babama bana neden Ufuk adını taktınız dediğimde aldığım yanıtı geldi;
- Biz alsında dört çocuk istiyorduk. İsimlerini de Ufuk, Tan, Doğan, Güneş koyacaktık...
Sonra yaptığım işlerin, yaşam tarzımın hakikaten ismimle ne kadar ilintili olduğunu fark ettim. Zaten sık sık okurlarımdan, danışanlarımdan;
- İşinizle, yaptıklarınızla isminiz ne kadar birbirine uygun tarzında yorumlar aldığımı hatırladım. Garip!
İşte bunları düşündüğüm sırada, televizyonda Beyaz Show'a denk geliyorum ve takılıyorum. Konuklar arasında Modern Folk Üçlüsü, Doğan Canku var. Telefona Hece isimli bir hanım bağlanıyor, şarkı söylüyor. Doğan Canku;
- Aaa ne tesadüf, benim kızımın adı da Hece diyor.
Telefondaki hanım da herkes de çok şaşırıyor, çünkü bu isim çok nadir bulunanlardan... Doğan Canku kızına nasıl isim koyduklarını anlatıyor; kızı doğduğunda asıl niyeti adını Elif Koymakmış. Transandantal Meditasyon Derneğinden bir arkadaşı demiş ki;
- Doğu felsefesine göre öyle ezbere isim konmaz, bilenlere bir soralım.
Sormuşlar birkaç gün sonra gelen yanıt şu;
- İçinde h, e ve c olmalı.
Herkes düşünmeye başlıyor. Akla Hellim, Helin vs geliyor, bir türlü bilinen bir isim bulamıyorlar. En sonunda Ahmet Kurtaran telefon ediyor;
- Hece koyalım o zaman, ne uğraşıyoruz diyor ve miniğin adı Hece oluyor.
Doğan Canku nüfusa kızını kayıt ettirmeye gidiyor, memur;
- Doğan Bey Hece bilinen bir isim değil, bir tane daha isim koymak istemez misiniz? deyince,
- O da; "Olur, ikinci isim olarak Elif yazın" diyor.
Kızının nüfus cüzdanını evde gururla incelerken fark ediyor ki durum şu; Hece Elif Canku. Yani isimde H, E ve C var... Baba müzisyen, anne müzik öğretmeni, Hece şimdi her ikisiyle de ilgili. Şaşırtıcı...
Olayları bağlıyorum, birleştiriyorum veeee...
Hem Serendipity, hem Nomen est Omen düşünmeye değer şeyler olduğu için Nörobik (beyin jimnastiği) yapmanız amacıyla sizlerle uzun tatil öncesi paylaşıyorum.
Kişisel inancım şu ki; hayat aslında planlanmış ama bizim tesadüflerle yaşadığımızı zannettiğimiz müthiş bir sistem, düzenek...
YAZAR: UFUK TARHAN
|